.

 Geçtiğimiz hafta milli takımlarımızın haftasıydı. Basketbolda futbol ve de voleybolda heyecanlı bir o kadarda  stresli bir haftaydı.
Hafta bizi önce heyecanlandırıp sonra strese sokan devamında ise hüzünler yaşanmasıyla sonuçlanan müsabakalara sahne oldu.
 Haftanın ilk heyecanlı maçı Basketbol milli takımımızın ABD karşında adeta potadan dönmesiydi. Normal süresi berabere sonuçlanan müsabakanın uzatma devresi heyecanın zirve yaptığı bir maçtı. Hele son saniyeler anlatılmaz yaşanır.
Uzatma süresinin son 9 saniyesine gelindiğinde milli takımımız hücum yaptı potaya giden oyuncumuz sayıyı yaptı ABD li oyuncu faul yaptı. Hakemler VAR da görüntüyü izlediler hem sayıyı hem faulü hem de kasti faulü verdiklerinde bizim için mucize yaşamak an meselesiydi. Faul atışını yapmadan skor 91-92 öndeydik. Ancak oyuncumuz o kadar lakayt bir atış yaptı ki top çemberin kenarına ancak çarptı. Sayı kaçtı olsun dedik. Kasti faulden dolayı yandan başladık. Ancak ABD yine hemen faul yaptı. İki atış kazandık. Hani sunucuların öve öve bitiremediği Cedi Osman atışların ikisini de kaçırdı ve topu ABD kullanmaya başladığında 4 saniye vardı bitime. Hücum yaptılar Ancak sayıları kaçıranlar bu kez ABD’li oyuncuya lüzumsuz faul yaptılar. Ellerine geçirdikleri fırsatı biz istemiyoruz lütfen siz atın demedi ABD li oyuncu ve iki atışı da sayıya çevirdi 93-92.
 Belki de tarihimizde ilk defa ABD’yi basketbolda yenme şansımızı elimizin tersiyle iterken gruptan çıkma şansımızı da zora soktuk. Büyük çoğunluğa göre ertesi günkü ÇEKYA maçı çantada keklikti ancak ÇEKYA’ dan fark yiyerek   ABD maçında yaşadığımız hayal kırıklığı kahrolmamıza neden oldu. HÜSRAN 1
 Cumartesi akşamı maç öncesi herkesin fark atarız dediği Andora ile karşılaştık. İstanbul da ki milli maçı da yüreğimiz ağzımıza getirip bolca streslenmemize neden oldu. Oyuncular adeta ne yaptıklarını bilmez halde rakibi küçümsemiş havalarıyla ortalık da dolandılar. Pozisyonlara girerken adeta yanındaki müsait olan arkadaşına pas atmak yerine şahsi menfaatlerini takım menfaatlerinin önünde tutarak oynadılar. Nasılsa rakip Andora’ydı. Bence oyuncuların golü atarak popüler olma istekleri gözden kaçmadı.
Son on dakikaya girildiğinde bu kez gol bulamamanın stresi tüm oyunculara yansıdı. Panik havası oyunculardan tribünlere oradan da biz ekran başındakilere yansıdı. Ta ki 89. dakikada Andora defansının bir anlık dikkatsizliği ile bulduğumuz gol tarifsiz bir his, sters içinden bir rahatlık verdi. Sevinmeyi bilemedik zira; Ya 6 dakikalık uzatmada bir aksilik olursa yada hakem ya bir penaltı verirse diye endişelenirken skoru korumak için takımın geriye doğru yaslanması son dakikaları da  saatlermiş gibi hissetmemize neden oldu. Fark atmak yerine buruk bir galibiyet sevinci. HÜSRAN 2
Haftanın en heyecanlı maçları ise Filenin Sultanlarından geldi. Önce heyecan ve  stres yaşattıkları ve zorlukla kazanılan Hırvatistan maçı bizlere Acaba dedirtti.
Ancak turnuvaya kadar rakiplerine tek set vermeyen Hollanda karşında alına 3-0 lık muhteşem galibiyet umudumuzu ve inancımızı tazeledi. Ardından oynadığımız Yarı final maçında Polonya’yı da yenmeleri finalde bize son şampiyon Sırbistan’ı yenebilecekleri inancını verirken heyecanımızı zirveye tırmandırdılar.
Pazar günü maçın oynanacağı Ankara da ki Spor Salonunda yere iğne atılmayacak kadar doluydu. 14 binden fazla seyirci bu ana tanıklık etmek için oradaydılar.
İlk seti Sırbistan ne olduğunu anlayıncaya kadar kazandık. Ancak son şampiyon maça ağırlığını koyunca ikinci sette skora denge geldi. 1-1
Üçüncü sette oyunun her iki taraf içinde gidip geldiği bir set oldu ki azıcık dikkatli olsak o her zaman yaptığımız basit hataları yapmasak rakibin seti alması mümkün değildi ancak Sırbistan bloklarının olmadığı 5 basit topu dışarı atınca öne geçmek yerine geriye düşünce 3. Seti rakip kazandı.
Dördüncü set ise başlarda kötü oynarken umut bağladığımız oyuncuların performanslarının düşmesi bizi geriye düşürdü. Ancak baş antrenörümüz Guidetti riske girerek oyuncularımız değiştirdi. Geriye düştüğümüz seti son anlardaki konsantrasyonla kazandık. Durum 2-2
 Son sete gerçekten iyi başladık hatta öne geçtik. Sırplar şaşkınlık içindeydi. Servis atışımızı karşılayamadılar ve top sahamıza geri geldi o kadar basit bir top du ki mucize oldu 3 oyuncumuz sadece topu seyrettiler ve topa dokunan olmadı. Bir anda şaşkınlaşan kızlarımız art arda yaptıkları hatalarla skor olarak geriye düştü. Birinci maç sayısını geri çevirdik ancak ikincisinde yine çok basit bir hata ile kızlarımız fileye dokunarak hata yaptılar ve şampiyon Sırbistan oldu. HÜSRAN 3
Tabi ki Filenin sultanlarının 2.liğide kıymetli ve övgüye değer ancak bu kadar uğraşıp avantajlıyken basit hatalarla rakibin zorlaması yokken kupayı ellerimizin arasından kayıp gitmesi kahredici.
Yorumculara da bir çift sözüm var takım sayı aldığında ya da güzel bir şey yaptıklarında öve öve bitiremiyorlar yahu bir susun şu şom ağızlarınızı açmayın. Nazar değdirmeyin ne zaman böyle söyleseler ardından basit hatalar yaşadık. Ayrıca Yorumlarda diyorlar ki kızlarımız her şeyi yaptı. Bence kızlarımız her şeyi yapsaydı bugün şampiyon olup kupayı biz kaldırırken İstiklal Marşımız çalınırken ay yıldızlı bayrağımız göndere çekilirdi. Şampiyon olmak için bir 16 yıl daha beklememek dileğiyle.