1956’li yıllar olarak Kıbrıs’ta Makarios isimli bir papaz adadaki Türkleri adadan çeşitli baskılar yaparak uzaklaştırıp, olduğu gibi adaya Rumların hakim olmasını sağlamak amacı ile Türklere çok ağır

 

  1. 1956’li yıllar olarak Kıbrıs’ta Makarios isimli bir papaz adadaki Türkleri adadan çeşitli baskılar yaparak uzaklaştırıp, olduğu gibi adaya Rumların hakim olmasını sağlamak amacı ile Türklere çok ağır baskılar uygulamaya başlamıştır. Ayrıca E.K.O. isimli bir cinayet şebekesi de kurulup Türk köylerini basarak çeşitli cinayetler işlenmekte ve etmekte her akşam üzülerek bu insanlık dışı cinayetleri izliyorduk.
  2. Daha sonra sanıyorum bir Türk subay Dr. Fazıl Küçük Rauf Denktaş tarafından bu rum çetelerine karşı mücadele vermek için ‘’TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLATI’’ nın kurulmuş olduğunu öğrendik. Ayrıca 1958’li yıllar da sık sık organize olarak mitingler düzenlenmekte olup sıra ile büyük şehirlerden halka hitaben ve radyolardan naklen konuşmalar yapılıp davamızı bütün Türkiye ve Dünyamıza duyuruyorduk.
  3. Yine böyle bir gün tabakhanede izliyoruz. Çok ateşli ve milliyetçi biri öyle bir konuşuyor ki son derece etkili. Babam o konuşmanın akışına kendini öyle bir kaptırmış ki ‘’Kabartma Türkün ayranını Kıbrıs’ta yapar Kurban Bayramını’’ halk galeyana gelmiş Ya Taksim, Ya Ölüm  Ya Taksim, Ya Ölüm bağrışları derken tabakhaneye genç bir meslektaş girdi. En alevli yerinde bunların hepsi yallah yallahçı deyince babam hemen adamın gırtlağına yapıştı. Söylenmeye başladı zor ayırdık. Kıbrıs Türkiye’miz için tam bir problemdi. Nihayet rahmetli Ecevit+Erbakan koalisyonunda sonradan öğrendiğime göre Oğuzhan Asiltürk’ün çok büyük gayretleri sayesinde Sayın Ecevit İngiltere’ye gitti. Artık ne türlü uluslararası haklarımız mevcutsa geldiğimde durum çok vahim dedi ve mecliste çok gizli bir oturum düzenlendi. 24 Temmuz 1974 Cumartesi günü idi. Anonslar Kıbrıs’a harekatın başladığını bildiriyordu. Ayrıca ikinci bir harekette Kıbrıs Barış Harekatı tamamlanmış olup, o zaman için çok büyük bir cesaret işi olduğu. Ayrıca gerçek olan bir şey varsa televizyon yayınları yaygınlaşmamış ancak İmroz Gökçeada’da Rum televizyonundan evlerini, işyerlerini kaybetmiş Rum kadınları çocukları ağlaşıyorlar. Tabi hep insanız eğer biz kaybetmiş olsa idik bizler üzülüp ağlayacak idik. Bazen televizyon konuşmacılarının yanlış bir söylemi aklımda kaldığı kadarıyla böyle bir yazıyı düzenlemiş oldum. Saygı ve sevgilerimle, Sayın  Ayşenur Arslan’ın hatırlatması üzerine benim her şeyin bir hayırlısı vardır diyorum. Hatırlatmalar iyi oluyor.