-“Alo Ahmet ağabey! Nasılsın inşallah…” -“İyiyim sağ ol Mustafacığım. Hayırdır pek aramazdın?”

-“Ağabey işim düştü de… Bizim şu oğlana bir iş bulsak.”

-“Bul…”

-“Yahu senin üniversitede bulsak diyorum…”

-“Olur, olur… Sen ayarlarız merak etme…”

.

“Ayarlama” bizim işimiz.

Yeterki iste.

.

Dün gazetelerde okuduğum bu haberde “Hamil-i kart yâkinimdir…” şeklindeki eski adetlerin, yeni şeklini gördüm.

.

Yeni kuşak bilmez yazayım bari.

Eskiden yüksek makamdaki birisi, “tanıdığı birinin işe alınması için veya gönderdiği kişinin işinin görülmesi için” daha alt makamdaki birine kendi kartvizitinin arkasına bu cümleyi yazarak yollardı.

.

Buradaki “Yâkin” kelimesi ile “Yakın” kelimesi karıştırılmamalıdır.

.

Zira, “Yakın” uzaklık bildiren ve uzağın zıddı olarak kullanılır.

.

Yazıdaki “Yâkin” ise “Kesinlik” anlamına gelir.

Yani; “Bir şeyi şüphe duymadan bilmek, yakinen bilmek” anlamındadır.

.

Günümüzde ise işe alımların kolay yolu var.

“Adrese teslim iş ilanı…”

.

Mesela;

Trabzon Üniversitesi, “Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölümü Medeni Hukuk Anabilim Dalı” için “Doçentlik” kadrosuna yönelik iş ilanında şu şart bulunuyor.

“Spor hukuku üzerine çalışmalar yapmak…”

.

Misal;

“Fatih Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı” için “Doktor öğretim üyeliği” kadrosu için de “Keman eğitiminde tam öğrenme modeli üzerine çalışma yürütmesi” koşulu yer almış.

.

Misal;

“Kafkas Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu” kendisine bağlı “Ulaştırma Hizmetleri Bölümü Posta Hizmetleri Anabilim Dalı” na alınacak öğretim görevliliği kadrosu için adaylardan “Uluslararası politik ekonomi alanında yüksek lisans yapmış olma” şartı arıyormuş.

.

Bu üniversitenin başka ilanı ise haberde şöyle yer almıştı;

“Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Programı”a başvuracak adaylarda istenen şart şuydu;

“Doktorasını mikrobiyoloji alanında yapmış olup, okullarda beslenme, gıda mikrobiyolojisi ve çocuk gelişimi alanında çalışmalar yapmış olmak.”

.

Yine aynı üniversite, “Laborant ve Veteriner Sağlık Anabilim Dalı”na alacağı öğretim görevlisi kadrosu için aranan niteliklerde düzenlemeye gitmiş.

Daha önce yayımlanan ilandaki, “Geleneksel atlı okçuluk antrenörlük belgesi” koşulu kaldırılmış ve yerine “Belgelendirmek kaydıyla atçılık ya da hipoterapi alanında en az iki yıllık tecrübeye sahip olma” koşulu getirilmiş.

.

Neden?

“Laboratuvarda at koştursun” diye sanırım.

.

Eski tarihli gazete haberlerinde de buna benzer çok ilana rastlanmadı değil.

.

Misal;

Pamukkale Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi için, “Tıbbi Biyokimya alanında doktora yapmış, UVB ışığının neden olduğu epidermal hücre hasarında mezenkimal kök hücre tedavisi ile ilgili çalışmaları olmak” şartları istenmiş.

Bilin bakalım bu ilana uygun kim varmış?

Haberde açıklıyor;

AKP Denizli Milletvekili Şahin Tin’in yeğeni Yasemin Tin Arslan.

.

Daha önceden “Trabzon Üniversitesi” tarafından verilen ilanda ise;

Üniversite bünyesinde çalışacak büro personeli ilanına başvuru için “İnsansız Hava Aracı Ticari Pilot Sertifikası’na sahip olmak” şartı getirmişti.

.

Tahmin ediyorum dünya var oldukça bu “Torpilli iş ilanları” nın arkası kesilmeyecek…

 

ADALET

Koca Hasan, eskilerin ünlü pehlivanıydı.

Yaş kemale erince o işleri bırakmış kendine küçük bir koyun sürüsü edinerek geçimini hayvancılıkla sağlar olmuştu.

Eskiden beri sevilip sayılan, kimseye zararı olmayan, hak yolunda iyi bir insandı.

.

Bir gün yine alıp koyunlarını, otlatırken şöyle serin bir ağaç gölgesinde dinlenmek üzere uzanmış.

Ancak önceki geceden uykusuz olması ve günün de getirdiği yorgunlukla uykuya dalmış.

Koyunlar boş durur mu?

Bu fırsattan istifade, birkaç yüz metre ötedeki yeşilliğin yolunu tutmuş.

Bu yeşillik, aynı köyde oturan Ramazan diye bir adamın sebze bostanıymış.

Koyunlar bostana girip bostanı darmadağın etmişler ve yemedik sebze, yemedik dal, yaprak bırakmamışlar.

Koca Hasan uyanmış ama artık olan çoktan olmuş.

Aslında oradan uzaklaşsa ve suçu üstlenmese onun yaptığını kimse ispatlayamazmış; ancak Koca Hasan böyle biri değilmiş.

Düşünmüş, taşınmış; ne yapacağını bilememiş.

Almış sürüsünü köyün yolunu tutmuş.

Doğruca Ramazan'ın evine varmış.

-“Ramazan, hal mesele böyle, nasıl oldu anlayamadım, uyuyakalmışım. Benim koyunlarım maalesef senin bostanını telef etmişler. Biliyorsun, benim de köyün hemen yukarısında seninkinden daha büyük bir bostanlığım var. Eğer kabul edersen, o bostanımı olduğu gibi sana bırakıyorum.”

.

Ramazan da kendi halinde bir insanmış. Ayrıca Koca Hasan’la da eskiden beri süregelen bir ahbaplıkları varmış.

-“Ey Koca Hasan, sen gelip söylemesen, ben bostanımı kimin o hale getirdiğini bilemezdim. Büyüklük yapmışsın. Ancak gel gör ki benim durumumu da biliyorsun. O bostan olmasa, çoluk çocuk tüm seneyi aç geçireceğiz. Bu nedenle senin bostanını alacağım; ama hepsini değil. Yarısı sende kalsın, yarısı bende. Böylece ikimiz de bostansız kalmamış oluruz.”

Koca Hasan kabul etmiş ve Ramazan'a da beş koyununu bağışlamış.

Böylece her iki taraf da en az zararla işin içinden çıkmışlar.

.

Bu hikayeyi okuyunca “Eski insanlardaydı o adalet… Şimdi nerdeee!” diyebilirsiniz.

“Adalet mülkün temelidir” diye boşuna söylenmemiş ama uygulayan kim?

Daha yeni yaşadığımız “Anayasa Mahkemesi” ile “Yargıtay” arasındaki anlaşmazlık ortada.

 

ANGELİNA JOLİE

Gazete haberi şöyle;

“Vatandaşlar, Türkan Şoray, Müjdat Gezen, Nejat İşler, Ata Demirer gibi ünlü isimler adlarına açılan sahte hesaplar nedeniyle mağdur oldu.”

.

Sahte hesaplara kanan vatandaşlar hesap sahipleri tarafından istenen bağış, ödeme gibi isteklere kanarak dolandırılıyorlar.

.

Sanal dolandırıcıların fink attığı platformlarda, acemi kullanıcıları dolandıranlar çoğaldıkça çoğalıyor.

.

En son Angelina Jolie’ye toslayan birinin dolandırıcı tarafından aldatılması görsele taşınmış.

 

GAZ VAR GAZ

AKP adaylarının bir bölümünü bu pazar açıklayacakmış.

Eğer içlerinde “Çanakkale” varsa şehrimizin başkanlık seçimlerinin de yönü belli olacak.

.

Eskiden “Ceketimi koysa kazanır” diyenler bakıyorum aynı cümleyi pek kuramıyorlar.

Bunun en büyük açıklaması “Ülgür Gökhan” bence.

20 sene yaptığı başkanlık döneminde, her zaman “Parti oyu ile kendi şahsi oyunu birleştirerek” seçimlere girdi.

.

İddia ediyorum, Mart’ta yapılacak olan seçimde “Bağımsız” olarak adaylığını koysa CHP seçim kazanamaz.

Zamanında rahmetli Reşat Tabak’ın bağımsız adaylığını koyduğu seçim gibi olur.

.

CHP’nin seçimi kazanmasının kriterleri var.

AKP kuvvetli bir aday çıkarırsa CHP kazanır.

AKP zayıf aday çıkarırsa İYİ Partinin şansı artar.

.

Bu seçim CHP için çantada keklik değildir.

Ön seçim yapılmaması parti içinde bölünmelere sebep olmuştur ve gittikçe büyümektedir.

Söylediklerimin adayla ilgisi yoktur, partililer aday belirlenmesindeki tavır sebebiyle iyice şişmişlerdir ve tepki göstermektedirler…

.

CHP bu gazı bir an önce öyle veya böyle almalıdır.

 

YASAKLAR GÜZELDİR

“Yasak olan şeyler lezzetlidir” derler.

“İçki, kumar, sigara, hovardalık” yasaktır ama tatlıdır.

O kadar “Tehlikeli, zehirli ve hastalık yapıcı” oldukları defalarca söylenmesine rağmen hala ısrarla ve inatla yapılır.

.

İşte buna benzer bir olay Mersin’de yaşanmış.

Haber şöyle verilmiş;

“Hatay'ın İskenderun ilçesinde, balon balığı yiyen 7 kişilik aileden taburcu edilen biri, balığı yedikten kısa bir süre aile bireylerinin ağız ve dillerinde şişme olduğunu anlatmış.”

.

“Yemeyin kardeşim zehirlidir” lafına bakmadan, “Yasak” olan zehirli “Balon Balığını” yemişler.

.

Taburcu olan kişi son olarak şu cümleyi kullanmış;

“Balığın tadı aşırı lezzetliydi…”