.

“Çanakkale Boğazı'na inşa edilen 1915 Çanakkale Köprüsü'nün ıslak havuzda çelik şaft montajı tamamlanan Asya yakasına ait 54 bin 800 tonluk kule kesonu, deniz içerisindeki temelin bulunduğu alana römorkörler eşliğinde yüzdürülerek Lâpseki ilçesindeki Şekerkaya mevkiine getirilerek ulaştırma bakanı eşliğinde batırıldı…”
.
Bu haberi okuyunca birden daha önceki senelerde yazdığım yazılar aklıma geldi.
Hani ilk tartışmaya açıldığı zamanlar,
Hani kaça mal olacağı şeklindeki tartışmalar,
O vakitler ulaştırma bakanı olan Binali Yıldırım’ın tarihe geçen sözü…
Hepsi unutuldu.
.
Ama işimiz bu;
Hatırlatmak.
.
Önce tarihçesini hatırlatalım kesin unutmuşunuzdur.
.
Çanakkale Boğazı'na köprü yapma düşüncesi ilk kez 1984-1989 yılları arasında ortaya atıldı.
Daha sonra 1994'te tekrar gündeme gelen köprü projesi için 1995'te ihaleye çıkıldı.
18 yabancı firmanın katıldığı ihaleyi kazanan firma, “Projenin yapılabilir olmadığını” belirterek projeden çekildi.
Proje başlangıçta sadece lastik tekerlekli araçların geçebileceği bir köprü şeklinde tasarlandı.
.
Dönemin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan'ın talimatıyla, proje lastik tekerlekli araç ve demir yolunun üzerinden geçeceği köprü olarak değiştirildi.
Projede ayrıca Ege Bölgesi'ni doğrudan Kapıkule sınır kapısına bağlayacak olan otoban planı da yer aldı.
Böylece Ege Bölgesi'nden Avrupa'ya taşımacılık yapan araçların İstanbul Boğazı ve İstanbul trafiğine yapmış olduğu yük de hafifletilmiş olacaktı. (Bu düşünce mantıklıydı)
Projenin tamamlanması ile Marmara Bölgesinde, Marmara Denizi'nin etrafından dolaşacak olan bir otoyol ringine sahip olunacaktı.
.
3 Mart 2016 tarihinde ise o dönemin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım tarafından köprünün adının “Çanakkale 1915 Köprüsü”, kuleler arası açıklığının Cumhuriyet'in 100. yılına uyumlu olarak 2023 metre olacağı ve 2023 senesine kadar hizmete gireceği açıklandı.
.
Projenin ihalesi 26 Ocak 2017 tarihinde yapılacak ve yetiştirildiği takdirde 18 Mart 2017 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından temeli atılacaktı.
.
İstanbul’u Çanakkale üzerinden Balıkesir’e bağlayacak ve içinde 1915 Köprüsü'nü de kapsayacak “Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe Otoyolu Projesi”, “Yap-işlet-devret” modeliyle yapılacaktı.
.
İstanbul'u Çanakkale üzerinden Balıkesir'e bağlayan projesinin maliyeti;
Otoyol bölümü 9 milyar 843 milyon lira,
Köprü için yaklaşık 15 milyar lira olarak belirlendi.
.
Bu proje için 6,3 milyar metrekare arazi kamulaştırılacak.
Yeni otoyol güzergâhının sağında ve solundaki 100’er metrelik alan koruma bandına alınıp kamulaştırılacaktı.
.
Askıya çıkan projenin tanıtım dosyasındaki bilgilere göre;
Tarım alanı olarak:
4 milyar 518 milyon metrekare
Ormanlık/çalı/otsu bitki alanı olarak:
1 milyar 762 milyon metrekare.
Mera alanı olarak da:
91 milyon metrekare alan kamulaştırılacaktı.
Otoban projesi, Çanakkale Köprüsü hariç 324 kilometre olarak hesaplandı…
.
Yaklaşık 5 milyar dolarlık bir proje olduğunu dile getirilen köprü boyunun 3 bin 869 metre olacağı ve Çelik Asma Köprütipinde yapılacağını belirtildi.
.
Proje kapsamında;
31 adet Viyadük,
5 adet Tünel,
30 adet Köprülü kavşakla
143 adet Alt ve üstgeçit
yapılacak.
.
Daha sonra Başbakan olan Binali Yıldırım, Çanakkale Boğazı’na yapılacak köprüye ilişkin olarak yaptığı açıklamada,
“Çanakkale geçilmez, tarihte kaldı artık. Çanakkale geçilir, her türlü geçilir hale geliyor. Denizden geçiliyor, havadan geçiliyor, şimdi karadan da geçilmiş olacak” deyince kıyamet koptu.
.
Hatta şimdilerde televizyon yayınını kesen Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet
Hakan, 27.10.2016 Perşembe günü yayınlanan köşe yazısında Başbakana şöyle hitap etti:
“Siz 'Çanakkale Geçilmez'i çok yanlış anlamışsınız Binali Bey” Dedi ve “Tarihe geçen ‘Çanakkale Geçilmez’ sözü İşgalci düşmanlar için söylenmiş bir sözdür. Göğüs kabartan bir büyük imana, inada ve kararlılığa işaret eder. ‘Çanakkale geçilmez’ demek; “Yedi düvel bir olsanız da buradan geçemezsiniz” demektir. Çanakkale geçilmez’ demek; ‘Bedr'in Arslanları kadar şanlı askerlere gönderme yapmak’ demektir. Çanakkale geçilmez’ demek; ‘Bu topraklar için toprağa düşmüş askere açılan Peygamber kucağına işaret etmek’ demektir.
Kısacası demem o ki... Çekik gözlü köprü mühendislerine yap-işlet-devret yöntemiyle yaptırılacak olan köprüyle falan Çanakkale geçilmez. Çanakkale'yi köprü yaptırarak geçemezsiniz…”
.
Kampanya ile ilgili Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Süheyla Doğan Ünal yaptığı açıklamada; “Söz konusu projenin yer aldığı 1/100.000'lik Çanakkale-Balıkesir Çevre Planı'na Derneğimiz ve çeşitli kuruluşlar tarafından itirazda bulunulmuş ve söz konusu planın iptal edilmesi için çeşitli meslek kuruluşları tarafından dava açılmıştır. Henüz bu davalar yürürlüğe girmeden, bilirkişi atamaları yapılmadan ve davalar sonuçlanmadan ‘Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-
Savaştepe Otoyolu’ Projesinin ÇED sürecinin tamamlanması ve hatta proje için ihaleye çıkılması hukuk devleti normlarına aykırıdır.” Dedi.
.
Tüm bunlar olurken şu soruyu sormuşum;
324 kilometre yapılacak yol için;
Ne kadar taş, kum, çakıl veya malzeme harcanacak acaba?
Bu malzemelerin ocakları nerelerde olacak?
Bu yol yapımında harcanacak malzemeleri temin etmek için Çanakkale ve yöresinde kaç adet taş ocağı başvurusu yapıldı?
Bu malzemelerin çıkarılması, taşınması esnasında yaşanacak çevre zararları var mı?
.
Tüm bunların dışında gelelim maliyetine;
Geçtiğimiz senelerde GESTAŞ bir açıklama yaparak “3 günlük 19 Mayıs bayram tatilinde 50 bin araca hizmet vererek boğazı geçirdiklerini” açıkladı.
.
İşte bu resmi bilgi bile bize;
2023 yılında bitirilmesi planlanan 1915 Köprüsü için yüklenici firmaya günlük 45.000 araç geçiş garantisi verilmesinin saçmalığını anlatmıyor mu?
.
Bırakın sair günü, bayramlarda geçen araçların bile bu kotayı dolduramayacağı resmi ağızdan itiraf edilmiş oldu.
.
Bu şartlarda köprü bitince ne olacak?
.
45.000 araba sayısının her geçilmeyen tanesi için cebimizden firmaya para ödeyeceğiz.
Geçmeyen her arabanın bedelini Kars’taki, Mardin’deki veya Zonguldak’ta ki vatandaş da ödeyecekti.
.
Köprüden geçiş bedeli olarak 15 Avro + KDV açıklanmıştı. Kısaca hesaplarsak araba başına köprü den geçen (şimdiki kur baz alınırsa) yaklaşık 120 lira verecek.
.
Öyleyse bu hesaba göre bayramda;
50 bin aracı, 3 güne bölersek; günde 16.600 araç geçtiğini rahatlıkla buluruz.
.
Köprü olsaydı;
Firmaya 45 bin araç garantisi verdiğimize göre;
45.000 araçtan (taahhüt edilen araç sayısı), 16.600 aracı çıkarırsak (Bayramda bir günde geçen araç sayısı) geriye 28.400 adet fark kalacak.
Bizim firmaya ödeyeceğimiz günlük para ise;
28.400 araç X 120 lira eşittir; 3 milyon 408 bin lira olacak.
3 günlük bayram tatilinde geçmeyen arabalar için bile cebimizden ödeyeceğimiz para 10.224.000 lira olacak.
.
Tüm bu parayı sadece ve sadece bayramlarda insanımız sırf çile çekmesin diye cebimizden firmaya vereceğiz. (Tabi sair zamanda, bayramda geçen bu araç sayısının yarısına bile ulaşmak mümkün değil o ayrı)
Eskiden devletin yaptığı köprüyü, şimdilerde şirkete yaptırıp cebimizden ödeten iktidar, “Biz yaptık” diye övünmeye devam ediyor.
.
Yazının başındaki haberde şöyle diyordu ya:
“54 bin 800 tonluk Kule kesonu batırıldı…”
Köprünün maliyet hesabını yaptığımıza göre;
O tonajdaki Kule Kesonu denize mi battı?
Yoksa yüreğimize mi battı?
Siz karar verin…