18 Mart’ı törenlerle kutladık. Büyük bir gururla, büyük bir coşkuyla.

Atalarımızın gösterdiği kahramanlıkları şerefle, minnetle ve şükranla anıyoruz.

.

18 Mart törenleri öğrencilik yıllarımızda Cumhuriyet Meydanı alanında kutlanırdı.

Tüm ilk, orta ve lise seviyesindeki öğrenciler okullarıyla birlikte alana dolar ve geçit törenini beklerdi.

.

Askeri bando törende yerini alır ve marşlarını çalardı.

Daha sonra Vali, Belediye Başkanı, Boğaz komutanı ile diğer sivil ve askeri ünvanlı kişiler konuşmalar yapar, öğrenciler şiirler okurdu.

.

12 Eylül’ün yakın öncesinde 18 Mart törenlerine dışarıdan otobüslerle gruplar gelmeye başlamıştı.

Milliyetçi akımı temsil eden bu gruplar sloganlar atarak geçit töreninden geçerlerdi.

Çanakkaleliler olarak bunlara pek alışık olmadığımızdan, katılmazdık.

.

Okullarımızın bando takımı başta olmak üzere öğrenciler olarak geçit töreninden geçerken içimiz ürperir ve tüylerimiz diken diken olurdu.

.

Hava bazı yıllar güneşli olurken, bazı yıllar soğuk olurdu.

Ama biz hiç aldırmazdık.

.

Halk bütün yol boyunca dizilir ve törene ellerindeki bayraklarla coşkuyla katılırdı.

Çocuklar askerlerin yürürken çıkardıkları ayak seslerine eşlik eder, ayaklarını yere sertçe vurarak onları taklit ederdi.

.

18 Mart törenleri, zaman zaman üst seviyede siyasetçilere de ev sahipliği yaptı.

18 Mart 1990 tarihindeki Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Törenine o tarihte 8. Cumhurbaşkanı olan Turgut Özal katılmıştı.

Henüz 4.5 ay önce seçilmişti.

.

O tarihte SHP’den seçilmiş Belediye Başkanı olan İsmail Özay, “Cumhurbaşkanının halkoyu ile seçilmesini istiyordu”

Bu sebeple Çanakkale Zaferi’nin 75. Yıldönümü törenleri için karayoluyla Çanakkale’ye gelen Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı karşılamak üzere il sınırına gitmemişti.

.

Ardından Cumhurbaşkanı Turgut Özal tören alanına girerken “İsmail Özay, ayağa kalmadı” şeklinde haberler çıktı.

.

Daha sonra tören konuşmasını yapmak üzere kürsüye çağrılan İsmail Özay, konuşmasına “Sayın Başbakan, Sayın Bakanlar” diyerek başladı ve “Cumhurbaşkanının ismini” saymadı.

.

Başkan İsmail Özay, konuşmasının bir bölümünde de şu cümleleri kullandı;

“Halkın desteği ile gelmeyenler tarihin karanlığında boğulacaktır.”

.

Bu konuşması protokol tribününde oldukça tepki çekti.

.

Konuşmasını tamamlayarak şeref tribünündeki yerine dönen Çanakkale Belediye Başkanı İsmail Özay, orada bir sürprizle karşılaştı…

.

Koruma polisleri, Belediye Başkanı İsmail Özay’ın yerine acele ile Milli Savunma Bakanı Sefa Giray’ın eşini oturtmuşlardı. Başkan Özay ayakta kalmıştı.

.

Tören alanını terk etmeyi düşünen Özay, bir zabıta memurunun getirdiği sandalyeyi alarak uzak bir köşeye oturdu…

.

Tören konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen Turgut Özal’ın oldukça sinirli olduğu görülüyordu.

Konuşmasında “Marksizim ve Komünizm teslim bayrağını çekti. Ancak bizde hala bu fikriyatından vazgeçmeyen insanlar var. Ama birkaç soyu kırık çıksa da bu millet onlara hiç yüz vermeyecektir.” diyerek isim vermeden Özay’ı eleştirdi.

.

Kürsüden iner inmez, Başbakan

Yıldırım Akbulut’a, “Çanakkale Belediye Başkanı İsmail Özay’ın görevden alınması talimatını” verdi…

.

Çanakkale Valisi Muzaffer Ecemiş aynı gün İçişleri Bakanlığı’na bir yazı yazarak, İsmail Özay’ın geçici olarak belediye başkanlığı görevinden alınmasını istedi…

.

Vali, görevden alınma yazısını Başbakan Akbulut onuruna verilen Türk Sanat Müziği konseri sırasında imzaladı.

.

Saatler aynı gün yani 18 Mart 1990’ın gece yarısını gösterdiğinde siyasi polisler Çanakkale Belediye Başkanı İsmail Özay’ın evine giderek “Görevden alındığına ilişkin yazıyı” tebliğ ettiler…

.

Çanakkale Belediye Başkanı İsmail Özay 4 saat içinde görevinden alınmıştı…

.

İsmail Özay daha sonra verdiği bir röportajda şunları söyledi; “Cumhurbaşkanı seçilme yöntemini beğenmedim. Bu konuda partimin politikasını tutarlı buluyorum. Bir kere Cumhurbaşkanı’nı karşılamaya gitme zorunluluğu yok. Daha önemli işlerim vardı... Bu konuşmamı sansasyon olsun, diye yapmadım. Olayların bu kadar gelişeceğini düşünmedim. Özal’a yüklenmek için konuşmadım. Özal’ı hedef almak için yapmadım. 18 Mart’ın politize edilerek kutlanması yanlıştı… Sayın Özal geldiği zaman herkes ayağa kalktı. Nezaket kaideleri benim de ayağa kalkmamı gerektirir ve kalktım. İsteyerek mi, istemeyerek mi kalktım, o ayrı bir konu. Fakat erken oturdum çok uzun ayakta kalmanın yağcılık olacağını düşündüm. Hiçbir yasada tören konuşmalarında, sayın cumhurbaşkanı ile başlanır, saygılarımla biter diye kaide yok…”

.

Yakın tarihte de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan için, “Ben de talimatını verdim. Bu belediye başkanını 18 Mart’ta Çanakkale törenlerinde konuşturmayacaksınız. Bunun hesabını verecek” demişti.

.

Törenler artık eskisi gibi meydanlarda değil stadyumlarda kutlanmaya başlandı.

Vatandaşlar içeri alınırken yoğun bir şekilde üst aranmasına tabi oluyorlardı.

Hatta Belediye Başkanının bile üstü arandı.

.

18 Mart’ta bunları da yaşadığımızı da unutmayalım…

 

18 MART DENİZ ZAFERİ

Tarihinde hiçbir yenilgi almamış olan İngiliz donanmasının silah, teknoloji ve başarı açısından kendine güveni tamdı.

Dünyanın yenilmez donanması, Fransa’nın da desteği ile dünyanın en büyük armadasını oluşturuyordu.

Bu donanmaya karşı gelebilecek hiçbir güç düşünülemezdi.

Hele ki yıpranmış, teknoloji açısından zayıf ve parçalanmak üzere olan Osmanlı, bu armada ile asla baş edemezdi.

.

İtilaf devletlerinin deniz harekâtı 19 Şubat 1915’te başladı.

13 Mart 1915’e kadar düşman gemileri tabyaları top ateşine tuttu, mayın tarama gemileri olabildiğince yol açtı.

Bir ay boyunca yapılan binlerce mermi atışının ardından çok da büyük bir gelişme elde edilememişti.

.

18 Mart’a kadar geçen bu dönemde boğazın girişinde bulunan Rumeli yakasındaki Seddülbahir ve Ertuğrul tabyaları tahrip edilmişti.

17 Mart 1915’te Amiral Carden’in yerine Amiral de Robeck’in atanmasıyla 18 Mart da gerçekleşecek plan uygulanmaya konuluyordu.

Plana göre; 18 Mart sabahı 3 deniz tümeninden oluşan düşman filosu boğazda belirdi.

Filonun en güçlü gemilerinden oluşan 1. tümen bizzat Amiral de Robeck tarafından kumanda ediliyordu.

.

“Queen Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson” muharebe gemilerinden oluşan 1. tümen saat 10:30’da boğazdan içeri girdi.

Planlanan noktaya ulaşıldığında;

Queen Elizabeth hedefi Rumeli Mecidiye Tabyası,

Lord Nelson’un hedefi Namazgah Tabyası,

İnflexible hedefi ise Rumeli Hamidiye Tabyası idi.

.

Saat 12:00 sularında “Çimenlik, Rumeli Hamidiye ve Anadolu Hamidiye” ateş almıştı.

3. tümene ait olan iki İngiliz gemisi Triumph ve Prince George hattın kıç omuzluklarında yerlerini almış “Rumeli Mesudiye ve Yıldız Tabyalarını” hedeflemişlerdi.

.

Planın ikinci aşamasında Türk bataryaları üzerinde yeteri kadar üstünlük sağlanabilirse Albay Hayes Sadler komutasındaki 2. tümen devreye girecekti.

.

“Ocean, İrresistible, Albion, Vengeance, Swiftsun ve Majestic’ten oluşan 2. Tümen” 3. tümenin yerini alacaktı.

.

Fakat 2. tümen gelmeden önce beklenmedik bir şey oldu.

Saat 14:00’e doğru “Suffren” büyük bir hızla Boğazı terk etmekte ve “Bouvet” de onu izlemekteydi.

A hattını geçmek üzereyken Fransız gemisi Bouvet’de bir iki patlama oldu ve Anadolu Hamidiye Tabyasınca ateş altındayken 3 dakika içinde sulara gömüldü.

.

İtilaf donanmasında büyük bir şaşkınlık yaşanmıştı.

“Queen Elizabeth ve Agamemnon” dışındaki bütün gemiler ateşi kestiler.

Muhripler ve istimbotlar personeli kurtarmaya gittiklerinde 20 kişi kurtarılabilmiş, 603 kişi sulara gömülmüştü.

.

Bu arada 12:30 sularında “Goulois” isabet almış ve ağır yaralarla boğazı terk ediyordu. 15:30 sularında mayına çarpan “Inflexible”ın durumu kötüydü ama yoğun çabayla Bozcaada ya ulaştı.

.

Saat 15:14’de “İrrisitible”de korkunç bir patlama duyuldu.

Saat 16:15’te tabyalarda uzaklaşmak isterken bir mayına çarptı.

.

Bu bölgede bir gece önce Nusret’in döktüğü mayınlar hiç hesapta yokken can alıyordu.

.

Bu sırada “Seyit Ali Onbaşı” tek başına taşıdığı “215 kg'lık” topu kundağa yerleştiriyor ve “Ocean” ı durmadan yaralıyordu.

18:05’te geri çekilirken Ocean mayına çarptı.

.

“Lord Fisher” gibi ordusuz bir donanmanın başarıya ulaşamayacağını söyleyenler haklı çıkıyor, “De Robeck ve Churchiil” gibi hala “Donanma ile boğazları zorlayıp İstanbul’a çıkabileceği düşüncesi” yeni hareket planları doğuruyordu.

.

Türk tarafı ise, 18 Mart’ta kazandığı zaferden dolayı kendisine olan güvenini tazelemiş, Çanakkale’nin Boğazlardan geçilemeyeceğini tüm dünyaya göstermişti.

.

Bu zaferin ardından, Müttefiklerin kaçınılmaz kara harekâtına karşı Türk tarafı da son sürat hazırlıklara başlamıştı.

Çanakkale’de 5. Ordu oluşturulmuş başına da “Mareşal Liman Von Sanders” getirilmişti.

Kıyılar dikenli tellerle çevriliyor, birlikler önemli yerlere yerleştiriliyordu.

Müttefik çıkarmasını bekleyen bir başka kişi ise 19. İhtiyat Tümeni’nin başında bulunan “Yarbay Mustafa Kemal” di.