Siyaset için kim ne dese boş. Her şey bir anda değişiveriyor.

Muharrem Erkek için bakanlığı garanti iken, bir seçim yüzünden ne oldu?
Diğer taraftan bakanlık beklediği sürekli dillendirilen ve 3 dönem kuralına takılıp vekil olamayan Bülent Turan’a ne oldu?
.
Kaybeden Çanakkale oldu elbet.
İçimizden bir bakan çıksaydı fena mı olurdu yani?
.
Olmadı.
Kısmet değilmiş.
Bir daha ki sefere inşallah…

 
Yıllardır parti içinde çalışmalarını sürdüren il ve ilçe başkanlıkları yapmış, Belediye Meclis üyeliği yapmış olan İsmet Güneşhan’ın bu hizmetini partilileri milletvekilliği ile taçlandırdı.
.
Yine partisinde uzun yıllar hizmet vermiş başkanlıklar yapmış olan Rıdvan Uz da, bir dönem önce burun farkıyla kaybettiği milletvekilliğini sabırla bekleyerek aldı.
.
Milletvekilliği yaptıktan sonra bir dönem bekletilen ve belediye başkanlığına aday olarak gösterilen Ayhan Gider de partisine yaptığı hizmetin ve sadakatin karşılığını milletvekilliği olarak aldı.

 
Şimdi kongreler başlıyor.
Yeni delegeler,
Yeni il ve ilçe başkanları seçilecek.
Siyaset sahnesinde yeni yer alanlar, bu seçimlerde kendilerine bir yön belirleyecek.
Gruplaşmalar olacak.
Kuvvetli olan kazanacak.
Partilere yeni yüzler gelecek.
Yeni siyasetçiler meydana çıkacak.

 
Seneye yerel seçimler var.
Herkes hedefini buna göre belirliyor.
Kimi başkan olmak için, kimi muhtar olmak için, kimi de meclis üyesi olmak için harekete geçti ve şimdiden taşlar yerine oturmaya başladı bile.

 
Çanakkale bir kenara büyükşehir belediyeleri için seçimler epey renkli geçecek gibi.
.
Erdoğan, elinden sabun köpüğü gibi kayıp giden bu belediyeler için muhakkak bir planı vardır.
Ama öyle, ama böyle onları almak isteyecektir.
.
Geçtiğimiz dönemde CHP ve İYİ Parti’nin birlikte hareket etmesi dolayısı ile büyükşehirleri alan bu iki ortağın arası Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında bozuk gibi.
Eğer yine ortak aday konusunda anlaşamazlarsa ellerinden sabun köpüğü gibi uçacak başkanlıkların arkasından bakıp duracaklar.

 
Bir diğer taraftan AKP, yeni anayasa hazırlıklarına yeniden hız vermiş gözüküyor.
Hangi maddeleri değiştirecek, hangilerinden bu vatandaş rahatsız bilemedik.
Net bir şekilde açıklasalar da bilsek.
.
Geçen dönem hazırladıkları metni dayatma usulü ile halka arz ederlerse epey gürültü çıkacağı muhakkak.
Yeni anaysa yapılacaksa taslağı muhakkak muhalefet partileri ile bir araya gelerek oluşturulmalı.
Muhalefetin olmadığı Anayasa süreci sancılı olacaktır.

 
Rahmetli bir büyüğüm şöyle derdi:
“Siyasette ne diyeceğini değil, ne demeyeceğini iyi bileceksin…”
.
Haklı mı?
Haklı…
.
Şu örnekle bunu teyit edebiliriz.
.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, kabinesinde Hazine ve Maliye bakanı olarak görev verdiği Mehmet Şimşek için:
“Bunlar Halkbank’ı dolandırmaya çalışıyor” demişti.
.
Aynı şekilde eski Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati “İngiliz pasaportlu adam” demişti.
.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise Şimşek için “Kiralık şahıs” ifadesini kullanmıştı.
.
“Seksenler” dizisini bilmeyeniniz yoktur.
Ekranlarımızı yılladır süslüyor.
Bu dizide bir karakter olan Ergun Plak’ın sahibi olan Ergun, en yakın arkadaşının kız kardeşi Nazlı’ya asılmaktadır.
Fakat Nazlı kendisinden küçük olduğundan buna sürekli olarak “Abi” demektedir.
Plakçı Ergun ise buna her seferinde bozulur ve “Abi deme lazım olur” şeklinde cevap verir.
.
Şimdilerde MHP’liler, İYİ partililer için sürekli “İP” diye bahsederek bir nevi küçümseme tavrı göstermekte ve iki parti arasında bir duvar örmekteler.
.
Ancak siyaset bu.
“İP” demeden önce iyi düşünmek lazım.
Bakarsınız yakında bu iki parti bir araya geliverir ve bir şekilde lazım olur…
 

 
Başka bir tarafa bakıldığında ise 6’lı masa ortaklarından Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu DEVA, Saadet ve Demokrat Parti’ye ortak grup kurma çağrısı yaptı.
CHP’den aldıkları milletvekilleri ile grup kurma çabası içine giren partiler, yanlarına Demokrat Parti’yi de almak istiyorlar.
Bilindiği üzere DEVA Partisi’nin 15, Gelecek Partisi’nin 10 ve Demokrat Parti’nin 3 Milletvekili var. Saadet Partisi’nin ise 10 Milletvekili var.
.
Bu durumda Anayasa hazırlıkları yapan AKP için bu 38 vekil oyu az değil.
.
350 milletvekili ile referanduma giderek, 400 vekil oyu ile direkt olarak anayasayı değiştirme gücüne sahip olabilecek Erdoğan için fena bir sayı değil.
.
Meclisteki Milletvekilleri sayılarını şöyle bir hatırlayalım:
AKP     267
CHP     130
YSP     57
MHP     50
İYİ        44
DEVA   15
SP       10
GP       10
YRP     5
TİP       4
DP       3
Emek   2
HDP     2
DSP     1
Bu tabloya bakarak AKP, MHP; YRP, DSP oylarının toplamı: 323 ediyor.
Referanduma gitmek için AKP’ye daha 27 oy lazım.
.
Meclisten direkt olarak Anayasayı geçirmek için ise: 77 oy lazım.
.
Önümüzdeki günlerde siyaset sahnesinde neler olacak göreceğiz?
 
 
DERDİN NE?
Sosyal Medyada dolaşan bu metni yayımlamak istedim.
“Birileri kendisine ders çıkarır belki” diye.
.
Çakalın biri aç kalınca kasabaya inmiş.
Sütçünün süt çanağını devirmiş, sütü de içmiş.
Fırıncının tezgâhından ekmeği kapmış yemiş.
Nihayet bir kasabın vitrininden kocaman bir but kapıp bir güzel mideye indirmiş...
.
Çakalın ve etin kokusunu alan kasabanın tüm köpekleri toplanmış, çakalı yakalamak için ardı sıra koşturmuşlar...
.
Çakal önde, köpekler de arkada, amansız bir kovalamaca koşuşturmaca başlamış ama bir süre sonra, sütçünün köpeği yorulup takibi bırakmış.
.
Bir müddet daha geçince de bu sefer fırıncının köpeği de yorulunca, çakalı takip etmekten vaz geçmiş.
.
En son, kasabanın çıkışına yakın bir yerde kasabın köpeği de pes etmiş ve yorgunluktan dili bir karış dışarıda geriye dönmüş…
.
Çakalın arkasında kala kala bir tek demircinin köpeği kalmış.
Çakal önde demircinin köpeği arkada ısrarlı bir kovalamaca devam etmiş.
Kasabadan çıkılıp kırlara varıldıktan sonra tepelere doğru çıkılmaya başlanmışken çakal dayanamamış, durmuş ve demircinin köpeğine öfkeyle seslenmiş;
“Yahu arkadaş! Sütçünün sütünü içtim tamam, fırıncının ekmeğini yedim o da tamam, hadi kasabın etini kaptım ama buna rağmen onlar bile pes etti peşimi bıraktı. Lan ben demirciye ne yaptım ki bir türlü ayrılmıyorsun peşimden?”
.
İşte, Çakalın anlamadığı da bu:
Demircinin köpeği menfaat peşinde değil, sadece adalet peşinde…
.
Çakalın kafasındaki sistem karşılıklı menfaate dayalı bir kapitalist sistem... Demircinin köpeğindeki ise, evrensel hukuk...
.
“Seni cezalandırmam için bana zarar vermen şart değil. Sen, başkalarına zarar verdiğin için suçlusun” diye düşünüyormuş demircinin köpeği...
.
O yüzden hikâyedeki çakallar, demircinin köpeği gibi yalnızca hak peşinde koşanları asla anlayamayacak ve aptalca bulacaklardır.
Ama demircinin adalet bekçileri de her zaman var olacaktır...
 
SOSYAL MEDYADAN
Seçimden 10 gün sonra dolar, TL’ye karşı %16 değer kazandı.
.
Her şey seçim içindi.
.
Kurlar 9 aydır TCMB rezerv satışı, sermaye kontrolleri ve sözlü müdahale ile baskılanıyordu.
Yay şimdi gevşetilse de nerede gerçek bir piyasa dengesi oluşacağı belirsiz.
Bu seviyede bile şirketlerin döviz alması yasak, tek satıcı TCMB.
Kurlar bu seviyede kalsa bile KKM’'ye ödenecek kamu kaynağı bu sürede 200 Milyar TL’yi aşacak.
.
Kur artışı enflasyonu arttıracak.
Bu artışın hepsi Haziran enflasyonuna yansımayacağı için ücretler yazın enflasyon karşısında yine eriyecek.
Kötü ekonomi yönetiminin ve “Faiz sebep, enflasyon netice” safsatasında ısrarın bedelini bir kez daha sabit gelirli vatandaşlar ödeyecek.
.
Bununla da bitmeyecek, devreye maliye politikası da girecek.
.
Korkarım ki pek yakında sabit gelirlilere yönetilen fiyatlara yapılan zamlar ve dolaylı vergilerle bir darbe daha vurulacak.