Şimdi gelelim fasulyenin faydalarına…

Neredeyse bir deyim olarak günlük hayatımıza giren bu cümlenin anlamı şudur: “Artık boş boş konuşmayı bırakalım da konuşmamız ve halletmemiz gereken şeyleri halledelim…”
.
İşte bu manada bizim halletmemiz gereken şudur:
“Ne olacak bu BioNTec’in hali…”
.
“Çip takacaklar” filan derken, söylentiler doğru çıkacak gibi.
.
Ben aşıdan yanayım baştan söyleyeyim.
Ancak dünyadaki haberlere bakınca bu aşılarla ilgili birçok problem olduğu söyleniyor.
.
Haberler şöyle
“Başta BioNTech olmak üzere, mRNA tabanlı aşılardan olanlarda GBS (Guillain-Barre Sendromu) diye bilinen kas zayıflığı, yüz, kol, bacak ve vücudun diğer pek çok bölgesinde karıncalanma, uyuşma, his kayıplarına neden olma, felç hatta ölümle sonuçlanan yan etkiler görüldü.
.
mRNA ve diğer aşılarla aşılanan birçok kişide kalp kası iltihabı da (Post-Vach-Myokarditis) tespit edildi.”
.
“Bırak bu işleri Devlet su işleri” demeyin.
İşte haberin devamı:
“Almanya, aşı mağdurlarına şiddet derecesine bağlı olarak ayda 811 Euro aylık bağlamayı kabul etti. İş kaybı olanlar ile tedavisi masraflı olanlara ise 15 bin Euro ödenecek.”
.
Bu mağduriyetlerin aşılardan meydana geldiği tespit edilmiş ki adamlar tazminat ödemeye başlamış bile.
.
Peki biz ne yapacağız?
.
Her zaman yaptığımızı:
“Bekleyeceğiz…”
.
Bu arada her ateşlenen, her döküntüsü olan “Aşıdan oldu” demesin.
Hiç alakası bile yokmuş.
Özel tıbbi araştırmalar sonucu ortaya çıkıyormuş…
Hani boşuna da kuruntu yapmayın…
 
***
ALLAH VERSİN
AKP Grup Başkan Vekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan demiş ki: “Altılı masa hiç bir konuda ortaklıkları yok. Hiç bir konuda ortak yaklaşımı olmayan bir ekibin bu millete hiç bir faydası olmaz...”
.
Emekli Anayasa Mahkemesi üyesi ve Anayasa Hukuku Profesörü Dr. Fazıl Sağlam ise masanın uzlaştığı öneri metnini analiz ederek şunları söylemiş:
“Öneride beni en çok etkileyen nokta, birbirinden oldukça farklı görüş ve ideolojilere sahip altı siyasal partinin 1982 Anayasası’nda 82 maddeyi kapsayan köklü bir anayasa değişikliği konusunda uzlaşmaya vararak ortak bir metin ortaya koyabilmiş olmasıdır. Siyasal alanda uzlaşma kültürüne oldukça yabancı bir ülkede bu olay bence başlı başına büyük bir başarı sayılmalıdır…”
.
Benim gibi yaşı azıcık geçkin olanlar 12 Eylül öncesini rahat hatırlar.
.
İki partinin bir araya gelemeyip, birbirlerini hırpaladığı yıllar. (CHP-MSP koalisyonu hariç)
.
Daha sonra ANAP dönemi.
Kutuplaşan ülke.
.
Şimdide AKP dönemi.
Kutuplaşan ülke.
.
Böylesine birliktelikleri özlemişiz.
Hele metne dökülüp, altına imza koyulan ortaklıklar içimizi ısıtmıyor değil.
.
Bülent Turan’ın söyleminden “Kıskançlık” okuyorum sanki.
Kendilerinin oldukça ihtiyacı olan böylesi güçlü ortaklığa sahip olmamasının verdiği rahatsızlık olsa gerek.
.
Düşünün hele.
6 parti.
5 sağ görüş, bir tanesi sol görüş…
Hepsinin tek amacı ülkeye hizmet olunca sağın, solun anlamı kalmıyor.
Aklın tek yolunda birleşiveriyorlar.
Birleşemeyenler kıskansın.
.
Altına imza atılan metin, dün televizyonlarda gece yarılarına kadar tartışıldı.
Sonuç?
İtiraz eden yok.
.
Daha önce var olup, kaybolan kurallar zincirinin tezahürü gibi.
Bazı radikal kararlar da var elbet.
.
Kıskançlık olması normal.
İnsanın doğasında var.
Bastırmak ise kolay değil…
Birliktelik güzel.
Demokrasinin gereği.
Ne diyelim:
“Allah olmayana da versin…”
 
***
DÜZEN BOZULMUŞ
Mutabakat Metninin vurucu tarafları da var.
Öyle yerden girmişler ki, Üüüff…
.
Demişler ki:
“Cumhurbaşkanının 7 yıl süreyle bir dönem seçilebilmesine, seçildikten sonra partisi ile ilişiğinin kesilmesine ve görev sonrasında aktif siyasete dönememesine ilişkin düzenleme yapacağız…”
.
Neden?
.
Muharrem Erkek:
“Cumhurbaşkanının görev süresi biterken yeniden seçilme adına partilerle istişarelere girmesin, onlarla işbirliği yapmasın istedik.” mealinde açıklama yaptı.
Hani ortama bakınca bu maddenin neden konduğunu da anlamış olduk…
.
Bunun yanı sıra demokrasi anlamında birçok yeni uygulama da olacak.
.
Misal:
“En son yapılan milletvekili genel seçiminde en az %1 oy alan siyasi partilerin hazine yardımından faydalanmasını sağlayacağız.”
.
“Seçim barajını %3’e düşüreceğiz.”
.
“Siyasi partilere ve adaylara yapılan belirli miktarın üzerindeki bağışların ve seçim dönemlerinde yapılan tüm harcamaların kamuoyuna açıklanmasını zorunlu tutacağız.”
Bu da güzel.
Gizli destek yok.
Her şey meydanda olacak…
.
“Türkiye Varlık Fonu’nu kapatacağız.”
Hani şu denetime kapalı olan fon…
.
Yurtdışına giden paralarımız kollanacak:
“Yolsuzluktan elde edilen ve yurtdışına kaçırılan gelirleri ülkemize geri getirecek, bu çerçevede ‘Malvarlıklarının Geri Alınması Ofisi’ni kuracağız.”
.
Şu meşhur “İhale yapılmadan verilen işler” kısmına ithaf edilmiş sanki:
“4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nu Avrupa Birliği normlarına uygun olarak yeniden düzenleyeceğiz.”
.
ENAG ile TUİK zaman zaman zıtlaşıyor ya.
Onu ortadan aldıracak bir uygulama:
“TÜİK istatistiklerinin akademisyen ve uzmanlardan oluşan komisyonlar tarafından düzenli biçimde kalite ve güvenilirlik kontrolüne tabi tutulmasını zorunlu hale getireceğiz.”
.
“Cumhurbaşkanlığı’nı Çankaya Köşkü'ne taşıyacağız. Cumhurbaşkanlığı kullanımındaki saray, köşk ve yalıları halkın kullanımına açacağız.”
Bunu açıklamaya gerek yok sanırım.
.
“Kaynakları ‘Kanal İstanbul’ gibi rant projeleri için değil ‘Güney Doğu Anadolu Projesi (GAP)’, ‘Doğu Anadolu Projesi (DAP)’, ‘Konya Ovası Projesi (KOP)’ ve ‘Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP)’ kapsamındakiler başta olmak üzere tarımsal sulama projelerinde kullanacağız.”
.
“Çalışanlar üzerindeki vergi ve sigorta prim yükünü indireceğiz.”
Çalıştığının yarısı vergiye gidenler için…
.
Stopajdan yılmış işyeri kira olanlar için müjdeli bir haber:
“İşyeri kira ödemelerinde stopaj oranını sıfırlayacağız.”
.
Gençler! Sınav stresi bitiyor…
“Üniversiteye geçişte yılda bir defa yapılan sınav yerine çoklu sınav imkânı sunacağız.”
.
Eskiye dönüş başlıyor.
“Zorunlu eğitimi 1 yıl okul öncesi eğitim, 5 yıl ilkokul, 4 yıl ortaokul, 3 yıl ise lise olmak üzere uygulayacağız.”
.
Bu aralar iktidarın pek ağzına almadığı Kanal İstanbul Projesi unutulmamış:
“Kanal İstanbul projesini göreve başladığımız gün iptal edeceğiz.”
.
Çevrecilerin bayram edeceği bir duyuru:
“Yeni termik santral yapmayacağız.”
.
Daha binlercesi var.
Çoğu eskiden olup, değiştirilen maddeler.
Düzen nasıl bozulduysa artık.
 
***
İHRACATTA REKOR
İhracatta rekor olduğunu açıklayan iktidar, bununla övünüyor.
.
Haklı mı?
Haklı.
.
Nihayetinden ekonomik tabloda görülen bu.
.
Soru şu:
İthalat ne oldu?
.
Onu sormayın…
Zira iktidar, o konulara hiç girmiyor.
.
Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) iş birliğiyle oluşturulan geçen yılın aralık ayı ve 2022 yılı geneline ilişkin geçici dış ticaret verileri açıklandı.
.
İhracat:
“Ocak-Aralık 2022 döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12,9 artarak 254 milyar 172 milyon dolara çıktı.
İşte artış ortada.
Denilen doğru ve “ihracatta rekor var.”
.
İthalat:
“İthalat da yüzde 34 artışla 363 milyar 711 milyon dolara ulaştı.”
Bir rekor da ithalatta.
Hani bahsedilmeyen.
.
Böylece Dış ticaret açığı:
109.539 oldu.
.
Eee?
Ne olacak şimdi?
.
Aynı Bektaşi fıkrası gibi.
.
Bektaşi'ye “Neden namaz kılmıyorsun?” diye sormuşlar.
“Cenab-ı Allah Kuran’da namaza yaklaşmayın buyuruyor” cevabını vermiş.
“Ama o ayetin başında ‘İçkili iken’ yazıyor” diye hatırlattıkları zaman da, Bektaşi:
“Ben hafız değilim, o kadarını bilemem…” demiş...
.
-“İhracatta rekor kırdınız tamam da, ithalatta da rekor var?”
-“Ben ekonomist miyim? O kadarını bilmem…”