Herkes 6’lı masanın adayını merak edip duruyor.

Ben size buradan söyleyeyim:
“Kemal Kılıçdaroğlu…”
.
Yahu bunu bilmeyecek ne var?
.
Cumhur İttifakının bunu bilmediğini mi zannediyorsunuz?
Bilmemesi mümkün mü?
.
Şimdi eğri oturup şöylece akıllı bir yorum yapalım.
.
Önce Cumhur İttifakından başlayayım:
AKP neden çabalıyor, Neden çırpınıyor?
EYT’ler, Asgari Ücretler, Emekli zamları, Borç ertelemeler, Ceza afları, teşvikler, v.s…
.
Çünkü;
Oylar nanay.
.
Oyları eksilmese AKP böyle şeyler yapar mıydı?
Şimdiye kadarki seçimlerde bu kadar kapsamlı yaptı mı?
.
Peki bunları yapmakla eski oylarını alabileceğini mi zannediyorsunuz?
Bence çok iyimsersiniz.
.
AKP şimdiye kadar böylesine dibe vurmuş bir ekonomik ortam ile hiçbir seçime girmedi.
“Tencere tava hükümet düşürür” lafı ortada.
.
Verilen zamlar çoktan eridi.
Halk bunu pazara, markete gidince anlıyor zaten.
Birinci sebep bu.
Ekonomik…
.
AKP oyları;
Temel Mollaoğlu, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu tarafından emildi.
Onlar bu kadar oyu nereden alıyorlar sizce?
Gökten zembille inmedi ya.
.
AKP içindeki “Merkez Sağ seçmen”, İYİ Partiye geçti bile.
Meral Akşener bu kadar oyu nereden aldı sanıyorsunuz?
.
Fanatik olmayan ve AKP’den beslenmeyenler ise “Kararsızlar” bölümüne geçti.
.
AKP’ye gelen oylar için sadece “MHP” sayabiliriz.
.
Devlet Bahçeli’yi terk edenler AKP saflarında yer aldı ve AKP’lilerden fazla AKP’ci oldular.
.
MHP ise resmen eridi.
Oyları AKP ve İYİ Parti arasında dağıldı.
Biraz da diğer partilere gitmiştir. (Zafer Partisi v.s. Hele şu son cinayette sessiz kalınca…)
.
AKP ve MHP’nin alacağı oy potansiyelinin tek yeri:
“İlk defa oy kullanacak gençler…”
.
Peki 14 Mayıs’ta seçim olursa gençler oy kullanabilecek mi?
.
AKP’nin bunu atlaması imkânsız.
20 senedir seçim kazanan bir parti bunu es geçemez.
.
Geçtiğine göre?
Demek ki anketlerde gençlerden gelecek oy yok ki, onları göz ardı ettiler.
.
Bahçeli belki bu gençlere bel bağlayabilirdi ama Zafer Partisi daha milliyetçi söylemde bulunup cazip hale geldi…
.
Sonuçta şuraya bir soru bırakıyorum;
“Bu millet (Fanatikleri hariç) Cumhur İttifakını neden tercih etsin? (Hele iktidarı kaybedecek söylentileri ayyuka çıkmışken)
.
AKP’nin tek umudu:
“Kararsızlar…”
.
Çünkü kararsızların büyük bir bölümü kendilerinden kopan oylar.
.
Bunlar AKP küskünleri.
“Yüzde 14” gibi bir kesim.
Tekrar geri getirebilirse kendisini toparlar.
.
AKP’nin tek planı, “Seçime üçlü aday ile girmek ve seçimi ikinci tura taşımak.”
.
Seçimi belirleyecek olan HDP’ye ikinci tur öncesi verilecek tavizlerle oylarını birleştirip, seçimden zaferle çıkmak.
.
Cumhur İttifakına oy vermeyecekler zaten belli.
Bunların dönüp Cumhur İttifakı’na oy vermesi de mümkün değil.
Millet İttifakı, “Karasızları kaçırmamak” için sürekli yeni politikalar üretiyor ve oyların tekrar AKP’ye dönmemesi için çabalıyor.
.
Millet ittifakı için adayın kim olduğu önemli değil, çünkü onların seçimde en büyük kozu “Aday” değil, “Sistem” olacaktır.
.
“Bizim için aday önemli değil” diyerek, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem”i anlatıp, oy almaya çalışacaklar…
 
KURTLAR VE ÇÖMEZLER
Şöyle bir düşünün.
Seçimi Kemal Kılıçdaroğlu adaylığında Millet İttifakı almış olsun.
.
Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı olur.
.
Şimdiden “Cumhurbaşkanı partili olmayacak” söylemine bakılınca büyük ihtimal Kılıçdaroğlu “CHP Genel Başkanlığından” istifa edecek ve tarafsız bir Cumhurbaşkanlığı yapacak.
.
Peki CHP Genel Başkanı kim olacak?
.
İşte bütün hesaplar bu tarafa yapılıyor.
.
En büyük aday kim?
Ekrem İmamoğlu.
.
Mahkeme kararları ile arkasına aldığı mağduriyet, kendisini herkesten bir adım öne geçirdi.
.
Şu anda Genel Başkanlık için en kuvvetli aday kim sizce?
(Şöyle bir yerele dalayım kısaca: Çanakkale’de CHP içinde yaşanan gruplaşma İl Başkanlığı atamasında su yüzüne çıktı. Herkes saflarını iyice belirledi. Öyleyse gelecekte İmamoğlu Genel Başkan olursa Çanakkale yerelde kim kazanır? Siz düşünedurun ben yazıma devam ediyorum.)
.
Şimdi gelelim daha ileri bir zamana.
.
Cumhurbaşkanlığını kazanan Kemal Kılıçdaroğlu bu süreci iyi kullanarak, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçildi” diyelim.
.
Seçim olacak.
.
Bu sistemde Cumhurbaşkanını meclis seçecek.
Büyük bir ihtimal “Kemal Kılıçdaroğlu tarafsız Cumhurbaşkanı olarak” seçilecek.
.
Meral Akşener, “Biz bu seçimden birinci parti çıkacağız ve ben Başbakan olacağım” demişti.
.
Birinci parti CHP olursa, Meral Akşener Başbakan yardımcısı olur.
.
Peki soru şu;
Başbakan kim olur?
CHP Genel Başkanı.
.
Yani kim?
Ekrem İmamoğlu…
.
Şimdiden Ekrem İmamoğlu’na yatırım yapanlar kazanacak demek ki…
.
Anladınız mı şimdi Çanakkale’de oynanan satrancı?
.
Kurtlar;
Zamanı bekler ve en uygun zamanda ortaya çıkıp parsayı toplar…
.
Bu süreci göremeyen çömezler ise;
Küçük başarılarla yetinirler ve hayatta hiçbir şey olamazlar…
 
BAĞIRAN KAZANIYOR
Dün eve geldiğimde annem “Zuhal Topal’la Sofrada” programını izliyordu.
Ben de takıldım biraz.
.
“Birbirlerinin Yemeklerine Bahane Bulma Yarışması” dense daha çok seyredilir zannederim.
.
Yahu, “Yemeğin tuzu az olmuş” diye eleştiri mi olur?
.
Kimi az sever, kimi fazla.
Kimi sulu sever, kimi kuru.
Kimi sıcak sever, kimi soğuk.
.
Bizim milletin ortak paydası şu:
“Yapılanı beğenmemek…”
.
Meşhur fıkra vardır:
Amerikalı adamın biri hakkın rahmetine kavuşmuş.
Dünyadaki olumsuz icraatlarından dolayı sorgusu yapıldıktan sonra haliyle Cehenneme düşmüş.
Cehenneme girdiklerinde bir de ne görsün?
Her ülkenin ayrı ayrı kaynayan sıra sıra kazanları var.
Bu kazanların başında ise birer zebani duruyor.
Kazanın içinde sıcaktan, kaynamaktan canı yananlar başını dışarı çıkardıkça, zebani elindeki dev sopayla kafasına vurup, onu aşağıya itiyormuş.
Ancak üzerinde “Türkiye” yazan kazanın başında zebani durmuyormuş.
Bu durum Amerikalının dikkatini çekmiş.
Kendi kazanına atılmadan zebanilerden birine merakla sormuş:
-“O kazanın başında niye zebani yok?”
Zebani demiş ki:
-“Türkiye’den gelenleri kazanlarında kendi hallerine bırakıyoruz… Onlar aralarından sivrilen biri olursa hemen bacaklarından aşağı çekiyorlar. Bize gerek kalmıyor ki…”
.
Ülkemizde öyle bir hale geldik ki bizden olmayanı,
Bizimle aynı düşünmeyeni
Ötelemeye başladık.
Onun da düşünme veya inanma hakkı olduğunu unuttuk neredeyse.
.
Birbirimize düşman kesildik.
“Bizden olmayan, ne hali varsa görsün” şeklinde düşünür olduk…
.
Hâlbuki bizi biz yapan ortak değerlerimiz, birliğimiz ve beraberliğimizdi.
Şimdi öyle mi?
Vur gitsin,
Parçala gitsin,
Yak gitsin,
Terk et gitsin…
.
Zuhal Topal’ın programında öylesine “boş, komik ve yersiz” eleştiriler var ki, insan televizyon karşısında kendisini zor tutuyor.
Yarışmacılar, “Bağırmaya” gelmiş gibi.
Onlar bağırdıkça, reytingler artıyor sanki…
.
İnsanın emeğine saygı yok.
Üç kuruşun peşine takılıp, karşısındaki kırıp geçiren bir program olmuş resmen.
Seyrettikçe üzüldüm…