En çok vaka artışında 3. olmuşuz. Normal mi? Normal…

En çok vaka artışında 3. olmuşuz.
Normal mi?
Normal…
.
İnsan şu ortama bakınca neden birinci olamadık diye hayıflanacak nerdeyse?
.
Hani maskeler?
Hani kontroller?
.
Ne pazarda?
Ne çarşıda?
Ne de etkinliklerde?
Maske filan hak getire.
.
İki senedir insanların söylenmekten boğazları yırtıldı:
“Maske,
Mesafe,
Hijyen…”
.
İnsanın anlamaması için ya “Kaz kafalı” ya da “Koca kafalı” olması lazım, öyle değil mi?
.
Aşı karşıtı olanları bıraktım,
Sen “Aşı oldun diye virüsün sana bulaşmayıp, teğet geçeceğini mi sanıyorsun?”
.
İnsanlarda bir gariplik var:
Aşı ol,
Olmaz.
.
Birinciyi oldun bir de ikinciyi ol,
Olmaz.
.
Maske tak!
Takmaz.
.
Dikkat et mesafeyi koru,
Korumaz.
.
Yüzde yüz öldürücü bir virüs yayılsa, yemin ederim dünya nüfusu Adem-Havva seviyesine iner.
Yuh yani…
.
Sayın yetkililer;
Bu yazacaklarımı iyi okuyun.
.
Bir kadın tanıdığım var.
Virüsten dolayı önce oğlu pozitif çıktı.
İzole ettiler evde.
Sonra kocası pozitif oldu evde izole,
Şimdide kızı oldu, evde…
.
Üçü de hasta bir şekilde evdeler.
.
Peki ya anne?
.
Devlet ise anneyi temassız sayıp, işe gitmesini istiyor.
Yahu el insaf…
.
Kadıncağız üçüne bakmak için uyuyamıyor bile.
Sabah, akşam koşturup duruyor.
Haydi temaslı saymadınız,
Bari izin verin işe gitmesin.
O hastalara kim bakacak?
.
Ya taşıyıcıysa?
Ne olacak?
İşe gittiğinde herkese bulaştıracak.
Ondan sonra;
“Çanakkale üçüncü…”
Olmaması için bir sebep var mı?
.
Hani diyoruz ya:
“Nasıl bulaşıyor?” diye.
Al sana örnek…
.
Biz halk olarak gerekli önlemi alsak da, devlet pek hassasiyet göstermiyor demek ki…
.
Pandemi sürecine ilişkin konuşan Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Alper Şener,
“Salgın ile mücadelede yanlışları düzeltmekten, doğruları anlatmaya zaman kalmıyor!” demiş.
.
Yanlışın da pek düzeltildiği söylenemez…
 
***
BİLGİ, TECRÜBE, SİYASET
AK Parti MKYK üyesi Metin Külünk Çorum’da bir grup sivil toplum kuruluşu tarafından düzenlenen “Yeni Dünya Düzeninde Türkiye’nin Konumu” temalı konferansa katılmış.
.
Konferansta kendi kendine “Yunanistan bize füze atacakmış” şeklinde bir senaryo yazarak, kendince de cevap vermiş.
.
Diyor ki;
“Yunanistan üzerinden de bütün bu ihtimaller boşa düştüğü için savaş denemesi yapmak istiyorlar. Hodri meydan. Yunanistan füze atacakmış. Atsın da görelim ağzının payını alır. 5 saatte Selanik’teyiz. 5 saatte Atina'dayız. Eski Türkiye yok artık.”
.
Hakkında “Sedat Peker’den 10 bin dolar maaş alıyordu” iddialarıyla ilgili bugüne kadar hiçbir cevap vermeyen Külünk, söz konusu Yunanistan olunca esmiş gürlemiş.
.
Gelelim iddiasına:
Yunanistan durup dururken bize neden füze atsın?
 
Bu konuda iktidar partisi olarak bir duyum aldıysa, bu millet de bilmeli ve açık açık söylenmeli…
.
Yok tahmin ediyorsa, “Milleti galeyana getirmekten” Allah’a havale etmek gerek.
.
Eğer gerçekten Yunanistan bize füze atacaksa, bunu tek başına yapamayacağı ve şimdilerde yanına aldığı bir dolu ülkeden alacağı “gazla” yapacağı muhtemeldir.
.
Böylesi bir durumda bizim arkamızda kimler olacaktır?
.
Yunanistan, bize füze attığında Külünk kadar düşünüp, “En sert cevabı vereceğimizi” hesap veya tahmin edemeyecek mi?
.
Tüm bunların ışığında Külünk ne demek istemektedir?
Bu konuyu gündem yaparak, söylemek istediği nedir?
En azından;
“Derdi nedir?”
.
Külünk bu konuların çocuğunun veya torununun oynadığı bilgisayar oyunundaki gibi, “Baba bak! Füze attım, Atina’ya girdim” şeklinde olmayacağını, bu tip girişimlerin ülkelerarası ciddi yaptırımlarla karşılanacağının farkında değil galiba.
.
Külünk;
Dış ilişkilerin, “Aldım, verdim Rahibi saldım” şeklinde olduğunu zannedebilir.
.
Bir zamanlar “Şam’a Cuma namazı kılmaya gitme” ile eş değer bir icraat gibi olduğunu sanabilir.
.
Yine dış ilişkilerin, “Bir koyup, on alacağız” şeklindeki cümlelerle yürütüleceğini de sanabilir.
.
Çuval meselesinin ise hala gündemde olduğunu unutabilir...
.
İnsanlar bu iç ve dış problemlerin ‘çağ dışı kalmış savaş’ yerine ‘bilgiyle, tecrübeyle ve siyasetle’ çözülebileceğini anlamadığı müddetçe, milliyetçi duygularla oynamaya devam edecekler…
 
***
YURTDIŞI CAZİBESİ
Sosyal medyadaki röportajları izliyorum.
Gençlere sorulan soru şu:
“İmkânınız olsa yurt dışına gider misiniz?”
.
Kimi çalışmak için,
Kimi de okumak için,
Ama hepsi “Evet” dedi.
.
“Ben yurdumda kalıp çalışacağım, burada okuyacağım” filan diyen olmadı.
.
Detaylı cevaplarda şunlar vardı:
“Burada iş yok…”
“Buradaki okullarda kalite yok…”
“Orada okurum mezun olunca rahat iş bulurum.”
“Orada aç kalmam…”
.
Bu gençler zannediyor ki:
“Herifler kucak açmış bunları bekliyor…”
“Şu çocuklar gelse de okutsak, mezun olunca da yüklüce maaş alacakları bir işi hemen versek…”
.
Gencin biri garson.
“Orası daha iyi” diyerek ekliyor,
“En azından aç kalmayız…”
.
Bence bu gençlerin dünyadan haberi yok.
Oralara gidince rahat edeceklerini zannediyorlar.
Hâlbuki aynı çalışmayı burada yapsalar mesele kalmayacak.
.
Yurtdışı cazibesi belki de onları kör ediyor…
 
***
SİSTEM OLMADI
Dolar yükseliyor,
Altın tavan yapıyor,
Kimseden ses yok.
.
Memleket batmış vaziyette.
Alacaklar alınamıyor,
Verecekler verilemiyor.
.
Millette bir güvensizlik,
Bir moralsizlik…
.
Virüsü bir yandan,
Altını, doları bir yandan,
Piyasalar bir yandan,
Zamlar bir yandan,
Kış geliyor stresi bir yandan,
Politikadaki söylemler bir yandan,
Sonuçta,
Gerim gerim gerildik…
.
Beceriksizlikler başta olmak üzere ülkedeki bu havanın sorumlusu elbette ki baştaki hükümettir.
.
Başınızda, “Kepek ekin” diyen tarım bakanınız varsa düşünün gerisini.
.
Liyakatin olmadığı, önüne gelenin daire müdürü olduğu torpilcilikle, bir yere gidilemeyeceği aşikâr.
.
Ekonomi de “Kitap yazanlara” uyulunca işin sonu belli.
Koskoca ülke bir kişinin dudakları arasına bırakılınca böyle oluyor demek ki.
Sonuçta bu sistemi denedik,
Olmadı…
.
Oldu diyenler şu “Dış minnaklar” savunmasını bırakın artık.
Bakın;
Dolar, 10.30 TL
Çeyrek altın, 1080 TL