Merkez Bankası faizi düşürdü. Aman aman aman…! Ortalık Kel Ali’nin bağına döndü, Karıştı da karıştı. .

Merkez Bankası faizi düşürdü.
Aman aman aman…!
Ortalık Kel Ali’nin bağına döndü,
Karıştı da karıştı.
.
Karışması da normal ama
Baksanıza pusuda bekleyen,
“Uyuyan yılan” dövizi uyandırdınız.
.
Yahu!
Kendi halinde, 8.40-8.50 arası bandında gidip gelen dolardan ne istediniz?
Birden uyandı.
Kaç defa diyecekler:
“Ellemeyin şu faizleri…”
“Bırakın kendi tabii haline…”
.
Bu enflasyonda “Faiz ellenmez” diyenlere cevap verilip:
“Bu enflasyon gerçek değil, biz ‘Çekirdek Enflasyona’ uyacağız” denmişti.
.
Ne oldu?
Abartı mıymış?
Faizi düşürünce piyasalar oturuyor muymuş?
.
Bu durum abartıyı geçti, “Kabartıya” dönüştü sanki.
.
Ekonomistin dediği gibi:
“Düşürün yüreğiniz yiyorsa ‘Sıfıra…’
Var mısınız?”
.
Hani biz uçuyoruz ya?
Hani şahlanıyoruz ya?
Hani ‘dolar filan da neymiş ya’ denmişti?
.
Ne oldu çok bilen sayın ekonomistler?
Gördünüz mü doları?
.
Hayır, anlamadığım şey şu:
Faizler 1 puan düşünce bankalar hemen sıraya girip düşük faiz mi verecekler?
Millet faizle kredi alıp ev peşine mi koşacak?
Piyasalar mı coşacak?
.
Öyleyse eğri durup, doğru konuşalım.
Bu faizlerini düşürülmesi ile piyasaların allak bullak olacağı biliniyor muydu?
Biliniyordu?
Peki istenilen elde edildi mi?
Hayır.
Peki,
Doların yükseleceği biliniyor muydu?
Evet.
Peki o halde bu operasyon kime yaradı?
Elinde doları olana.
Fakirde, fukarada dolar var mı?
Yok.
.
Öyleyse biraz da siz düşünün:
“Bu operasyon neden yapıldı?”

Bir gecede yine yoksullaştık.
Kimin yüzünden?
Herkes biliyor ama
Söy-le-ye-mi-yor…
.
Artık yeter!
Bu oyun bitmeli,
Bu inatlaşma bitmeli,
Bu bildimcilik bitmeli.
.
Ülkenin başına gerçek yöneticiler,
Gerçek bürokratlar gelmeli.
Bu kâbus bitmeli…

Ey uyuyanlar!
Ey etrafını görmeyenler!
Bakın memleket ne halde?
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Ar-Ge birimi KAMU-AR’ın:
Dört kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için tüketmesi gereken gıda miktarlarını esas alarak belirlediği açlık sınırı ile gıdanın yanı sıra diğer ihtiyaçlarını da yoksunluk duygusu çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken gıda dışındaki harcamaları dikkate alarak hesapladığı araştırmasının Eylül 2021 sonuçlarını açıkladı.
.
Buna göre bu sınır:
3.628 lirayı geçmiş.
.
Geliriniz bu rakamın altındaysa;
“Açsınız…” demektir.
.
Bu sadece açlık sınırı.
Peki yoksulluk sınırı ne kadar?
.
Sıkı durun:
12 bin 469 lira…
.
Evet, yanlış okumadınız.
Hatta tekrar tekrar okuyun…
.
Yazıyla şöyle:
“Onikibin dörtyüzaltmışdokuz” lira.
.
Yoksa siz kendinizi 5 bin, 7 bin lira maaş alarak zengin filan mı zannediyordunuz?
.
Veya size “Zenginsin işte, daha ne istiyorsun Allah’tan?” mı diyorlardı?
.
Yazık be kardeşim sana.
Hem de ne yazık.
.
Sana diğer tarafta Cenneti vaat edip, Kendileri bu dünyada Cenneti yaşıyorlar hala uyanamadın mı?
.
Fahiş fiyatlar olduğu söylentilerine karşılık iktidarımız millete yaranmak için, “Zincir marketlere yönelik gerekli operasyonlar yapılacak. 5 tane zincir market bütün ürünü toparlıyor, piyasalar alt üst oluyor” lafını çıkardı.
Ne oldu?
Adamlar borsada dibe vurdu.
Hisseleri çakıldı.
.
Migros'ta yüzde 4’ü,
BİM'de yüzde 2’yi,
Şok'ta yüzde 4’ü ve
Carrefoursa'da yüzde 3’ü aşan değer kaybı görüldü.
.
Ne yapacağız şimdi?
Zil çalıp oynayacağız mı?
.
Yahu adamlar bu zararı kimden çıkaracak?
Hiç hesap eden var mı?
.
Ne teşhis doğru,
Ne tedbir…

Ülkenin bu saatten sonra “Sırf seçime yönelik yönetildiğini” görmemek aptallık olur da,
Onu bile beceremiyorlar.
Dedik ya:
Yazık bu ülkeye…

Sürekli olarak bu köşemde, “Ekonomiden anlamam” diye yazmışımdır.
“Anlamam kardeşim, anlamam.”
.
Anlamak istemem.
.
“Bir köşe yazarı olarak birazcık anlasam mı acaba?” diye düşünüyorum da, pek içim almıyor.
.
Zaten anlayanları da görüyoruz.
Çıkın sokağa bakın…
.
Ama okuduğumu anlayacak kadar kafam çalışıyor.
.
Misal;
Ulusal bir gazetede çıkan şu haberi okuyunca, (hiçbir çıkarım olmadığı için) memlekette neler olduğunu, kimin ne yaptığını apaçık görüyorum.
.
Haber şöyle:
“Makro ekonomik verilere bakıldığında ülke ekonomisini uçuracağı söylenen başkanlık sisteminde Türkiye’nin patinaj çektiği görülüyor.”
.
“Başkanlık sistemine geçilmeden önce Haziran 2018’de:
Dolar 4.64 TL,
Euro 5.41,
Çeyrek altın 312 seviyesindeyken:
Bugün dolar 8.80,
Euro 10.30’u ve
Çeyrek altın ise 810 lirayı aştı.”
.
İşte haber böyle yazılmış.
Okuyup anlamayan varsa, diyecek bir şey yok.
.
“Gayrisahfi Yurtiçi Hasıla
2018 yılında 797 milyar dolardı,
2020’de 717 milyar dolara geriledi.
2021 yılsonu tahmini 801 milyar dolar…
2018’de kişi başına milli gelir 9 bin 792 dolardı
2020 sonunda 8 bin 599 dolara geriledi. 2021’de 9 bin 489 dolar olması bekleniyor.”
.
Haberci Türkçe yazmış.
Anlatmış.
“Hala anlamayan varsa” diye devam etmiş haberine.
.
“2018’de geniş işsizlik oranı yüzde 18.3 seviyesindeydi,
2020 sonunda yüzde 28.4 oldu.
TÜİK’in yayımladığı son veriye göre bu oran Temmuz 2021 sonu itibariyle yüzde 23.1…”
.
Bunu da mı anlamadınız?
Devam o halde.
.
“Merkezi Yönetim Borç Sotuğu 2018’de 1 trilyon 67 milyar liraydı,
Ağustos 2021 sonu itibariyle 2 trilyon 41 milyar lira oldu.
Borç stokunun 890.4 milyar lira tutarındaki kısmı Türk lirası,
1 trilyon 151.3 milyar lira tutarındaki bölümü ise döviz cinsi borçlardan oluştu.”
.
Ekonomi bilmiyor musunuz?
Okuduğunuzu da mı anlamıyorsunuz?
“Evet” ise habere devam.
.
“Merkez Bankası’nın kasası da söz konusu dönemde alarm verdi.
Merkez Bankası’nın swap hariç net rezervleri 2018 yılında 21.6 milyar dolar seviyesindeyken,
Ağustos 2021 itibariyle eksi 39.2 milyar dolar oldu.”
.
Merkez Bankasının rezervlerinin ekside olduğunu ilk defa mı duyuyorsunuz?
Yoksa siz hala MB’de 80 milyar dolar döviz rezervimizin olduğunu mu sanıyordunuz?
.
Öyleyse devam okumaya.
.
“Bankalardaki mevduat ve fonların toplamı 2018 yılında 2 trilyon 36 milyar lira sevisindeyken,
Ağustos 2021 itibariyle 3 milyar 976 milyon lira oldu.
Mevduat içindeki yabancı para birimlerinin oranı ise yüzde 48.8’den yüzde 55.7’ye çıktı.
Yabancıların borsadaki payı geriledi.”
.
Yine anlamadınız sanırım.
Öyleyse devam.
.
“Bankaların şirket ve vatandaşlara kullandırdığı kredi stoku:
2018’de 2 trilyon 395 milyar lirayken
Ağustos 2021 itibariyle 3 trilyon 935 milyar lira oldu.
Bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı 3 milyon 644 bine ulaşmış durumda.
Haziran 2021 itibarıyla tüketici kredileri ve konut kredileri toplamı yaklaşık 656 milyar TL olurken, kredi kullanan kişi sayısı ise 25.5 milyona ulaştı.”
.
Senin borcun varsa işte bu yüzden.
Sürünüyorsan bu yüzden,
Kısaca:
20 sene ülke yönetenler yüzünden…
.
Bu verilere bakarak her hangi bir insan, “Ben ekonomiden iyi anlarım, memleket de zaten uçuyor, şaha kalkıyor” diyenlere inanır mı?
.
Eğer hala, “İnanırım” diyorsan,
Senin için yapacak bir şey yok.
Harbi “Sadık adamsın” vesselam…