.

İnsanımızın içi dışı Covid-19 oldu. Yedi yaşın üzerinde olup da bu virüs ve virüs salgınıyla ilgili dünyada ve Türkiye’de olup bitenleri bilmeyen kalmamıştır.
Bazı tedbirlerin tekrarlanmasında elbette yarar var. İnsanımızın okuduğunu veya duyduğunu anlamakta güçlük çektiğini araştırmalar gösteriyor. Araştırmalara da gerçi ihtiyaç yok. Alenen görünüyor. Öneriler yapılmasına rağmen sokakta gezen insan sayısı az değil. Belediye başkanları ve muhtarların isyanları boşuna değil.
İtalya’da da aynısını görmüştük. Belediye başkanları, en son ilkokul beşinci sınıfta koşmuştun, koşmak senin neyine, köpeğinin prostatı mı var ikide bir dışarı çıkarıyorsun diye feryat ediyorlardı. Bizim muhtarların anonsları da çok farklı değil.
Evet, bu virüsün bilmediğimiz yanı kalmadı. Dezenfekte işlerine ağırlık verilecek, fiziksel mesafe kurallarına riayet edilecek, maske takılacak ve eş, dost ve akrabaya, özellikle desteğe ihtiyacı olanlara sosyal mesafe koyulmayacak.
Devletin bazı uygulamalarını ve virüs salgınıyla ilgili yaptıklarını gözden geçirip vakanın nereye gittiğini görmekte yarar var.
Soma’da kömür faciası meydana geldiğinde televizyon ve gazetelere haber kısıtlaması getirildi. Belki yandaş müteahhit korunmaya çalışıldı ama neticede kısıtlamanın amacı vatandaşın infiale kapılmaması amacıyla böyle bir uygulama yapıldı.
Çorlu’da tren kazası meydana geldikten bir gün sonra haberlere yayın yasağı kondu. Yandaş müteahhidin hataları konuşuluyordu televizyon kanallarında. Ancak sosyal medyada tartışmalar sürdü gitti.
Daha geriye doğru gidilirse, Musul Başkonsolosluğu baskını, Mit tırları, Ankara’da Cumhuriyet tarihinin en büyük bombalı saldırısı, içinde altın saatlerin bulunduğu Dört Bakanın yolsuzluk soruşturmaları gibi çok sayıda habere kısıtlama veya yayın yasağı konmuştu.
Peki, şimdi memleketin idarecileri ne yapıyor? Her gün akşam milleti televizyonların karşısına dikip, vaka ve vefat haberlerini detayın detayıyla birlikte veriyor. Sağlık bakanı ayrı anlatıyor. Diğer bakanlar ayrı anlatıyor. Yetmiyormuş gibi onlarca tartışma programında saatlerce tartışma yapılıyor. Gazeteciler bu işin uzmanı olmuş. Hukukçular bu işin uzmanı olmuş. Zaten programlara çıkmayan doktor kalmadı. Bazılarının söyleyeceklerini bile biliyor artık insanımız. Başka söyleyecekleri pek bir şey kalmadı.
Elbette ilgili bakanlık halka günlük vakaları bildirmeli. Dünyadaki gelişmeler hakkında insanımız bilgi sahibi olmalı. Tedbir alma konusunda insanlar yakın çevrelerinde olup bitenleri görebilmeli.
Madalyonun başka yüzü de görünmeli artık.
Altmış yaşın üzerindekiler de izliyor haberleri ve tartışma programlarını. Sıra bana geliyor diye düşünmez mi? Elli yaşın üzerindekilerde ölüm oranı Türkiye’de daha yüksekmiş diye haber geçiyor. Bu haberle insanlarımızın moral değerleri, psikolojisi çökmez mi?
Hastalıklarla mücadelede insanın moral değerleri ve psikolojisi, ilaçlar kadar etkilidir derler. Morali değerleri düşmüş, psikolojisi bozulmuş insanın bağışıklık sistemi de çöküyor. İnsanlar bu virüsün arayıp da bulamadığı hale geliyor.
Bazı haberlere kolayca kısıtlama getirebilen idareciler, Covid-19 salgınıyla ilgili haberlere de kısıtlama getirseler iyi olur artık. Bilgi seviyesinde kalsa daha iyi olmaz mı?