.

Necdet KURT Ağabeyin hatıraları ders alınacak türden. Aile yapısıyla ilgili olarak da güzel tespitleri var.
Çocukluğumda bir laf dolaşırdı. Ortalıklarda soyu soydan köpeği mandıradan diye. O zamanlar çocuk olduğum için ne anlama geldiğini pek bilmezdim.
Aileler askerden gelmiş oğullarını evlendirmek için araştırmalar yaparlardı. Alacakları kızın nasıl bir aile yapasına sahip olduğunu incelerlerdi. Yüz kızartıcı bir olay yaşayıp yaşamadığını soruştururlardı. Ailede herhangi geçimsizlik var mı diye derinden derine araştırırlardı. Özellikle annesi ev hanımı mı, yoksa dışarılarda gezen tozan biri mi diye de bakarlardı.
Köpeği mandıradan alacaksın lafını keşfetmem çok uzun sürmedi. Kaderim beni 1965-66 yılları arasında 12 yıl tabakhanede bedenen çalışma nasibi ile nasiplendirdi. O yıllarda meraya dayalı hayvancılık yapılırdı. Sürüyü kurda çakala karşı korumak için de çoban köpekleri beslenirdi. Adamların köpekleri 5-6 yavru yapınca iyilerini kendilerine ayırır, diğerlerini tabakhanelere bırakırlardı. Bir bakarsın tabakhanelerin önünde 20-25 tane köpek olurdu. Ben de çocukluk işte onlarla ilgilenirdim. Mezbaha yakında olduğu için kap bırakırdım. Köpeklerin yiyebileceği, kesim artıklarını kaba doldurur, köpeklere getirirdim. Deri parçaları, kuyruk uçları, et parçalı kemikler, köpekleri beslemede iş görürdü.
Sürüsüne köpek lazım olan çobanları çağırırdım. Onlar da gelir köpekleri incelerlerdi. Adam köpeği kulağından kaldırır, köpek vınk vınk yaptı mı, bundan ganare köpek olur der bırakırdı. Ganare köpek, sürüyü beklemez, çobanın işine yaramaz anlamına gelirdi. Sürüye kurt girse önce vınk vınk eden eniklerden olan köpekler kaçarmış. Enik beğenmeye gelen çobanlar, diğerlerini kulaklarından kaldırır, eğer enik ses çıkarmaz, ciddiyetini bozmaz ise, onu seçerdi. Karaburunlu, kalın bakışları olan enikleri özellikle isterlerdi. Bunların sürüye sahip çıkacağına, sadakat duygularının daha güçlü olduğuna inanırlardı. Elbette yıllardır sürülerini korumak için köpek yetiştiren çobanlar, sürüyü koruyacak eniği seçmesini de iyi biliyorlardı.
Adamın kızı gelin olmuş, artık uğurlayacak. Kızına der ki, bak kızım artık bu kapıdan beyaz gelinliğinle çıkıyorsun, gittiğin evden de beyaz kefeninle çıkacaksın. Bu eve artık misafir olarak gelirsin. Misafir olarak gelirsen başımızın üzerinde yerin vardır. Bu sözler çok güçlü bir tembihtir. Aile eğitimi içinde babanın bir lafı da iki edilmez, harfiyen uyulurdu.
Günümüzde tembihler değişti. Şimdiki anne ve babalar, kızlarına sakın kızım kendini ezdirme, üzerine gelirlerse, kapımız her zaman sana açık, istediğin zaman çekip gelebilirsin diye öğüt veriyorlar.
O zamanlarla bu zamanlar arasında o kadar çok fark meydana geldi ki. Günümüzde boşanmalar evlenmelerin sayısını geçmeye başlamış. Belki ondan, belki bundan.