.

 
İstanbul seçimleri iktidarın kulağını adam akıllı çekti. Yapılan bütün gayretlere ve dümenlere rağmen İstanbullular işi ehline teslim etti.
İktidar partisine mensup belediyelerde yapılan israflar, tüyü bitmemiş yetimin hakkını har vurup harman savurmalar artık olmayacak. Devletin imkânlarını belli zümrelere akıtma geleneği birer ikişer yıkılacak.
Seçim sürecinde garip oyunlar vardı. Terörist başının mektubu başta devletin kanalları olmak üzere yandaş medyada defalarca verildi. Gerek var mıydı? Cumhur ittifakı beka meselesi ile milletin karşısına çıkarken, bölücü terör örgütünü başından ne medet umdu acaba? Sayın Bahçeli bile dolambaçlı bile olsa mektuba hak verdi. Partilileri hayretler içerisinde bırakan açıklamaları, belediyeyi almak için miydi acaba? Oysa demokrasiye ve halkın iradesine saygı göstermek daha doğru olan değil miydi?
Cumhurbaşkanının 29 miting yapacağını manşetten veriyordu yandaş medya. Birkaç mitingden sonra ne odu da mitinglerden vazgeçildi? Cevabı basit. Bindirilmiş kıtalarla olmuyor bu iş. Millet daha önce kararını vermiş. Daha neyi değiştirmeye çalışıyorsunuz?
Cumhur ittifakının küçük ortağı karargâh kuracaktı. Son günlerde kurdu. Birkaç yemekli zorlamalı toplantı yaptı. Milletin karşısına çıkıp ne diyecekti?
İmamoğlu kendini çok iyi yetiştirmiş. Siyaseti ve halkın istediklerini biliyor. Milletin gözünün içine bakabiliyor. Her şeyiyle ortada duruyor. Bütün çamurlara rağmen ayakları üzerinde durdu ve inandırıcı açıklamalarıyla insanımızın güvenini kazandı. Yenilenen seçimlerle iktidarı adeta gömdü. Sekiz yüz bin fark attı.
Binali Yıldırım önceki seçimlerde emrine seferber edilmiş devlet imkânlarıyla hareket etti. Yenilenen seçimlerde daha çok insan içine çıktı. Devlet kanalları ve yandaş medya toplantılarını canlı verdi. Milletin gözünün içine bakamadan açıklamalar yaptı. Samimi görünmüyor, dolayısıyla güven vermiyordu. Sonuçta beş on binlik fark milyona dayandı.
Seçim sonuçları dokuz koldan takip edilince ne YSK, ne da Anadolu Ajansı hile yapma şansı bulamadılar. Önceki seçimlerde garip bir şekilde yayını durduran Anadolu Ajansının başına taş düştü.
Kendi görevlendirdiği sandık görevlileri yüzünden seçimi iptal eden YSK, oturup kına yaksın orasına burasına. Eğer sandık görevlisi yanlış görevlendirildi ise, seçimin hepsini iptal etmeliydi. Usulsüz görevlendirilenlerin saydığı zarfın üçü kabul edilir, biri reddedilir mi? Hangi akla ve mantığa sığar böyle bir karar?
İmamoğlu, iktidar partisinin kazandığı ilçelerin çoğunda seçimi önde bitirdi. Eğer hepsi yenilenseydi, belediye meclisi de Millet İttifakında olacaktı. YSK’nın demokrasi ve hukuk anlayışı bu kadar.
İktidar partisinin bakanları, özellikle seçimlerde tarafsız olması gereken İç İşleri Bakanı, İstanbul seçimlerinde olmadık çirkinliklere imza attılar. Artık istifa etmeleri gerekir.
Evet, baştan sona sağlıklı bir seçim süreci sona erdi. Millet nefes aldı. Aynı zamanda iktidara ben istersem seni de değiştiririm dedi. Barış istiyorum dedi. Her şey güzel olacak dedi. Terörist yakıştırmaların yakışıksız dedi. Dedi de dedi. İş anlayanda elbette değil mi?