İki acemi er paraşüt eğitimlerini tamamladıktan sonra ilk atlayışları için havalanırlar. Makul seviyeye geldiklerinde komutanları son kontrolleri yapıp:

-“Atladıktan bir süre sonra paraşütün sağ tarafındaki ipi çekin, paraşütleriniz açılacaktır. Şayet açılmazsa hiç telaşa kapılmayın, sol tarafta yedek bir ip var onu çekin, sorun kalmaz. İndiğinizde sizi bir jeep bekliyor olacak ve sizi alıp karargâha geri götürecek.”
Askerler korkarak da olsa atlamışlar.
Heyecanla sağ taraftaki iplerine asılmışlar...
Tık yok.
Biraz da korkuyla sol taraftaki iplere asılmışlar, paraşütler yine açılmamış…
Çok sinirlenen asker yanında hızla uçmakta olan diğer askere bağırmış:
-“Bu komutanın hiçbir dediği çıkmadı. Dur bakalım, aşağıda jeep de yoksa o zaman ne yapacağız bilmem?”
 
***
Üç çeşit
Temel’e sormuşlar;
-“Kaç çeşit insan vardır?”
Temel:
-“Üç çeşit vardır” demiş. “Bunlardan ilki sayı saymayı bilenler, ikincisi sayı saymayı bilmeyenler.”
 
***
Olmaz!
İkinci Dünya Savaşı sırasında bir İngiliz,
Almanya üzerinde düşürülür.
Almanlar bunu esir alırlar, fakat İngiliz’in bir bacağı ve iki kolu kangren olmuştur. Almanlar ilk önce bacağını keserler.
Yaralı İngiliz, şöyle bir istek te bulunur:
“Lütfen bacağımı ana vatanım İngiltere’ye atara mısınız?”.
Almanlar, İngiliz’in bu isteğini yerine getirir.
Sonra İngiliz’in kolu kesilir.
İngiliz yine aynı dilekte bulunur ve Almanlar da yerine getirir.
Bu sefer de Almanlar kangren olmuş öteki kolu keserler.
İngiliz her zamanki gibi Almanlardan rica eder; “Lütfen bu kolumu da anavatanıma atar mısınız?”
Fakat Almanlar “Olmaz” diyerek itiraz ederler.
İngiliz sebebini sorunca şöyle cevap verirler;
“Sen galiba ufak ufak kaçmaya çalışıyorsun!”
 
***
Baban hangisi?
Küçük Vincenzo, nefes nefese karakoldan içeri girer.
-“Koşun polis amca koşun! Biri babamı dövüyor!”
Polis sokağa fırlar.
İki adamın alt alta, üst üste yuvarlandığını görür.
-“Evlâdım sen merak etme. Ben şimdi onları ayırırım. Söyle bakalım hangisi senin baban?”
-“Ben de bilmiyorum. Zaten onlar da bu yüzden kavga ediyorlar!”
 
***
Kayseriliyim!
Askerde komutan okuma-yazma bilenlerin öne çıkmasını istemişti.
Ortaya fırlayan bir tanesinden şüphelenmiş. Tekrar sorunca, asker şöyle cevaplamış;
-“Okumam yazmam yok, ama Kayseriliyim komutanım…”
 
***
Uçan keçi
Temel ile Dursun karanlık bir tepe üstünde bir şey görmüşler.
Temel: “Bence bu bir keçi” demiş.
Dursun ise; “Bence bu olsa olsa kartaldır” demiş.
“Keçiydi, kartaldı” diye bir tartışmaya girmişler. Tartışma uzayınca sonunda o tepeye çıkarak havyanı görmeye gitmişler.
Tam yaklaşırken hayvan uçarak kaybolmuş.
Bunun üzerine Dursun;
-“Ula Temel! Ben sana demedim mi bu kartal diye.”
Temel şaşkın bir ifadeyle kendi kendine söylenmiş;
-“Ula ömrümde ilk defa uçan bir keçi gördüm…”
 
***
Kimse yok!
Temel, Fadime’yi arayarak, “Buluşalım” demiş.
Fadime; “Yarın evde kimse yok, bize gel” diye cevaplamış bu isteği.
Ertesi gün Temel, Fadime’nin evine gitmiş, kapıyı çalmış.
Evde kimse yokmuş.
 
***
Ceset başına 10 ruble
II. Dünya Savaşı sırasında Rus orduları geri çekilirken Rus generali durumu kurtarmak için askerleri teşvik etmeye karar vermiş.
“Askerler! Getirdiğiniz her Nazi cesedi için size 10 Ruble ödenecektir…”
Askerler bu heyecanla saldırmışlar.
Kimi bir, kimi üç ceset getiriyor ve paralarını anında alıyorlarmış.
Bir Yahudi asker ise sürükleyerek bir vagon getirmiş. Vagonun kapısını açılınca içinde dolu Nazi cesedi olduğu görülmüş.
General şaşırmış ve askeri kenara çekerek şöyle demiş:
-“Asker, anlarsın ya bütçemiz zayıf, haydi ben sana ceset başına 7.50 ruble vereyim.”
Asker : -“Olmaz komutanım… Zaten bana gelişi 8.30 ruble…”
 
***
Kanaryam
Fadime kumar oynuyormuş.
Temel de arada sırada gidip soruyormuş:
-“Nasıl gidiyor kanaryam?”
-“Kaybediyorum.”
Bir müddet sonra yine:
-“Nasıl gidiyor güvercinim?”
-“Kaybediyorum.”
Bu konuşma “bülbülüm, serçem” diye devam edince, Cemal sormuş;
-“Neden karına hep kuş isimleriyle hitap ediyorsun?”
-“Bu kadar kişinin içinde kuş beyinli diyecek halim yok ya!”
 
***
Mehmet!
Yüzbaşı, evin papağanına belli başlı kelimeleri ezberletmişti.
“Mehmet gel, Mehmet git, şunu yap, bunu yapma v.s…”
Evde kimsenin bulunmadığı bir sırada evin yeni emir eri, ortalığı silip süpürmekle meşguldü.
“Mehmet!” diye bir ses duydu.
Hemen hazırola geçerek;
-“Buyrun komutanım!” dedi ama arkası gelmedi.
Tekrar işine daldı.
Bir zaman sonra tekrar duydu sesi.
Şaşırmıştı.
Odada sessizce beklemeye karar verdi.
Yine “Mehmet!” sesini duyunca baktı ki papağan sesleniyor.
Derhal hazır ol vaziyetine geçerek:
-“Buyur komutanım! Kusura bakma seni guş sandımdı…”
 
***
Tebeşir
Temel arabası bozulan bir kadına yardım etmiş…
Kadın onu yemeğe davet etmiş.
Temel, kulağının arkasına bir tebeşir koymuş ve eve sabaha karşı dönmüş.
Fadime henüz yatmamış, onu bekliyormuş...
Temel başlamış sıralamaya;
-“Bir kadına yardım ettim… Beni yemeğe davet etti… Oradan çıktık, bir şeyler içtik, sohbet ettik, gülüp eğlendik… Sonra da falan filan…”
-“Yalancı!” demiş Fadime; “Kulağının arkasındaki tebeşiri görmedim sanma… Sen yine bilardo oynamaya gittin değil mi?”
 
***
Fikrin ne?
Doktor, ünlü bir ressam olan arkadaşını ziyarete gitmiş.
Ünlü ressam, son olarak yaptığı hasta bir adam tablosunu doktor arkadaşına gösterip sormuş:
-“Eee, söyle bakalım fikrin ne?”
Doktor tabloya tekrar bakıp cevap verdi:
-“Merak edilecek bir şey yok. Sadece biraz üşütmüş, o kadar…”
 
***
Saçmalama!
Ölüm yatağındaki kadın kocasına sormuş:
-“Bana söz ver ben öldükten sonra elbiselerimi evleneceğin kadına giydirmeyeceksin…”
Adam;
-“Saçmalama! Birincisi sen haftaya kalmaz iyileşirsin… İkincisi onun boyu seninkinden ufak, elbiselerin ona olmaz…”
 
***
Muayene
Adam karısı ile birlikte doktora muayene olmaya gider.
Muayene biter ve doktor odasından çıkarak kadının yanına gelir ve;
“Kocanızın ölmemesini istiyorsanız şu kâğıda yazdıklarımı uygulayacaksınız der:
1- Sabahları güler yüzle güzel bir kahvaltı hazırlayın ve ise mutlu gitmesini sağlayın
2- Öğlenleri eve geldiğinde güler yüzle karşılayın ve güzel bir öğle yemeği ile takdir edildiğini hissettirin, böylece günün geri kalan kısmını da iyi geçirmesine yardım edin.
3- Akşamları eve geldiğinde yemek özellikle güzel olmalı. Eve gelince eline bir kadeh içki verin dinlenmesini sağlayın.
4- Onun gönlünü hoş edin
Eğer bu dediklerimi harfiyen uygularsanız kocanızın sağlık yönünden hiçbir problemi olmayacak” der...
Eve geldiklerinde adam karısına sorar,
-“Ne dedi doktor sana?”
-“Çaresi yokmuş, ölecekmişsin..”
 
***
Tahmin et!
Genç delikanlı heyecanla annesine gelir ve âşık olduğunu, evlenmek istediğini ve kendisiyle tanıştırmak istediğini söyler.
Ama sadece eğlence olsun diye eve 3 kız getireceğini ve annesinin evleneceği kızı tahmin etmesini ister.
Ertesi gün 3 güzel kızla eve gelir.
Otururlar bir süre sohbet ederler.
Bir süre sonra çocuk mutfaktaki annesinin yanına giderek heyecanla sorar;
-“Tahmin ettin mi?”
Anne, duraksamadan cevap verir:
-“Kızıl saçlı olan…”
Oğlan hayretle annesine sorar:
-“İnanılmazsın anne! Nasıl bildin?”
Anne cevap verir:
-“Ondan hoşlanmadım.”