Tarih insanın ruhunu açar, beynini dinlendirir, insanlara ders verir…

Tarih insanın ruhunu açar, beynini dinlendirir, insanlara ders verir…
.
Öğrencilik yıllarımda uzun uzun tarih okumadım.
Haftada bir saatti bizde tarih dersi.
.
Daha sonraları ilgimi çekmiş ve ilginç tarih örneklerini okumak neredeyse hobim olmuştu.
.
Geçtiğimiz günlere yine böyle bir anlatım geçti elime.
Tarihte Cengiz Han’a yapılan “Kelek” ile ilgili.
.
Sonuç mu?
Hep beraber okuyalım ne olmuş?
“Metin alıntıdır, baştan belirteyim.”
.
Ticari bir Moğol kervanı 1218 yılında, 450-500 kişilik Otrar şehrine gelir.
Şehrin valisi olan İnalçuk, kervanın içinde Moğol casusları olduğu gerekçesiyle herkesi tutuklar.
.
Burada esas amacı kervan mallarına “İndiragandi” yapmaktır.
Olay hakkında bilgilendirilen dönemin Harzemşah hükümdarı sultan 2. Muhammed, hepsinin öldürülmesini emreder.
Emir gerçekleştikten sonra da kervanın malları Buhara’ya götürülüp satılır.
.
Bir şekilde kurtulmayı başaran Moğol tüccarlarından biri, deve tepesinde kaktüs suyu içe içe ülkesine döner ve durumu Cengiz Han'a bildirir.
.
Bunun üzerine Cengiz Han, Sultan 2. Muhammed'e, “İnalçuk'un cezalandırılması -öldürülmesi- ve mallarının iadesi” talebiyle elçi yollar.
.
Sultan’ın buna tepkisi ise gönderilen elçinin kafasını kesip, yanındaki iki yarenin sakallarını tıraşlamak olur.
Adeta "Senin mallar davuk oldu, döner yapıp yidik” demiş ve kesik başlı gövel elçiyi, köse yarenlere emanet edip postalamıştır. (Tahrikin ağa babası)
.
1219 yılında şehre varan Cengiz Han ve yaklaşık 150.000 kişilik ordusu 5 ay boyunca kuşatmayı sürdürür ve nihayet dış duvarları aşıp şehir merkezine -iç kaleye- varır.
.
İnalçuk sonunda kıskıvrak yakalanır.
Cengiz Han’ın kuşatma yorgunluğundan öfkesi iyice kabarmıştır artık.
İnalçuk’un halkının gözü önünde idam edilmesi için gümüş getirtir ve meydanda eritip İnalçuk’un gözüne gözüne ve kulaklarına kulaklarına döktürür…
.
Olayların korkusuna kapılan Sultan ise sessiz sedasız kaçmayı başarır.
.
Cengiz Han hemen General Subutay’ı görevlendirir ve emrine 20.000 asker vererek Sultan’ı yakalamasını emreder.
Ancak Sultan o korkuyla nasıl kaçtıysa yakalanamaz ve Hazar Denizi’nde, gizlendiği bir adada belirsiz bir tarihte ölür.
.
Sultan’ın kaçmasıyla birlikte lidersiz kalan ülke artık dağılmaya mahkûmdur
Semerkant’ın düşmesiyle birlikte Buhara başkent kabul edilir
.
Fakat Cengiz Han’ın ordusu aldığı emir doğrultusunda Harzemşahlara ait ne varsa silip süpürmeye devam eder ki burada yaşlı, kadın, çocuk ayrımı yapılmaz.
.
Kesik kafalardan dağ gibi bir öbek yapılarak mutlak zafer ilan edilir.
.
Neticede Cengiz Han’ın sayko bir karakteri olabilir, ama Harzemşah ülkesinin ve halkının gördüğü zulüm biraz da hükümdarının yediği haltlara bağlıdır.
.
Yahu sen Müslüman adamsın,
“Ne diye el âlemin kervanına göz dikersin, ne diye zeval olmayacak elçinin kafasını kestirirsin?”
.
Benim yorumum şöyle.
Diyeceğim odur ki:
Tarihten ders almak lazım.
Herkese diklenmemek lazım.
Lideri iyi seçmek lazım…