.

Çanakkale içinde, sokaklarda geziyorum.
Birçok esnaf kendi bahçesinde ürettiği meyveleri, sebzeleri dükkânının önünde satar olmuş.
.
Piyasanın doğal ürün ihtiyacına merhem olabilmek adına kapıların önü kestane, üzüm, mandalina, ayva dolu.
.
Ancak içlerinde ayvanın çokluğu ilgimi çekti ve içimden;
“Bu sene kış çok olacak galiba” dedim.
Zira eskiden beri halkımız ayva ile bağlantılı olarak kış tahminleri yapar ve önlemler alırdı, iyi bilirim...
.
Sonra balıkçı tezgâhından geçerken aklıma geldi.
Yahu bu sene “Palamut yok” dedim içimden.
Evet, hakikatenpalamut yoktu.
.
“Öyleyse kış olmayacak” dedim içimden.
.
Peki şimdi hangisine inanacaktık?
Ayvaya mı?
Palamuta mı?
.
İnsanların doğa olaylarını değerlendirip önündeki mevsimlerin nasıl olacağı hakkında epey tecrübeleri var.
Atalarından kendilerine miras olarak kalan bu bilgiler zaman zaman işe yarıyor.
.
Geçtiğimiz kasım ayının sıcak geçmesi, önümüzdeki ayların sert geçeceğine delaletmiş mesela.
.
Son günlerde etrafıma sorar oldum.
“Eşek arısı gördünüz mü?” diye.
Sebebi ise şu;
“Eğer yuvalarını ağaçların tepesine yaptılarsa kış yumuşak geçecek” derler de ondan.
Bakın bakalım, siz eşek arısı görebilecek misiniz?
.
Kızılcığın çok olması kışın karlı geçeceğine,
Mısır başağının dış yaprakları ile soğan kabuklarının kalın olması,
Meşe palamudunun çok olması kışın sert geçeceğine işaretmiş.
(Aklıma geldi.
Acaba biz bu palamudu karıştırmayalım?
Bol olup ta kışın sert geçeceğine inandığımız palamut balık değil de, meşenin meyvesi palamut olmasın sakın?)
Mantarlar fazla ise kar çok olurmuş,
Bu sene ortada mantar pek yok gibi.
.
Siz meyvelere, sebzelere veya hayvanlara baka durun işin ustası meğer M.Ö 300 yıllarında yaşamış.
.
Doğaya bakarak hava tahmini yapma girişimlerin en eskisi, MÖ. 300’de “İşaretler Kitabı”nı yazan Aristotle’nin öğrencisi Theophrastus’a aitmiş.
.
2000 yıl boyunca hava tahmininde etkili olan Theophrastus’un bu antik yapıtı;
“Bulutların rengi, şekli ve sineklerin ısırma şiddeti” gibi doğal işaretleri inceleyerek hava tahmini yapmanın yollarını anlatıyormuş.
.
Bizim kış tahmini yapmak için ayvalara, hayvanlara, bakmamızın asıl kaynağı meğer 2500 yıl öncesindeki antik yöntemlere dayanıyormuş.
.
Atalarımız her bir şeyi bildiğinden bu meteorolojik olaylar için de bir dolu söz bırakmışlar bize.
.
İşte onlardan bir kaçı:
Kork Abrul’un (nisan ayı) beşinden,
Öküzü ayırır eşinden.
Korkma Zemheri’nin (ocak ayı) kışından…
.
Akşam bulutu kızarırsa havayı hoş bil,
Sabah bulutu kızarırsa sırtını yaş bil…
.
Pelit ağacının kozağı çok olursa, kış çok olur.
.
Ağustosta tohum ekilmez;
Geveze karının kahrı çekilmez.
.
Kavağın yaprağı tepeden dökülürse kış çok olur,
Kavağın yaprağı aşağıdan dökülürse yaz olur.
.
Şubat sonunda karayel eserse, kış mevsimi uzun olur.
..
İşin en ilgincini sona bıraktım.
Diyelim yaz ayında hava sıcaklığı lazım.
Ama ölçecek bir alet, edevat yok.
Ne yaparsınız?
Bakın işin kolayı varmış meğer:
Cırcır böcekleri doğal termometreymiş.
“25 saniyede duyulan cırcır böceği sesini 3’e böl, 4 ekle. İşte havanın sıcaklığını buldun…”
.
Ne diyelim;
Hayvan, bitki deyip geçmeyin,
Tabiat onların elinde…
.
Biz ise sadece,
“Bozmak için” uğraşıp duruyoruz.
 
***
BİZİM YANIMIZDA…
Dün maden şirketinin açıklamaları üzerine Başkan Gökhan basın toplantısı yaptı.
Haberlerini gazete sayfalarımızda okuyacaksınız.
.
Biga Madencilik’in Proje Müdürü ve şirket sözcüsü daha önce düzenlediği basın toplantısında ruhsatlarının yenilenmemesi karşısında eğitimlerini yeni bitirmiş 200 işçiyi çıkarmak zorunda kaldıklarını açıklamıştı.
.
Bunun üzerine İnternette yayınlanan bir twitte, bunun sorumlusu olarak Ülgür Gökhan ve Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Pınar Bilir gösterildi.
.
Başkan yaptığı basın toplantısında bunlara cevap verdi.
Kendisinin halkın sorumluluğu ile hareket ettiğini, Atikhisar Havzasını kapsayan alanda siyanür kullanılmasına karşı olduğu için belediye olarak bu tepkiyi gösterdiklerine benzer bir açıklama yaptı.
.
Ben ise şu soruyu sordum kendisine:
“Sayın Başkan, bir tarafta belediye, çevreciler var, diğer tarafta ise şirket var. Peki devlet bunun neresinde?”
.
“Bizim tarafımızda” dedi.
.
“Ruhsatı yenilemediği için bizim yanımızda” dedi.
.
O halde şu soruyu ortaya sormak lazım.
.
Cumhurbaşkanı karşı,
Bakan karşı,
Belediye karşı,
Çevreciler karşı,
Halk karşı,
Kamuoyu karşı…
.
Öyleyse bu madenleri kim istiyor?
O kadar ağaç neden kesiliyor?
Doğanın düzeni neden bozuluyor?
.
Ortada anlaşılamayan bir soru var:
“Bütün bunlar niye?”