.


Sokakta vatandaşımız, kadın cinayetleri, taciz ve tecavüz vakalarından bunalmış olacak ki, sallandıracaksın kelimesini ister istemez kullanmaya başladı.
En son idam cezalarını ve infazlarını 12 Eylül döneminde yaşayan Türkiye, bebek katilinin yargılandığı süreç içinde idamın kaldırılması esnasında da epey tartışmıştı ama son darbe girişiminde yine vatandaşımızın gündemine gelmişti. Şimdi yine konuşuluyor. İktidar ortağı MHP de aslında af yasası hazırlıyordu. Şimdilik rafa kaldırdı.
Köy yerinde kahvede otururken, haberleri izleyen arkadaşlar asacaksın bunları, sallandıracaksın diye yüreğindeki acıları dillendirirken adaletin yerini bulmadığından şikâyet ediyorlar. Asacaksın bunları demekle bitmiyor elbette bu söylemler. 2006 yılında idam cezası kaldırılmış, en son bölücü örgütün başı dahi idam cezasına çarptırıldığı halde, cezası müebbet hapse çevrilmişti. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Cumhurbaşkanının gelirse imzalarım ifadesi de olmuştu ama sonra yine unutuldu.
Türkiye idam cezalarıyla ilgili olarak acı deneyimler yaşamıştır. Ülkemizde meclisin onayladığı ve infazı gerçekleşen 700’ün üzerinde idam cezası vardır. Bunun dışında, yurdun değişik bölgelerinde İngiliz destekli ayaklanma ve kalkışmaları bastırmak için kurulan İstiklal Mahkemelerinin gerçekleştirdiği idam cezası sayısı ise 1500’ün üzerindedir. Toplamda 2500’e yakın idam cezası verilmiş ve infazı gerçekleştirilmiştir.
Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın idamları ile Gezmiş, İnan ve Çayan’ların idamlarından özür dilenmiştir. Her iki idam olayı da üstlenilen misyonların önüne geçmemiş, tersine misyonları daha da büyütmüştür.
Her kim olursa olsun cezai hüküm giyecek olanların yakınları ve sevenleri olacaktır mutlaka. Cezaya itiraz edeceklerdir. İçleri razı gelmeyecektir idam edilmelerine. Toplumun sağlıklı ve sağduyulu duruşu bunları da dikkate almaktadır. Buna rağmen vatandaş sallandıracaksın diyorsa idam cezası tekrar gözden geçirilmelidir.
Adaletin terazisinin oynamadığı yerlerde idam cezası belki vatandaşın vicdanına su serpebilir. Ancak, adaletin siyasileştiği bir ortamda idam cezası, infial de yaratabilir. Nitekim arap ülkelerinde şahit olduğumuz idam cezaları dünyayı ayağa kaldırıyor. 
Adaletin sağlıklı olduğu bir yerde idam cezasının yeniden konması ve gerçek anlamda toplumun vicdanını rahatlatacak uygulamaların gerçekleştirilmesi belki devlete ve adalete olan güveni artıracak nitelikler taşıyabilir. Bununla birlikte, uygulamalara suçlu yakınları rıza gösteremeyecektir. Aynı zamanda AB uyum yasaları çerçevesinde böyle bir kanunun çıkarılması ve uygulanması son derece zordur. Dolayısıyla daha gerçekçi ve kabul edilebilir cezalar üzerinde durulmasında yarar vardır.
Sallandır gitsin düsturuyla çözüm bulmak zordur. Yaşamaya hakkı yok şeklinde kestirimde bulunmak yerine normal insan gibi hayatını sürdürmesine gerek yok denilebilir belki. Bir insanı idam edilirken düşünmek zor bir duygu, ancak eylemlerine bakılırsa, bazı canilerin hakkı imiş gibi geliyor.