Çocuk eğitimini hemen herkes bilir. Küçükten itibaren konuşma bile anne baba ve diğer aile bireyleri tarafından öğretilir.

Yaban hayatında da kuşlar başta olmak üzere hemen bütün türlerde yavrular büyüklerinden öğrendikleriyle yaşamlarına devam ederler.
Eğitimin böceklerde de olduğu, özellikler bal arılarında kovan içi bakıcı arıların tarlacı arılar tarafından eğitildiği bilimsel olarak ortaya konuyor.
California San Diego Üniversitesi'nden bir araştırıcı gurubu, sosyal öğrenmenin bal arıları için temel olduğuna dair kanıtlar ortaya çıkardılar. Arılarda polen ve nektar kaynaklarının tarifinde kovandaki diğer arılara işaret şekli olan sallanma dansının öğrenilerek geliştirildiğini ve kültürel olarak yeni nesillere aktarılabileceğini keşfettiler.
Son derece organize bir topluluk yapısına sahip sosyal bir böcek olan bal arıları, vücutlarını sallarken 8 figürü şeklinde daireler çizdikleri bir sallanma dansı aracılığıyla besin kaynaklarının yerlerini birbirlerine bildirerek kolonilerinin hayatta kalmasını sağlamaya yardımcı oluyorlar. Aşırı hızda gerçekleştirilen dans içindeki hareketler, kovan çevresindeki çevreden ve güneşin konumundan gelen görsel bilgileri kaynağın mesafesine, yönüne ve hatta kalitesine dönüştürüyor. Bu bilgi arılar için hayati önem taşıyor.
Araştırıcılar yaptıkları denemede tarlacı arılar ile daha genç, daha az deneyimli yuva arkadaşları arasındaki bilgi aktarım sürecini incelemek için özel koloniler oluşturmuşlar. Bu koloniler, hepsi aynı yaşta olan genç arılardan oluşuyor. Denemede tarlacıların da bulunduğu kolonilerde arıların tarlacı yaşa geldiklerinde dans etmeye başlamaları, tarlacı bulunmayan kolonilerde ise dans etmemeleri polen ve nektar kaynakları tarifinin eğitimle geliştiğini gösteriyor.
Araştırmacılar, ilk dans etmeden önce herhangi bir dansçıyı takip etme fırsatı olmayan arıların, daha büyük sallanma açısı sapma hatalarıyla ve mesafeyi yanlış kodlayarak önemli ölçüde daha düzensiz danslar yaptıklarına da dikkati çekiyorlar.
Dilin gelişimine erken maruz kalmanın gerekli olduğu insanlar gibi, arılar da kodlanmış ve yaşamları boyunca kullanacakları polen ve nektar tarifini büyüklerinden öğreniyorlar. Doğru sallanma dansını erken öğrenemeyenler, daha sonra diğer dansçıları izleyerek ve pratik yaparak geliştirebiliyorlar. Ancak mesafeyi asla doğru şekilde tarif edemiyorlar. Başka bir deyişle, kritik erken öğrenme aşamalarında diğer dansçıları gözlemleyemeyen bakıcı arılar, hayatlarının geri kalanında sürdürecekleri farklı ama mesafesi tanımlaması yapamayan bir dil geliştiriyorlar. Bu durum gösteriyor ki, bakıcı arıcıların mutlaka tarlacılarla birlikte büyümesi gerekiyor.
Arıların zeki oldukları ve çabuk öğrendikleri bütün uzmanlar tarafından kabul ediliyor. Polen ve nektar tarifi de bir nevi dil öğrenmeye benziyor. Bu meyanda özellikle bölme yaparken, mümkünse eskiden olduğu gibi bölmelerin duraktan uzağa taşınması ve tarlacıların ana kovana dönmelerinin engellenmesi gerekiyor. Yoksa mesafe tarifi eksik kalıyor.