Reklam

‘Denize 1 litre bile atığı arıtmadan vermememiz lazım’

Geçtiğimiz aylarda bütün Marmara denizini ilgilendiren Müsilaj (Deniz Salyasının ) neden ve sonuçları bir çok uzman ve belediye başkanlarının yorumları ile, derinlemesine bir şekilde Savaş Karakaş'ın hazırladığı 'Bir Umut Marmara' belgeselinde, Pazar günü Habertürk ekranlarında yayınlandı.

440 0
‘Denize 1 litre bile atığı arıtmadan vermememiz lazım’

Geçtiğimiz aylarda bütün Marmara denizini ilgilendiren Müsilaj (Deniz Salyasının ) neden ve sonuçları bir çok uzman ve belediye başkanlarının yorumları ile, derinlemesine bir şekilde Savaş Karakaş'ın hazırladığı "Bir Umut Marmara" belgeselinde, Pazar günü Habertürk ekranlarında yayınlandı. Programa birçok doğasever tarafından ilgiyle takip etti.

Marmara Denizinde geçtiğimiz aylarda etkisini gösteren Müsilaj (Deniz Salyası) konusuna dikkat çekmek amacıyla Savaş Karakaş'ın hazırladığı "Bir Umut Marmara" belgeseli Pazar günü Habertürk'te yayınlandı. Büyük ilgi gören belgeselde alanında uzman birçok kişi Marmara Denizinin geleceği hakkında çok önemli değerlendirmeler yaptı. Dalgıçlar eşliğinde deniz altı kayıtlarının yer aldığı belgeselde denizin altında içler açısı durum, Marmara'nın her yerinde olması dikkat çekti.
 
Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, ‘’Marmara Denizi aslında bizim inci gerdanlığımız bu deniz, bu güzelliğinin yanında çok aslında riskli bir özelliğe sahip, Kocaman bir Deniz 11bin 350 km2 bir deniz, ama sadece dar 2 boğazdan nefes alabiliyor. Astımlı bir insan gibi nasıl astımlı bir insan yeterli oksijeni alamıyor. O zaman bazı metabolik bazı fizyolojik faaliyetleri, aksıyorsa aslında Marmara denizi de aynı o şekilde,  Marmara Denizinde ikili bir su yapısı oluşuyor. Karadeniz soğuk kuzeyde olduğu için az tuzlu ama besince bol, Akdeniz sıcak tuzluluğu yüksek oksijence bol ama besin elementleri bakımından fakir bir deniz, İşte Marmara denizi bu iki deniz arasında kalmış durumda, Yüzeyden Karadeniz suları İstanbul boğazı aracılığı ile Marmara denizine giriyor. Akdeniz'in yoğun sıcak suları, Çanakkale Boğazı aracılığı ile alttan giriyor, o da kuzeye doğru Karadeniz'e doğru akıyor.  Böyle bir Denize bizim 1 litre bile atığı arıtmadan vermememiz lazım. Var olduğu günden belli biz bunu biliyoruz. Hiç böyle bir şey yapmamamız lazım. Ama biz 40 yıldır, Marmara Denizi çevresinde yaşayan 25 milyon insanın atığını, Türkiye'nin endüstrisinin nerdeyse yarısının atığını doğru düzgün arıtmadan verdik Marmara'nın altına, derin deşarj diye bir ucube şey uydurduk kendimize, topladık mesela diyelim Yalova'nın atıklarını, Sarıyer'in atıklarını bir yerde biriktirdik sonra sadece fiziksel parçalarını ayırıp sıvılaştırdık. 1 Km, 2Km derine bastık. Sonra o atıkların bir kısmı gitti Karadeniz'e bir kısmı organik yük olarak Karadeniz'in derinlere doğru çöktü, Hidrojen sülfür tabakasının genişlemesine sebep oldu. En az yarısı da yüzeye çıktı. Karadeniz'den gelen akıntı ile tekrar bize geldi. Hani kurtulacaktık hani buharlaşacaktı? Evet buharlaşmadı, deniz sihirbaz değil çünkü sabahları kalktık lavaboya gittik sifonu çektik oh ben kurtuldum sorun belediyenin, Peki belediye ne yapsın belediyeye soruyoruz şimdi, ilçe belediyesine soruyoruz ilçe belediyesi diyor ki bu benim sorumluluğumda değil hocam bu büyükşehirsin sorumluluğunda diyor. Büyükşehir'e soruyoruz, efendim biz planladık merkezi hükümetten para gelirse yapacağız diyor. Herkes o kadar haklı ki” dedi.
 
Prof. Dr. Bayram Öztürk, ‘’ Marmara Denizi çok genç bir deniz, Onun için genç bir deniz olduğu için daha yeni, türlerin bir araya geldiği deniz biz onu sopalıyoruz. Bugün deniz salyası öbürsü gün petrol kazası daha öbürü gün kanalizasyon daha başka gün işte radyasyon, Marmara Denizi için asında Türklerim bir sınavı bu, Marmara Denizini ya koruyacaklar ve yatta koruyamayacaklar, Korurlarsa kendi iç denizlerini yatak odalarını, ömür boyu balık yiyecekleri bir deniz bırakacaklar veya bırakamayacaklar, sorunu çözemeyecekler, Sorunun çözüşmesini çok bekliyoruz. Sorunun çözülmesi için akademik kadro var. Teknik Kadro var. Ben şimdi son dönemde yeterli siyasi irade odluğunu da görüyorum. Bunun için yatırım bütçe finansman ayrılması lazım ve Marmara'ya gözümüzün içi gibi bakmamız lazım. Onun için bu adalar 200o’li yıllarda koruma alanı ilan edilsin demiştim. Bunu yazdım bunun için çok çaba gösterdim ama bunu başaramadım.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Doç. Dr. Hasan Barış Özal; ‘’Sahte Dip Fosfentoz yer yer ortalama 5- 6 santim, 10- 11  santim, omurgasızları düşündüğünüzde yani süngerler, mercanlar turikatlar, yosun hayvancıklar, ve diğer omurgasızlar, fosfentoz diğer deniz canlılarının üzerine çöktüğü için, zaten nefes alamıyor ve beslenemiyor. ‘’

İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu; ‘’12 Sene önce 1/ 1000’lik raporlarında İstanbul asla 15 Milyonu aşmamalı maddesi var, Bugün 21- 22 milyonlu bir nüfus oranına ulaştı İstanbul mevcut yapılarıyla, bir denizin çevresine 25-26 milyon nüfus yüklenmemeliydi. Ya da Türkiye'nin sanayisinin yüzde 50’si burada konumlanmamalıydı. O bakımdan bu bir yönetim anlayışı eksikliği, yine ne yazık ki kimse buna bir fren yaptırtmadı. Sayın bakan bizi Kocaeli’ye davet etti, oturduk saatlerce fikirlerimizi sunduk. Bir taslak öneri fikirleri vardı. Belli maddeler bizim önerilerimiz vardı. Ortak bir karara dönüştü. Uygulamalara geçildi. Bir koordinasyon kurulu var. Buradan öyle bir sonuç çıksın ki, İstanbul Büyükşehir belediyesi sorumluluğunu bilsin tabiri caizse derslerine alsın kolunun altına gitsin çalışmalara başlasın, mahaali olarak buna nasıl çözüm buluruz hepimiz buna bakarız. Önceliğimiz olsun. Bizim Marmara'nın bilim insanlarından dinlediğim kadarıyla yani 20100’e kadar ne olmalıyı konuşmamız lazım, çok acı tarifler yapan bilim insanları var. Hiçbir şey yapmasak bile Mamara’nın çevresine Marmara denizi dünyada en erken ölecek diyen bilim insanları var. Biz burada günü konuşmamalıyız. 20 yıl 50 yıl hatta kurulan bilim kurulu kalıcı olmalı bu döneme ait değil kalıcı bir formata dönmeli” dedi.
 
Marmara Belediyeler Birliği Başkanı ve Kocaeli Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, ‘’Sadece burada suyun rengine bakıp, aldanmayın çok ciddi, bir çevre yatırımı yapıldı burada, mesela Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, su kanal idaresi ileri biyolojik arıtma oranını yüzde 65 geriye kalan yüzde 35 biyolojik arıtma, ön arıtma ile deniz verdiğimiz hiçbir şey yok. Bunu başardık biyolojik arıtma ile yaptıklarımızın bir kısmını endüstriyel kullanım suyu olarak Tüpraşa veriyoruz. Bu anlamda kıyıları artıma tesisleri kurulacak. Bölgede Marmara Denizine günden 4.3 milyon metreküp deşarj yapılıyor. Bu atık su deşarjının yüzde 53’ü ön artıma ile yani Azotu ve Fosforu arıtmadan fiziksel artıma yapılarak denize deşarjı yapılıyor” diye konuştu.

İbrahim Akın Kazancı
 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.