Pandemi sürecinde birçok zorluk yaşayan sıkıntılı çalışma saatleri ile karşı karşıya kalan sağlık çalışanlarının ve hekimlerin zor dönemde olduklarını ifade eden Bilim Kurulu üyesi İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alper Şener Kamu sağlık sistemi,  hekim ve Hasta ilişkisinde kimse kimseden memnun değil. Bu açmazdan çıkmak içinde hekimler özel sektöre geçiyorlar’’ dedi.

Pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının çeşitli zorluklar yaşadığını ifade eden İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alper Şener bu konuda sosyal medyadan değerlendirmeler yaparak tespitlerini paylaştı Şener; ‘’Hekimlerin ciddi bir bölümü kamudan ayrılmak yolunda ilerliyor. Sessiz sedasız, Korona yoğunluğu diyebilirsiniz. Ücret yetersizliği diyebilirsiniz. Hekime/ sağlık çalışanına şiddet diyebilirsiniz , hepsi etken olabilir ama, Nedeni aslında çok basit, Meksika açmazı (Mexican standoff) olaya karışan hiçbir tarafın kazançlı çıkamayacağı içinden çıkılmaz durum, Kamu sağlık sistemi, hekim, hasta ilişkisinde kimse kimseden memnun değil, Bu açmazdan çıkmak içinde hekimler özel sektöre geçiyorlar, Kamu sağlık sistemi ile hasta baş başa kalınca, sorunun ciddiyeti anlaşılacak’’ dedi.

 ‘’HASTALIKLAR HEP KONTROLSÜZ İNSAN HAREKETİ İLE YAYILMIŞTIR’’
 Koranavirüste düzensiz göçmenlerinde göçlerin de vaka sayısında artış yaşanması hakkında çeşitli  değerlendirmeler yapan Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi ve Katip Çelebi Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Prof. Dr. Alper Şener, “Tarihteki en önemli salgınlar ve yeni hastalıklar hep kontrolsüz insan hareketi ile yayılmıştır. Bunun en bilinen örnekleri frenginin yeni dünyada kıta Avrupasına gelmesi yanında, karşılığında su çiçeğinin bırakılması. Ve tabii en bilineni ise vebanın çeşitli formlarının bazen ticari yollar ile bazen de ya haçlı seferleri ile kıta Avrupa'sında zaman zaman yaptığı salgınlardır. Avrupa genellikle tarih boyunca göçülen son nokta olduğu için bulaşıcı hastalıkların ülkelerinde yaptığı yıkım yanında sosyal ve ekonomik hasarları da sık yaşadığı için geçtiğimiz yüzyıllar boyunca çeşitli savunma mekanizmaları geliştirmiştir. Özellikle deniz ticaretinin hakim olduğu yıllarda hemen her ticaret şehrinde ‘karantina’ adaları, bazen şehir surları dışında özgül alanlar oluşturmuşlardır. Bu alanlarda kuluçka dönemi boyunca kişi veya ürün tutularak bulaşıcı hastalık açısından incelemeye veya izleme tabii tutulmuştur. Aslı İtalyanca olan bu kelime çoğu dile de aynı şekilde geçmiştir zaten ve 40 gün demektir. Salgın hastalık durumu olmasa bile, insan hareketleri bulaşıcı hastalıklar açısından çok tehlikelidir. Kontrollü insan hareketlerinde ülkeye giren her bireyin aşılanma durumu kayıt altına alınır ve gerekli ise eksik aşılanmaları sağlanır. Bu hem kendi sağlıkları için gereklidir, hem de ev sahiplerinin sağlığı için gereklidir. Ülkemiz bu gibi durumları geçmişte deneyimlendi. Özellikle kızamıkta. Çünkü bir toplumda sık görülen hastalıklar ile kişiler bağışıklık kazanır ve o toplumda ilgili hastalık salgın yapmayabilir. Bunun çok tipik örneğini yakın zamanda kızamık ile deneyimledik (2012-2013). Hatta daha sonraki yıllarda ise bu durumu nerdeyse kanıksadık. Çünkü tıpkı farklı toplumların göç ile iç içe olması yanında mikroorganizmalar da iç içe geçer ve zamanla bir dengeye gelir. Ama o dönem içerisinde hastalık yaygınlığı artar” dedi.

 ‘’KAYITLI VEYA KAYITSIZ OLSUN KARANTİNASIZ KABUL EDİLEMEZ’’
Afgan göçmenlerinde de risk taşıdığını ifade eden Alper Şener, “Şu anda mevcut olan Covid 19 salgını ise çok olağanüstü bir durumdur. Bu tüm dünya için önem arz etmektedir. Eğer bugün siz Güney Afrika’dan tarifeli uçak ile İstanbul’a gelseniz 14 gün karantina ve sonrasında negatif PCR ile ülkeye girebilirsiniz. Çünkü mevcut korona nedeniyle özellikle Güney Afrika varyantı ihtimali kimse yoktur diyemez. Bunun gibi uygulamaları her ülke yapıyor, çünkü sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer. Bu salgın tüm dünyaya Çin’den seyahat ile yayıldı! Bu seyahat kayıtlı veya kayıtsız olsun karantinasız kabul edilemez. Covid 19 salgının başından beri en çok ismini duyduğumuz varyantlar- coğrafik isim ile- İngiltere, Afrika, Brezilya ve en son Hindistan varyantıdır. Şu anda mevcut basına yansıyan Afgan göç hareketi ise; Hindistan’a sınır komşusu bir ülkeden gelmektedir. Bu kişilerin hem kendi sağlıkları hem de toplum sağlığı açısından karantina da tutulmaları ve test edildikten sonra durumları hakkında bir karar verilmelidir. Mevcut durumda Türkiye’de salgının sönümlendiğini görüyoruz ama halen kontrol altına alındığını söyleyemeyiz. Bu nedenle hele bir de delta (Hindistan ) varyantı bu kadar gündemdeyken, bu tip kontrolsüz insan hareketlerinin salgının yeniden alevlenmesine sebep olmayacağını söylemek çok iyimser bir bakış açısı olur” şeklinde konuştu.

Alper Şener Hamilelerin aşı yaptırması konusunda da değerlendirme yaparak; ‘’Sadece geçen hafta görev yaptığım  hastanenin Kovid-19 servislerine 7 hamile başvuru yaptı 44’ü serviste biri ise yoğun bakımda. Daha önceki aylara baktığımızda hamilelerde 2 ila 2,5 kat oranında bir vaka artışı var. Bunun temel nedeni delta varyantının yaygınlaşması ve bu grubun aşılanmamasından kaynaklanıyor. Salgının hem anne hem de bebekte olumsuz bir sonuç yaratmaması için hamilelerin mutlaka aşı olması gerekiyor. Bu hasta grubuna diğer hasta gruplarında kullandığımız gibi yaygın ve rahatlıkla ilaç kullanmıyoruz. Korona enfekte olan anne adaylarında kayıp daha fazla oluyor. Bu kötü sonuçların yaşanmaması için mutlaka gebelere, Kovid-19 aşılarını olmasını öneriyoruz.” dedi.
 
 
İbrahim Akın Kazancı