Kültür ve Sanat

'Müzik dijitale doğru gidiyor'

Sosyal medyanın yaygınlaşması ve etkileşimin artmasıyla ile birçok kullanıcı yaptığı işleri ve mesleki bilgisini kitleleri ile paylaşıyor.

Sosyal medyanın yaygınlaşması ve etkileşimin artmasıyla ile birçok kullanıcı yaptığı işleri ve mesleki bilgisini kitleleri ile paylaşıyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde müzik eğitimi alan Akın Mutlu da Instagram, Youtube, Udemy ve Facebook’tan müziğe bakış açısını anlattı.

“Teknolojinin hemen hemen tüm insanlara ulaşması ile birlikte sosyal medyanın gücü de bir o kadar arttı” diyen Mutlu, “Sadece müzik değil, tüm alanlar yavaş veya hızlı fark etmeksizin dijitale doğru yol alıyor. Bunun sebebi gelişen teknoloji ve insanların en kolay yoldan ulaşma isteği ve alışkanlığı diyebilirim. Müzik tabii bu reformdan payını alıyor. Eskiden büyük şirketler fiziksel albüm, plak, cd tarzında ürünler ortaya koyup satışlarını gerçekleştirirken, artık Spotify, Apple Music, Youtube Music, Deezer vb. müzik platformları ve dağıtıcı siteler ile bağımsız sanatçılık dediğimiz kavram ortaya çıkıyor.  İlerleyen dönemlere bu fiziksel ve dijital müzik piyasasının arasındaki farkın çok daha açılacağına inanıyorum” dedi.

Öncelikle Akın Mutlu Kimdir? Kendinizden bahseder misiniz, nelerden hoşlanıyorsunuz, müzik serüveniniz nasıl başladı?
9 Aralık 1999 doğumluyum. Doğma büyüme İzmirliyim. İlkokul zamanlarından beri müzik ile ilgilensem de ciddi anlamda 8 yıldır, liseye başladığım zaman müzikle iç içe olmaya başladım. Müzik hayatımdan önce, monoton bir hayatım vardı. Okul, ev, bilgisayar oyunları gibi. Okul ve ev tarzında klasik bir çocukluk geçirdim. Lise yıllarında gitar çalarak başladığım müzik hayatımda tesadüfi olarak bir okul müzik yarışmasına katıldım ve ekip arkadaşım Yağmur Çokgenç ile beraber 3’ncü olduk. Büyük ihtimalle o gün benim dönüm noktamdı. Çünkü beni evimde meşgul eden sesler bütünü, artık sosyal olarak da geliştirdiğini fark ediyordum. Önce kendimin ve sonrasında insanların, yaptığım müziğe ilgi göstermesi ve zevk alması beni dünyanın en mutlu insanı yapıyordu. Sosyal problemlerimi aşmış ve müzikal olarak kendimi geliştirmeye çok daha hevesli bir şekilde ilerledim. Lise 1. Sınıfın sonlarına doğru İzmir ‘deki etkinlikler sayesinde Duman, Mor ve Ötesi, Teoman, Athena, Şebnem Ferah gibi değerli sanatçı ve grupların etkisinde kalarak Rock müzik ile ilgilenmeye başladım. Maddi konularda Zorlanarak da olsa bir elektrogitar alarak bu müzik ile ilgilenmeye başladım. Lise 2. Sınıfta, sınıftan arkadaşlarım ile rock grubu kurduk ve yine okulun etkinlik ve konserlerinde görev aldık. Bu süreç, okuldan eve geldiğim gibi çantamı fırlatıp saatlerce gitar çalıştığım dönemlerdi. Amatör de olsa bateri, piyano, bas gitar, cajon gibi enstrümanları da çalmayı öğrendim. Lise 3. Sınıf zamanlarında artık müzikten başka bir alanda kendimi göremez hissettim ve üniversite de müzik bölümünde olma hayalleri ile akademik eğitim almaya başladım. Bu zamana kadar henüz bir eğitim almamıştım. 3-4. sınıflarda müzik öğretmenliği ve konservatuar bölümlerine girebilmek için elektrogitar ve rock müzikten biraz uzak kalarak, dikte, solfej, temel müzik eğitimi, armoni ve işitme eğitimi üzerine çalışmalar yaptım. 2016 yılından itibaren sokak ve metro müziğini de yaptığımı söylemeden geçmeyeyim. Maddi konularda en büyük kaynağım her zaman olduğu gibi müzikti. Değerli hocalarım ile birlikte bu akademik eğitim sonrası Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Müzik Eğitimi Bölümünü kazandım ve lisans sürecine girdim. Şu an son sınıfım ve Pandemi döneminde boş kalmaktansa, Udemy platformunda klasik gitar, ukulele, sokak müziği sanatı ve şan eğitimi adı altında 4 adet kurs hazırladım ve güzel geri dönüşler sağladım. Sanırım dijital eğitimciliğe devam edeceğim gibi gözüküyor. Aynı zamanda kanımı kaynatan Rock müzik alanında albüm çalışmalarım da devam ediyor. Kendimi geliştirmeye her zaman bayılıyorum ve her zaman öğrenci kalmayı kendime uygun görüyorum.

Sosyal medya ve teknolojinin gelişimi ile birçok platformu kullanıyorsunuz, bunu yapmaktaki sebep bu mecraların daha aktif olması mı?  Artık müzik bu alanlara mı kayıyor sence?
Teknolojinin hemen hemen tüm insanlara ulaşması ile birlikte sosyal medyanın gücü de bir o kadar arttı. Öncelikle Instagram, Youtube, Udemy ve Facebook ağırlıklı olacak şekilde paylaşım gerçekleştiriyorum. Sebeplerine gelecek olursak aslında en büyük sebebi kendimi ve yaptıklarımı tanıtmak. Şu an bana göre çok fazla dijital ürünüm olmasa da her geçen gün maddi kaygı gütmeden arttırmaya çalışıyorum. Maddi anlamda güçlenmek amacı ile çalıştığım tek platform Udemy diyebilirim. Bahsettiğim gibi 4 adet kursum var ve planlarıma göre 1-2 yıl içerisinde 11 adet kursa ulaşacağım. Diğer bir konuya gelecek olursak sadece müzik değil, tüm alanlar yavaş veya hızlı fark etmeksizin dijitale doğru yol alıyor. Bunun sebebi gelişen teknoloji ve insanların en kolay yoldan ulaşma isteği ve alışkanlığı diyebilirim. Müzik tabii bu reformdan payını alıyor. Eskiden büyük şirketler fiziksel albüm, plak, cd tarzında ürünler ortaya koyup satışlarını gerçekleştirirken, artık Spotify, Apple Music, Youtube Music, Deezer vb. müzik platformları ve dağıtıcı siteler ile bağımsız sanatçılık dediğimiz kavram ortaya çıkıyor.  İlerleyen dönemlere bu fiziksel ve dijital müzik piyasasının arasındaki farkın çok daha açılacağına inanıyorum.

Müzik eğitimini nereden aldınız, ne kadar sürdü ve bildiğim kadarıyla sizde müzik eğitimi veriyorsunuz, bu eğitim içeriklerinde neler var?
Müzik eğitimine üniversite de müzik bölümü okuyacağıma karar verdiğim zaman başladım. Lise 3. Ve 4. Sınıfta 2 sene temel müzik eğitimi aldım. Ondan önce dijital mecralardan kendimi geliştirmeye çalışıyordum. Çanakkale 18 Mart üniversitesi Müzik Eğitimi bölümünü kazandıktan sonra akademik eğitim almaya başladım ve hala da devam ediyor. Şu an özel ders, online dersler ve dijital eğitim adı altında müzik eğitimi veriyorum. Özel derslerimde temel müzik eğitimi, gitar, ukulele, şan eğitimi, konservatuara hazırlık eğitimleri veriyorum. Online video eğitimlerimde ise müfredatını önceden hazırladığım kursları oluşturup, Udemy platformunda satıyorum. Şuan itibariyle dijital satışlar dahil olmak üzere 1700ü aşkın öğrencim var ve her gün artıyor.

Sizce müzik eğitimi kaç yaşında başlar,  bunun için sonraki yaşlar geç mi?  Eğer müzikle ilgilenmeseydiniz profesyonel olarak neler yapmak isterdiniz?
Müzik eğitimi anne karnında başlar. Çocuk annesinin kalp atışının ritmine alışır ve hisseder. Dinlediği ilk müziktir diyebilirim. Enstrüman olarak soruyorsanız eğer, bununla ilgili birçok yöntem var. Her enstrümanda değişiklik gösterse de kaliteli ve bilinçli bir eğitim ile 3-4 yaşlarında bir çocuk enstrüman öğrenmeye başlanabilir. Genelde en verimli yaşlar ergenlik çağında oluyor. Öğrenci öğrenmeye aç, müziğe ayıracağı vakit konusunda problem minimum düzeyde, fizyolojik olarak gelişimini büyük oranda tamamlamış ve yeni beceriler edinmeye müsait oluyor. Ayrıca enstrüman ya da müzik öğrenmek için hiçbir zaman geç değildir. 70 yaşında bu işe başlayıp çok güzel ilerleyen büyüklerimiz var. Bu sebeple zamanım yok, yaşım geçti tarzında hiçbir bahaneye gerek yok. Müziğe ilgili ve gerçekten isteyen bireyler çok fazla düşünmek yerine direkt istedikleri enstrümanı kapıp çalışmalara başlasınlar. Eğer müzikle ilgilenmeseydim ne yapardım sorusuna gelecek olursak, bulunduğumuz çağın en önemli mesleklerine merak sarardım diye düşünüyorum. Şuan ilgilenmesem de yazılım ve dijital reklamcılık işleri oldukça ilgimi çekiyor. Yüksek ihtimalle bu alanlara kendimi verirdim.
 
Sizce Türkiye'de müzik eğitimi nasıl verilmeli, eğitim verirken nelere dikkat edilmeli ve neler yapılmalı?
Müzik çok geniş bir branş ve her enstrümanın veya teorik konunun eğitim modeli aynı değil. Bu sebeple genel hatlarıyla eleştireceğim. Belki de Türk müzik eğitim sistemindeki en büyük eksik daimici, esasici eğitim modeli ile geleneksel öğretiye bağlı kalmak. Çağın gerekliliklerine ve teknoloji çağına ayak uydurmak yerine, sürekli değişen ama yerinde sayan müzik eğitiminin verimli olmadığını gözlemliyorum. Şahsi görüşüm Türk müzik eğitimindeki öğrenci merkezli eğitim modelini benimsemeliyiz. Zaten konu müzikse, hangi enstrüman olursa olsun pratik her zaman ön planda olacaktır. Öğretmenin öğrenci ile samimi ve kaliteli bir ilişki kurabilmesi için dersler birebir ya da ikişer gruplar halinde olmalıdır. Eğer bu imkan ya da süre yoksa 5-10 kişilik gruplar halinde çalışılabilir ama verim düşecektir. Nüfusu fazla sınıfları hiç konuşmaya gerek yok çünkü çok az kişi bu eğitim modelinden verim alabiliyor. Dikkat edilmesi gereken en önemli konunun bu olduğunu düşünüyorum. Diğer önemli konulara değinecek olursak eğitmenin icra düzeyi, sınıf ortamının rahatlığı, planlı ve müfredatı hazır bir programın var olması, öğrenciyi bir sonraki derse keyif ile gelmesini sağlayabilmek, öğrencinin motivasyonunu yüksek tutmak gibi birçok etkene öğretmenin dikkat etmesi ve üzerinde çalışması gerekir.

Türkiye'de en temelde müziğe, resme sanatsal derslere neden yeterli ilgi gösterilmiyor?
Bence bunun başlıca sebebi eğitim sisteminin akıl ve bilimi hedef alarak değil, ideolojik ve siyasi yolda ilerlemesi sebep oluyor. Velilerde oluşturulmuş bir algı var; en yüksek puanı yap, en iyi bölümlere git. Tıp, mühendislik, hukuk. Bu bölümler kime göre, neye göre iyi? Hayattan istediğimiz ömür boyu kendi istediğimizi yapmadan bir mesleğe kendimizi adayıp, sırf o bölüm tuttu diye, yakından uzaktan alakamız olmayan mesleklerde ömür geçirmekse sorun yok. Ama eğer veliler eğitimin, insanın kendisini bulması için bir araç olduğunu algılamış olsa; herkes kendi çocuğunun neye yatkın olduğunu, hangi alanlarda başarılı olduğunu, neyi yapmak istediğini sorgular ve yönlendirmelerini bu doğrultuda yapar. Bu olay gerçekleşmediği için müzik, resim, heykel ya da güzel sanatlar altında yer bulmuş herhangi bir alan, halkın gözünde “boş beleş işlerle uğraşma, git kendine sigortalı bir iş buldan öteye geçemez. Eğitim sistemi de bazı kalıplardan kurtulup hür bir şekilde yoluna devam ederse; orta vadede bunun geri bildirimleri kesinlikle güzel olacaktır.  Bu ülkeden dünya çapında ressam, müzisyen vs. çıkmamasının tek sebebi bunun istenmemesidir. Ne yetenekli çocuklar kendilerini hiç olmak istemedikleri yerlerde yok ediyorlar. Şansı ve parası olan yurtdışına kaçıyor. Onlar dışında bir elin parmaklarını geçecek sayıda sanatçımız yok.

Bize zaman ayırdığınız için teşekkürler.
Biz teşekkür ederiz.

İbrahim Akın Kazancı