.

Siyaset takıntısı olanlardan kaçının. Genellikle zeki ve ilginç olurlar, ama doğalarında bir şey eksiktir; bir delik, bir boşluk vardır ve onu siyasetle kapatmaya çalışırlar. Bu onları şekilsiz yapar.
Peggy Noonan

Siyasetle uğraşmamanın cezası, sizden daha aptal olanlar tarafından yönetilmektir.
Platon

Politikacıya soru sorma ki sana yalan söylemesin.
Dashiell Hammett

Hiçbir şey bilmez, yine de her şeyi bildiğini sanır, böyle biri neden başarılı bir politikacı olmasın?
Bernard Shaw

Politika, politikacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir.
Charles DeGaulle

Devrim korkutucudur ama seçim kampanyaları da iğrençtir.
Nicolas Gomez Davila

Zirvelerde kartallarda bulunur, yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek diğeri ise sürünerek gelmiştir.
Cenap Şahabettin

Haklı bir siyasi davaya en büyük zararı, muhalefetin acımasızca saldırması değil yandaşlarının aptalca savunması verir.
Alexander Hamilton
 
***
Politikacılar avukatlara benzer…
.
İpten alan avukat Yer İngiltere.
Birkaç yüzyıl öncesi.
Adamın biri cinayetten içeri atılır.
Bir avukat bulunur adama. İlk görüşmelerinde avukat “Merak etme seni kurtaracağım” der.
(Aynı, politikacıların ‘memleketi kurtaracağım’ demesi gibi)
Adam da avukata güvenir (Halk politikacıya güvenir oy verir) ve mahkemeye çıkar.
Karar ise idamdır!... (Sonuç berbattır, memleket kötüye gitmiştir)
Adam doğal olarak avukatına kızar, köpürür. “Hani beni kurtaracaktın?” der.
(Halk sorar hani iyiye gidecektik.)
Avukat da “Sen merak etme. Bu daha bir şey değil. Temyiz var. Seni kurtaracağım” yanıtını verir. (Politikacı ise: “Siz merak etmeyin bu ilk dönemdi. Esas şimdi görün bizi” der.)
Dava temyize gider. Ama mahkemenin verdiği idam kararı bozulmaz, tersine onaylanır!
Adam yine avukatına döner ve sorar:
“Hani temyizde beni kurtaracaktın?”
Avukat gayet sakin biçimde,
“Dur daha, bu karar Avam Kamarası’nda oylanacak. Seni kurtaracağım” der.
(Ülkeyi yönetenler de 18 yıldır hep aynısını der; “Sizi kurtaracağız…”)
Dava Meclise gider, ama orada da idam onaylanır!..
Daha sonra Cumhurbaşkanı da idamı onaylar, adam kurtulamaz.
Darağacı kurulur, cellat adamı sandalyeye çıkarır, boynuna ipi geçirir.
Bu sırada avukatı ile göz göze gelen adamın öfkesi bakışlarına yansımıştır.
Avukat ise hâlâ son derece sakindir.
Gözleriyle işaret ederek, merak etmemesini, onu kurtaracağını anlatmaya çalışır.
Adamın ise artık umudu kalmamıştır.
Cellat gelir, adamın altındaki sandalyeyi iter ve talihsiz adam boynuna geçirilen ipte sallanmaya başlar…
Hikaye biter…
.
İşte başımızdakiler de da tam 18 yıldır “Bizi kurtarmaktan bahseder ve biz halk olarak buna inanırız… Sonuç olarak memleket batar…
 
***
Dedik ya avukatlarla siyasetçiler birbirine benzer diye;
.
Hayırsever vakıflarından birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler.
Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu.
-“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 dolar, ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”
Avukat bir süre düşündü, sonra:
-“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi?”
Görevli utandı:
-“Şey... Hayır.”
-“Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu?”
Görevli utancından kıpkırmızı kesilmiş bir halde özür dilemeye çalışırken avukat onun sözünü kesti:
-“Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”
Görevli yerin dibine geçmişti sadece,
-“Hayır, hiç bir bilgim yoktu ...” diye mırıldanabildi.
Avukat bir kez daha onun sözünü keserek devam etti: -“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken size niçin vereyim?”

Bizim siyasetçiler de kendilerine kocaman zamları yaparken, millete sadece koklatıyor mu?