Bugün Cuma. Hayırlı gün. Müslümanların bayramı.

Ama Cuma haricinde bayram yapan dolu.

.

Misal;

Kaymakamlıklar için bu yılın ilk 4 ayında 11 hükümet konağı ihalesi yapıldı.

Bedeli ise “1 milyar 189 milyon lirayı bulduğunu” haberlerde okuduk.

.

AKP’den CHP’ye geçen Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin borç yükünün “15 milyar lirayı geçtiği” haberleri yayınlandı.

.

AKP’den CHP’ye geçen Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin borcu ise 11 milyar lirayı geçmiş.

.

“Olabilir” dersiniz.

“Masraftır, ihtiyaçtır” yapılır.

Ancak,

Bu kadar borç birikene kadar aklınız nerede?

1 milyon kaçar,

3 milyon kaçar,

Ama

11 milyar borç gözden kaçar mı yahu?

.

Geçen haberlerde vardı.

Makam arabalarını yan yana dizmişler;

Bizim Çanakkale’deki Otogaleri Sitesinde o kadar araba yok.

.

Bunlar sizin olsa satarsınız borcunuza karşılık bir geliri olur.

Ama bunların çoğu kiralık ve şirketlere ödenecek para aylık 1.3 milyar lira.

.

“İsraf haramdır” biliriz.

Ama başkaları bilmiyor galiba.

.

Bu yazdığımın üstüne şu haberi okuyorum;

“CHP’de 2023 milletvekili seçimine göre yüzde 9’luk oy artışı, AKP’de yüzde 3.1’lik oy düşüşü gözleniyor.”

.

Böyle israfa giderseniz 4 sene sonunda (ki erken seçim olmazsa) AKP diye bir parti kalmayacak.

 

ZALİMSİN DİYORSAM

Devlet Bahçeli’yi hepimiz biliriz.

Ani çıkışları, sert söylemleri her daim gündeme oturmuştur.

Ancak dün MHP’nin resmi sosyal medya kaynaklarında yayınlanan bir videoyu görünce şaşırdım.

.

“Kesin montaj” dedim.

Ama değilmiş.

.

Belki çoğunuz videoyu görmüşsünüzdür;

Bahçeli bir kulvarda yürüyor.

Gayet güzel bir görüntü.

23 Nisan resepsiyonuna katılamama sebebi “Ameliyet olacağı için…” şeklinde bir mazeret açıklanınca, bunun üzerine “Ben sağlıklıyım” mesajı vermiş olabilir.

.

Yürüdüğü kulvarda 3 yol var.

Kendisi hep aynı kulvardan yürüyerek;

“Ben hep aynı yolda yürüyorum, şaşmadım. Ne dediysem o” şeklinde bir anlam da çıkarılabilir bu videodan.

.

Hatta şu mesajda olabilir;

“İstesem diğer kulvarlara da geçebilirim ancak ben aynı yerdeyim…”

.

Bütün bu görüntünün üzerine bir de müzik eklenmiş.

Müzik, bir döneme damga vurmuş değerli sanatçımız Ferdi Tayfur’a ait olan “Söyleten Sensin” adlı şarkı.

.

Şarkının sözleri ise şöyle;

Hep köle misali,

Zincire vurdun,

Ben sana dost oldum,

Sen düşman oldun!

Sen beni kendine

Göre mi buldun?

“Hainsin” diyorsam,

Söyleten sensin!

 

Sana söylediğim

Sözlere kızma,

Sitem ediyorsam

Ettiren sensin!

Senden çektiklerim

Yetti canıma,

“Zalimsin” diyorsam

Söyleten sensin!

.

İşte can alıcı nokta burası;

Resmi sosyal hesapta yayınlanan bu video ile Devlet Bahçeli “Kime?”, “Neden?” bir gönderme yaptı?

.

“Ben sana dost oldum, sen düşman oldun!” diye kime söylüyor ve ekliyor;

“Hainsin” diyorsam söyleten sensin!

.

Senden çektiklerim yetti canıma,

“Zalimsin” diyorsam söyleten sensin!

.

Devlet Bahçeli’nin bu göndermesinin sonucu, yakında Türk Siyasi Tarihinde büyük bir gelişme yaşanabilir.

.

Bunu unutmayacağız ve bir kenara yazacağız…

 

57. ALAY

57. Alay’ın kuruluşu ile ilgili 9 Aralık 1880 ve 25 Aralık 1892 olmak üzere iki ayrı tarih veriliyor.

İlk Alay komutanı, “İstanbullu Albay Mehmet Rıza Bey…”

Alayın 29. Tugaya bağlı olup, karargâhı İzmit sancağındadır.

Alayın 4 taburu vardı.

Taburlar o zamanlar farklı illerde görevlendirilmişti.

.

57. Alay;

1896 tarihinde 71 subay ve 1642 erle Trablusgarp’a gitmiştir.

16 Eylül 1911 tarihinden sonra Trablusgarp’ta İtalyanlara karşı savaşmış ve bu savaşta büyük yararlılıklar göstermiştir. Burada bağlı bulunduğu tümen ise “Trablusgarp Tümeni” dir.

Trablusgarp’ın elden çıkması üzerine 57. Alay, 8. Kolordu emrine verilmiştir.

.

Balkan Savaşı’nın çıkmasıyla birlikte 2. Taburu başka birliklere dağıtılmış, Alay komutanı Albay Sami, 1. Tabur komutanı Binbaşı İsmail Hakkı, 3. Tabur komutanı Yüzbaşı Mustafa Nuri olmak üzere olmak üzere 35 subay ve 2223 erle 19. Tümen bünyesinde Lokarca bölgesinde Sırplarla savaşmıştır.

Alay bu savaşa 35 subay, 2223 erle katılmış ve 17 şehit vermiştir.

.

Balkan Savaşından sonra Türk ordusunda yeni düzenlemeler yapmak gereği doğmuş; 57. Alay, 9. Kolordu bünyesindeki 19. Tümen ile yeni görev yerine gitmiştir.

.

Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine de önce 19. Piyade Tümeni bünyesinde yeniden teşkilatlandırılmıştır.

Karargâhı da Tekirdağ Yerçeşme barakalarıdır.

Yine 3 taburdan oluşan 57. Alay’da 49 subay, 3638 er bulunuyordu.

Alay komutanı Hüseyin Avni,

1. Tabur komutanı Yüzbaşı Zeki,

2. Tabur komutanı Binbaşı Murat,

3. Tabur komutanı Binbaşı Ali Hayri ve

Tümen komutanı da Yarbay Mustafa Kemal’di.

.

Çanakkale Muharebeleri öncesi 57. Piyade Alayı, 5. Ordu, 3. Kolordu ve 19. Piyade Tümeni kuruluşunda yer almakta olup, komutanı Binbaşı Hüseyin Avni Bey’dir.

Üç piyade taburu ve bir ağır mitralyöz ile beraber 34 bölükten teşkil edilmişti.

.

Yine Çanakkale Muharebeleri öncesi 57. Piyade Alayının kuvveti;

49 subay, 3638 erbaş ve er,

377 hayvan,

2288 tüfek ve

4 ağır makineli tüfekten ibaretti.

.

57. Alaya 22 Şubat 1915 tarihinde törenle sancak verildi.

23 Şubatta Halep vapuru ile Tekirdağ’dan hareket eden Alay, 25 Şubatta Eceabat’a (Maydos’a) gelmişti.

19. Piyade Tümeni Karargâhı ile birlikte 26 Mart 1915’te Bigalı Köyü’ne intikal etmişti. Bu tarihten 24 Nisan 1915 tarihine kadar bizzat Yarbay Mustafa Kemal ve Binbaşı Hüseyin Avni Bey tarafından sürekli eğitime tabi tutulan 57. Alay, Bigalı Köyü ve Turşun bölgesinde tatbikatlar yapmıştı.

.

Bigalı Köyünde eğitim ve tatbikatlarını yürüttüğü sırada 57. Alay’ın birkaç kez 5. Ordu tarafından yeri değiştirilmek istenmişse de Mustafa Kemal çıkarmanın yapılacağını tahmin ettiği bölgeye en yakın noktalardan biri olmasından ötürü Bigalı köyünde kalmak yönünde ısrarcı olmuş ve bunda da başarılı olmuştur.

.

25 Nisan 1915 sabahı İtilaf kuvvetlerinin Anadolu kıyılarına bir şaşırtma çıkarması yapması, asıl kuvvetlerini güneyde Seddülbahir bölgesine ve daha kuzeyde Kabatepe’nin çok az yukarısında bulunan Arıburnu’na çıkarmaları, Mustafa Kemal’in düşüncelerinde ne kadar haklı olduğunu ortaya koymuştur.

.

25 Nisan sabahı saat beşten sonra amansız bir şekilde İtilaf donanmasının bombardımanı başlamıştı.

Kabatepe yönünden yapılan yoğun ateş nedeniyle yarımadanın batı yamaçları ve tepeleri hallaç pamuğu gibi atılıyordu.

.

Bu sürede yaşanan onca çatışmalara rağmen saat 7 olmuş ve ordu komutanlığından 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’e harekete geçmesi için hiçbir emir gelmemişti.

Eğer harekât hızla devam edip Yarımadanın kuzeyindeki Conkbayırı ve Kocaçimen Tepeleri düşman eline geçerse, İtilaf Devletleri kısa sürede amacına ulaşabilir, bundan sonra 19. Tümenin buna karşı koyması çok zor olabilirdi.

.

İşte bütün bunları düşünen Yarbay Mustafa Kemal, ordu komutanından emir almamasına rağmen tüm sorumluluğu üstlenerek tümen karargâhının en yakın yerinde hazır bekleyen 57. Alay ile bir dağ bataryasını harekete geçecek şekilde hazırlanmasını emretti.

.

19. Tümen komutanı Yarbay Mustafa Kemal şöyle bir plan yapmıştı; yalnız bir alay kuvvetiyle Kocaçimen Tepe’ye yetişmek ve tümenin öbür iki alayını da her an harekete geçebilecek şekilde hazırlatmaktı.

.

Yarbay Mustafa Kemal harekete geçmeden önce Gelibolu’daki 3. Kolordu komutanlığına saat 7.00’de bir rapor yazarak düşmanın karaya çıktığını, bu nedenle 57. Alayı o mıntıkaya hareket ettirdiğini bildirdi.

.

57. Alay saat 7.45’de Bigalı deresinden Kocaçimen Tepeye doğru harekete geçti.

Bu güzergâhta askerin tek kol halinde yürüyebileceği patikalar mevcuttu.

Sık kayalıklar ve fundalıklar yolu kesiyor bu yüzden askerin ilerlemesi zorlaşıyordu.

Buna rağmen daha hızlı ilerlemeye çalışan “57. Alayın Yürüyüşü” gecikmeye başlamış ve saat 9.40’ı gösterirken Alay Kocaçimen Tepe yakınlarına gelebilmişti.

Bu sırada Yarbay Mustafa Kemal askerin dinlenmesi için mola verdirdi ve durumu görmek için yanında bulunan emir subayı ve birkaç muhafızıyla birlikte Conkbayırı’na doğru hareket etti.

Conkbayırı’na vardığında durumun ne denli tehlikeli olduğunu bizzat gördü. Çünkü Anzak askerleri rahatlıkla ilerliyordu.

Bir süre sonra 27. Alayın 8. Bölüğünün 1. Takım erleri cephaneleri bittiği için geri kalan 15 kişi ile geri çekildiler.

.

Anzaklar Arıburnu’na çıkıyor ve merkezden kuzeye doğru ilerleyerek Kocaçimen Tepe’ye çıkmak istiyordu.

Gerideki Düztepe, Cesarettepe ve daha gerideki Merkeztepe Anzaklar tarafından ele geçirilmişti.

Ancak Conkbayırı’na olan yürüyüş henüz etkili değildi. Eğer hızlı karar verilir ve davranılırsa durumu düzeltmek mümkün görünüyordu.

Türk erleri kendilerini kovalayan Anzak askerleri önünden hızla Conkbayırı’na doğru tırmanmaktaydı.

İşte bu esnada neferlerin önüne Yarbay Mustafa Kemal çıkar ve o tarihi konuşmasını yapar; “Ben size savaşmayı emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye dek geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar geçebilir…”

.

Gerçekten de çekilen Türk askerleri mevzi alınca, karşı taraf da mevzi alıp duraklar. Böylece, 57. Alay Öncü Bölüğünün Conkbayırı’na yerleşmesi için gereken süre kazanılmış olur.

İşte bu an, Çanakkale Savaşları Kara Harekâtı’nın kaderini belirleyen noktalardan birisidir.