Çanakkale Boğazı’nın 111 yıllık sualtı mirası, bilim ve teknolojiyle geleceğe taşınıyor. ÇOMÜ’nün akademik katkı sunduğu “Derin Miras” projesiyle tarihi batıklar korunurken, Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nın dünyanın önde gelen dalış turizmi merkezlerinden biri olması hedefleniyor. Çanakkale’nin derinliklerindeki tarih, bu kez bilim, turizm ve sürdürülebilirlikle dünyaya açılıyor.
Çanakkale Boğazı’nın 111 yıllık sualtı mirası, bilim ve teknolojiyle geleceğe taşınıyor. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ile 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu ortaklığında yürütülen Derin Miras projesi kapsamında tarihi gemi batıkları, fiziksel müdahaleye gerek duyulmadan özel yöntemlerle korunarak sürdürülebilir dalış turizmine kazandırılıyor. Projenin bilimsel ayağında ise Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) önemli bir akademik paydaş olarak görev üstleniyor. Dünyanın ilk ve tek I. Dünya Savaşı temalı su altı parkı olma özelliğini taşıyan Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nın uluslararası ölçekte önemli bir dalış destinasyonuna dönüştürülmesini hedefleyen proje, tarihi mirasın korunması ile turizmin geliştirilmesini aynı çatı altında buluşturuyor.
111 yıllık batıklara bilimsel koruma
Çanakkale Boğazı ve Gelibolu Tarihi Alanı açıklarında bulunan tarihi gemi batıkları, Birinci Dünya Savaşı ve Çanakkale Savaşları’nın denizlerdeki izlerini günümüze taşıyor. Yıllardır su altında bulunan bu batıkların korunması amacıyla projede katodik koruma yöntemi uygulanıyor. Özel çinko anotlar kullanılarak gerçekleştirilen yöntem sayesinde batıkların korozyona karşı korunması ve mevcut durumlarının mümkün olduğunca uzun süre muhafaza edilmesi amaçlanıyor. Böylece tarihi gemi kalıntılarına fiziksel müdahalede bulunulmadan, bilimsel yöntemlerle sualtındaki kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Projede ÇOMÜ’nün yanı sıra TÜBİTAK, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Akdeniz Üniversitesi de akademik ve bilimsel çalışmalarla sürece katkı sunuyor. Farklı disiplinlerden uzmanların bir araya geldiği bu iş birliği, Çanakkale’nin sualtı kültürel mirasının yalnızca korunmasını değil, aynı zamanda bilimsel olarak incelenmesini ve bölgedeki sualtı ekosisteminin daha iyi anlaşılmasını da sağlıyor.
Çanakkale’nin sualtı zenginliği turizme açılıyor
Derin Miras projesinin bir diğer önemli ayağını ise dalış turizmi oluşturuyor. Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı, farklı derinliklerde yer alan batıkları ve yıl boyunca dalış yapılabilmesine olanak sağlayan yapısıyla hem amatör hem de deneyimli dalgıçlara hitap ediyor. Parkta 7 metreden başlayan farklı derinlik seçenekleri bulunurken, SS Carthage gibi büyük ve dikkat çekici batıklar bölgenin sualtı turizmi açısından taşıdığı potansiyeli daha da artırıyor. Tarihi batıkların doğal sualtı yaşamıyla bütünleşmiş görüntüsü, dalış meraklılarına yalnızca sportif bir deneyim değil, aynı zamanda tarihin izleri arasında keşif yapma imkanı sunuyor. Dalış turizminin ekonomik boyutu da projenin Çanakkale açısından önemini artırıyor. Uluslararası turizm verilerine göre dalış amacıyla seyahat eden sertifikalı turistlerin, klasik deniz tatili için seyahat eden turistlere kıyasla daha yüksek harcama yaptığı belirtiliyor. Özellikle teknik dalış gibi uzmanlık gerektiren alanlarda turist başına düşen günlük harcamanın daha yüksek seviyelere ulaşması, Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nın bölge ekonomisine sağlayabileceği katkıyı ortaya koyuyor.
Sualtı mirası korunurken biyolojik çeşitlilik de destekleniyor
Proje yalnızca tarihi batıkların korunması ve dalış turizminin geliştirilmesiyle sınırlı kalmıyor. Batıkların çevresindeki sualtı yaşamı ve biyolojik çeşitlilik de akademik çalışmaların önemli başlıkları arasında yer alıyor. Uzun yıllardır deniz altında bulunan gemi batıkları, zaman içerisinde çeşitli deniz canlıları için yaşam alanlarına dönüşürken, aynı zamanda bölgenin sualtı ekosisteminin bir parçası haline geliyor. Bu nedenle yürütülen bilimsel çalışmalar, kültürel mirasın korunması ile doğal çevrenin sürdürülebilirliği arasında da önemli bir bağ kuruyor. ÇOMÜ’nün bilgi birikimi, akademik kadrosu ve bölgeye ilişkin bilimsel altyapısı, bu noktada projeye önemli katkı sağlıyor. Üniversitenin projede aktif akademik paydaş olarak yer alması, Çanakkale’nin sahip olduğu tarihi ve doğal değerlerin bilimsel yöntemlerle korunmasına yönelik çalışmaların güçlenmesine katkı sunuyor.
Haber Merkezi