Eğitim

Eğitimde sorunlar çözülemiyor, eğitim kalitesi her yıl düşüyor

Eğitim İş Çanakkale Şube Başkanı Serkan Serbes 2022-2023 eğitim öğretim yılını değerlendirdiği basın açıklaması yaptı.

12 Eylül’ de başlayacak yeni eğitim öğretim yılında eğitimin sorunlarının devam edeceğinin görüldüğünü ifade ederek “Eğitimin sorunları her geçen yıl çözüleceği yerde katlanarak büyümektedir. Bunun göstergelerinden biri de öğrencilerimizin girdikleri uluslararası ve ulusal sınavlardaki başarı durumlarıdır. Öğrencilerimizin sınavlardaki net ortalamaları her geçen yıl biraz daha düşüyor” dedi.

SORUN, MİLLİ EĞİTİMİN YÖNETİLMEMESİ
Eğitim İş Çanakkale Şube Başkanı Serkan Serbes yaptığı Yazılı açıklamada başlayacak olan eğitim öğretim yılını değerlendirdi. Serbes eğitimde sorunların çözülemediğini eğitimdeki başarının her geçen gün düştüğünü belirterek “12 Eylül tarihi ile MEB’e bağlı bütün eğitim kurumları, yaklaşık 18 milyon öğrenci ve 1,2 milyon eğitim emekçisi ile yeni eğitim öğretim yılına başlayacak. Ancak görünen o ki pek mutlu ve umutlu bir başlangıç olmayacak. Çünkü eğitimin sorunları her geçen yıl çözüleceği yerde katlanarak büyümektedir. Bunun göstergelerinden biri de öğrencilerimizin girdikleri uluslararası ve ulusal sınavlardaki başarı durumlarıdır. Öğrencilerimizin sınavlardaki net ortalamaları her geçen yıl biraz daha düşmekte, sıfır puan alan öğrenci sayımız ise her geçen yıl biraz daha artmaktadır. Yetkililer öğrencilerin/eğitimin bu problemini görmezden gelmekte, örtbas etmek için okullara yerleşme ile ilgili kriterleri, puanları, katsayıları değiştirmeyi tercih etmekte, sorunun kaynağına gitmemektedir. Çünkü sorunun kaynağı milli eğitimin yönetilememesidir.

MEB BAŞARISIZLIĞINI ÖĞRETMENLERE YIKMAK İSİTYOR
Serbes, açıklamasının devamında “20 yılda MEB siyasi iktidarın politikaları doğrultusunda okulları bilimden uzaklaştırıp, dini eğitim veren medreselere dönüştürmeye çalışmış, çalışmaya da devam etmektedir” diyerek  “20 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın uyguladığı eğitim politikalarının sonucudur. Belki de uyguladıkları eğitim politikaları Prof. Bülent Arı’nın rektör yardımcısı iken söylediği “Okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. Ben daha çok cahil ve okumamış, tahsilsiz kesimin ferasetine (anlayış-sezgi) güveniyorum bu ülkede” sözleri üzerine kuruludur. Bülent Arı’nın bu sözü iktidar tarafından çok kıymetli görülmüş olacak ki kısa zaman sonra terfi ettirilerek YÖK denetleme kuruluna atanmıştır. Bu 20 yılda MEB siyasi iktidarın politikaları doğrultusunda okulları bilimden uzaklaştırıp, dini eğitim veren medreselere dönüştürmeye çalışmış, çalışmaya da devam etmektedir.  Bu doğrultuda MEB çeşitli dini vakıf, cemaat ve derneklerle işbirliği ve protokoller yaparak eğitim kurumlarını bu yapılarla birlikte yönetmektedir. Yapılan protokoller neticesinde okullar bu dini vakıf, cemaat ve derneklerin cirit attığı alanlar haline gelmiştir. Bu yapılar yaptıkları protokollere bile uymadan okullarda istedikleri gibi hareket edebilmektedir. Milli eğitim müdürlüğü yöneticileri ve okul idareleri bu yapıların üyelerinin, gönüllülerinin bir dediklerini iki etmemektedir. Öğrenciler istekleri dışında, veli onayı dahi olmadan derslerden alınarak bu dini vakıf, cemaat ve derneklerle buluşturulmakta, bu yapıların kendi dini anlayış ve hayat görüşlerinin propagandasının öğrencilere yapılmasına çanak tutulmaktadır. Eğitim öğretimin aksaması hiçbir yöneticinin de umurunda değildir. 1 milyonun üzerinde eğitimcisi ve personeli bulunan MEB ‘in öğrenciye gerekli gördüğü eğitimleri veremeyip çeşitli vakıf, cemaat ve derneklerle bu eğitimleri vermeye çalışması da MEB’in varlığını, ne iş yaptığını sorgulamamıza neden olmaktadır. İktidarın politikalarının MEB eliyle yarattığı bu eğitim öğretim ortamı eğitimdeki çöküşümüzün asıl sebebidir.  20 yıldır ülkeyi yöneten siyasi iktidar ve bu siyasi iktidarın ranta dayalı, günü kurtarmaya yönelik, anlık, gelişi güzel, sığ politikalarının uygulayıcısı MEB yine kendilerinden beklenecek kurnazlıkla eğitimdeki başarısızlığın bütün sorumlusu olarak öğretmenleri göstermek istemekte ve bu yönde demeçler verip adımlar atmaktadır. Bu adımlardan biride çıkarılan Öğretmenlik Meslek Kanunudur. Öğretmenlere ve diğer eğitim paydaşlarına sorulmadan, tartışılmadan, bütün itirazlara rağmen yangından mal kaçırır gibi çıkarılmış ve gelinen bu noktada bir kaos yaratmıştır. Bu kanun kapsamında öğretmen kariyer basamakları adı altında bir sınav planlanmıştır. Bu sınav öğretmeni rencide etmekte ve daha da itibarsızlaştırmaktadır. Sınav sonrası yaşanacaklar ise eğitimi ve öğretmeni daha derinden etkileyecek, iş barışını ve huzuru bozacaktır. Bu huzursuz ortamın eğitim öğretimi olumsuz yönde etkileyeceği açıktır. MEB derhal Öğretmenlik Meslek Kanununun geri çekilmesini sağlamalı ve dolayısıyla kariyer sınavını iptal etmelidir. Öğretmenlik bir uzmanlık mesleğidir ve öğretmenin “öğretmen”den başka bir unvana ihtiyacı yoktur. Başöğretmenlik ise milletimizin kurtarıcısı, ülkemizin kurucusu, fikirleriyle bizlere ve insanlığa ışık olmuş, olmaya da devam eden büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’e ait bir sıfattır. Bu sıfatın sınav ile elde edilmesi de mümkün değildir.” dedi. 
OKUL BİNALARI SORUNU DEVAM EDİYOR
Serbes, Çanakkale’deki eğitim öğretimini değerlendirerek “Ülkemizdeki eğitim öğretimin bu sorunlarından ilimiz de nasibini almaktadır. Çanakkale özelinde yeni eğitim öğretim yılına nasıl hazırlanıldığının ve başlanacağının da ayrıca fotoğrafını çekelim istiyoruz. Eğitimin geldiği vahim durum açısından özeleştiri vermek, hataları telafi etmek, önlem almak, açıkları kapamak için koca bir yaz dönemi olmasına karşın Milli Eğitim Müdürlüğünün yine gereken adımları atmadığını. Bazı adımları ise yine son dakikaya sıkıştırdığını görüyoruz. Eğitim özveri, disiplin ve istikrar işidir. Hiçbir başarı nasıl tesadüf değilse, Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürlüğünün şimdiye dek sergilediği başarısızlıklar da tesadüf ve sürpriz değildir. Yakın geçmişte yapılan hatalardan ders alınmalı ve bir ulusun geleceği olan eğitim daha fazla heba edilmemelidir. İlimiz genelinde depreme dayanıksız denilerek yıkılan ve bir türlü bitirilemeyen ya da inşaatına hiç başlanmayan okullar sorunu ne yazık ki bu eğitim öğretim yılında da yerini korumaktadır. Sabahçı-öğlenci diye ikiye ayrılan okullar, sabah başka bir okulun öğleden sonra ise diğer bir okulun kullandığı okul binaları sorunu ilimiz genelinde varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Başka bir okulun binasında misafir okul olarak eğitim öğretimini devam ettirmek zorunda kalan okullarımız mevcuttur. Yetkililerle yaptığımız her görüşmede “Yakın zamanda bu sorunlar bitmiş olacak” cevabı almaktayız. Bu yakın zamanın kaç yıl, kaç ay, kaç gün ettiğini henüz tecrübe edemedik. Bu yüzden soruyoruz;” Bu yakın zamanın zaman ölçü birimine göre karşılığı nedir?” Geçen eğitim öğretim yılında ısrarla dile getirdiğimiz ve yetkililerin de ısrarla yalanladığı kalabalık derslikler sorunu bu eğitim öğretim yılında da yerini ve önemini korumaktadır. Öğrenci mevcutları 40 ve üzerinde olan sınıfların varlığı devam etmektedir. Bu sınıflarda verimli bir öğretme ve öğrenme ortamı oluşamayacağı aşikârdır.

MEB SENDİKALARSIN ÖNERİLERİNİ DİKKATE ALMALI
Serbes, açıklamasının sonunda okul yöneticilerin liyakat sahibi olmasın ın önemine değinerek şunları söyledi. “Açıklamamızın başında dediğimiz gibi hatalardan ders çıkarılmalı ve Eğitim Sendikalarının önerilerine kulak verilmeli, bu öneriler değerlendirilmelidir. Gerek il-ilçe yönetimleri gerekse okul yönetimleri bu süreçte önemli rol oynamaktadır. Bu sebeple bu görevler liyakat sahibi kişiler tarafından ifa edilmelidir. Tek ölçüt yandaşlık olmamalıdır. Maalesef görüyoruz ki ilimizde bu konuda titiz davranılmamaktadır. Yapılan yöneticilik sözlü sınav sonuçları geçmiş yıllarda şeffaf olarak açıklanırken bu yıl gizlenmiştir. Ankara dâhil birçok ilde bu sonuçlar şeffaf bir şekilde açıklanmaya devam etmektedir. Sonuçların şeffaf bir şekilde açıklanmasına yönelik talebimiz “kişisel bilgi” denilerek geri çevrilmiştir. Bu bilgiler geçen sene kişisel bilgi değil miydi? Biz sendikaların ve kamuoyunun kurumlara yönetici yerleştirilmesini açık bir şekilde takip edebilmesi, oluşabilecek haksızlıkların, kayırmaların önüne geçilebilmesi açısından önemlidir. Çanakkale MEM’in sonuçları ve sıralamaları açıklamaması okullara yapılacak yönetici yerleştirmelerine şaibe düşürecektir. İdareciler tarafından uygulanan mobbing ve görevi kötüye kullanma, öğretmen ve idareciler arasında sözlü ve fiili tartışmalar, veli şikayetleri vb. nedenlerle kamuoyunun yakından takip ettiği ve basına yansıyan birçok okul problemi yaşanmış  ve yaşanmaya da devam etmektedir. Okullarımızda iş barışı öncelikli konu olması gerekirken aksine idarecilerden kaynaklı birçok sorun yaşanmaktadır. İl Milli Eğitim Müdürlüğünü bu konuda defalarca uyarmamıza rağmen bu sorunlar, rahatsızlıklar görmezden gelinmekte ve kayırma politikası izlenmektedir. İş barışını bozan bu idareci yaklaşımlarına yönelik somut adımların atılmaması sorunların artarak devam etmesine neden olmaktadır. Geçtiğimiz eğitim öğretim yılında ilimiz genelinde “İnceleme/Soruşturma” sayılarında patlama yaşanmıştır. Basit gerekçelerle birçok öğretmen ve idareci hakkında dosya açılmış ve sonucunda bu kişilere yer değişikliği uygulanmıştır. Fakat burada da görüyoruz ki yer değişikliği kişilere özel ve adiliyetten uzak uygulanmaktadır. Muhalif sendika üyelerine merkez ilçeden diğer ilçelere şeklinde uygulanabilirken, yandaş sendika olarak nitelendirilen sendika üyelerine diğer ilçelerden Merkez ilçeye şeklinde uygulanmaktadır. Müdürlük görevi üzerinden alınan bir öğretmen, normu Gelibolu’da olmasına rağmen Merkez Tacettin Aslan MTAL proje okulunda müdür yardımcısı olarak görevlendirilebilmektedir.Unutulmamalıdır ki bu tür uygulamalar iş barışının bozulmasını sağlar ve eğitimde verimliliği azaltır. En büyük hatalardan biri olarak belirttiğimiz zamanlama ve süreklilik konusuna yine dikkat edilmemiştir. Okulların açılmasına 10 gün kala İlçe müdürlerinin (Gelibolu-Lapseki) yeri değiştirilebilmekte ve aynı arsada eğitim öğretimlerini sürdüren farklı türde okullar için birleştirme kararı alınabilmektedir. Unutulmamalıdır ki bu birleştirme sonucunda idareci ve öğretmenler norm kadro fazlası durumuna düşecek ve mağduriyetler yaşanacaktır. Eğitimde uzun soluklu bir planlama yapılmadığı için olumsuz sonuçlar hızlı bir şekilde ortaya çıkmaktadır. İlimizde en başarılı öğrencilerin tercih ettiği Çanakkale Fen Lisesi 2010 yılında 0,74 başarı yüzdeliği ile öğrenci kabul ederken yıl 2022’ yi gösterdiğinde bu yüzdelik dilimi 2,44 olmuştur. Bunun sebepleri çok iyi analiz edilmelidir. Lise ve üniversite geçiş sınavları incelendiğinde Çanakkale ilinde daha önceki yıllarda tüm soruları doğru cevaplayan öğrenci bulunmakta iken 2021-2022 eğitim öğretim yılında bu başarıyı gösteren öğrenci bulunmadığı görülmektedir. İl ve ilçe müdürlükleri sınav sonrası hızlı bir şekilde okullardan sonuç bilgisi toplayıp idareleri ve öğretmenleri sorguladıkları gibi oturup kendilerini de sorgulamalılar. Hatta daha önceki yıllarda yapıldığı gibi illerin başarı sıralaması da yayımlanmalıdır. Böylece üst yönetimler de ne kadar başarılı olduklarını kendi yöntemleriyle görmüş olur. Çünkü okulların açılmasına 1 ay gibi kısa bir süre kalmışken bir ilçe müdürünün (Lapseki) ilçe müdürlüğünü bırakıp İlçe Özel İdare Müdürü olarak göreve başlaması Çanakkale Milli Eğitim Müdürlüğünün bu konuda samimiyetten ne kadar uzak olduğunu göstermektedir. Ya da diğer bir deyişle burada başarı beklentimizi ne kadar yükseltebiliriz? İl ve ilçe yöneticilerinin tek görevi eğitim öğretim olması gerekirken maalesef bu kişilerin başka kurumlarda başka görevler üstlendiğini görüyoruz. Öğrenci velileri bu durumu görmekte ve bu yüzden çocuklarını özel okullara kayıt ettirmektedirler. Ücretsiz ve kamusal olması gereken eğitim öğretim maalesef bu yöneticilerin yanlış uygulamaları yüzünden piyasalaşmaktadır. Çanakkale de şu anda 10 sayısına ulaşan özel okulların önümüzdeki yıllarda da artışını sürdüreceği kaçınılmazdır. Eğitimiş olarak eksikliklerin eğitim öğretim başladığında da yakından takipçisi olacağımıza ve bu konuda kamuoyunu bilgilendirme görevimizi sürekli olarak ifa edeceğimizi ilan ediyoruz.”

Şenay Azman