Belediye

“Çanakkale’deki kanal tartışması bile komik”

Gündem dışı konuşan Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Kanal İstanbul, Doğu Biga Madencilikten çıkarılan işçiler,  uçak seferleri ve üniversitede çorba dağıtımı gibi konulara değindi.

Çanakkale Belediyesi 2020 yılının ilk meclisini gerçekleştirdi. Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, AK Parti Çanakkale Meclis Grup Başkan vekili Esra Yüksel, CHP Çanakkale Meclis Grup Başkan vekili Erdal Gezen, İYİ Parti Çanakkale Meclis Grup Başkan vekili Ahmet Uslu, MHP Çanakkale Meclis Grup Başkan vekili Muharrem Kocabey yeni yıl kutlaması olarak pasta kesti.
Gündem dışı konuşan Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Kanal İstanbul, Doğu Biga Madencilikten çıkarılan işçiler,  uçak seferleri ve üniversitede çorba dağıtımı gibi konulara değindi. Kanal İstanbul hakkında değerlendirmelerde bulunan Başkan Gökhan, “O konu benim sınırlarımın dışında, İstanbulluların sorunu. Çanakkale’ye gelince; İstanbul’da bir kanal projesi dendiği zaman, hani uzaktan baktığınızda olabilir hani diye düşünülebilir. Neden? Bir boğaz var orada, burada trafik var. Yanına bir tane de aynı paralelde bir alan olur mu? Olursa ne olur? Oluversin canım diye düşünülebilir. Bunun bir mantığı olabilir. Ama Çanakkale’deki kanalı anlayamıyorum. Bunun tartışmasını bile komik buluyorum. Gündeme taşımak zaman kaybından başka bir şey değildir. Dolayısıyla Çanakkale Boğazı’nı delsen de, İstanbul Boğazının paraleline yapsan da Marmara Denizi yine Montrö kapsamı içerisindedir” şeklinde konuştu.
İşsiz kalan işçilere farklı bir alanda iş istihdamı sağlanabileceğini dile getiren Başkan Gökhan, “Doğu Biga Madenciliğin işçilerin sözleşmelerini fesi etmiş o arkadaşlarla belediye bizi işe alsın işiz kaldık gibi serzenişte bulunmuşlar. Ben kimseye hiçbir zaman iş vaadinde bulunmadım. Eskiden orada maden yoktu o insanlar orada geçiniyorlardı. O insanlar neyle geçiniyorlardı tarımla geçiniyorlardı.  Ben onlara iş buldum aslında, Çan’dan geldim bugün,Kirazlı bölge yatılı okulu var. Orası çok önemli bir bölge okuluydu. O okulun alanı 214 bin metre kare dönüm alan üzerine kurulmuştur. Yıllardan beri orası atıl bir vaziyette kalmıştır. Hiçbir üretim yapılamamaktadır. Binalar çürümekte ve hayvan damı yapılmaktadır. O şekilde çürümeye bırakılmıştır. Yapılması gereken şu işsiz kaldık diyen arkadaşlar var ya onlara önerim şu gelsinler destek istesinler orada hayvancılık başlasın.  Bir istihdam alanı orada duruyor.  Burun size iş gücü alanı hazır her şey tamam” diye konuştu.  

“MONTRÖ’YÜ YOK EDEMEZSİN”
Kanal İstanbul hakkında değerlendirmelerde bulunan Başkan Gökhan, “O konu benim sınırlarımın dışında, İstanbulluların sorunu. Çanakkale’ye gelince; İstanbul’da bir kanal projesi dendiği zaman, hani uzaktan baktığınızda olabilir hani diye düşünülebilir. Neden? Bir boğaz var orada, burada trafik var. Yanına bir tane de aynı paralelde bir alan olur mu? Olursa ne olur? Oluversin canım diye düşünülebilir. Bunun bir mantığı olabilir. Ama Çanakkale’deki kanalı anlayamıyorum. Bunun tartışmasını bile komik buluyorum. Şimdi İstanbul’dan geliyor gemi, Bolayır’ın altından sağa sapacak Saros Körfezinden çıkacak. Tekrar sola sapıp doğru giderse Yunanistan, Avrupa, sola saparsa İzmir, aşağısı Akdeniz. Zaten buradan giderken de aynı şeyi yapıyor. Niye o kanaldan gitsin, ne anlamı var o kanalın? Külfet, hiçbir mantığı yok. Çanakkale Boğazına paralel bir şey değil ki o Çanakkale halkımıza da söylüyorum ve tavsiye ediyorum; Montrö’yü merak edenler bir dinlesin. Montrö; sadece Çanakkale ve İstanbul boğazı demek değil. Montrö; Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı demektir. Sen iki taraf kanal da açsan, Marmara Denizi’ndeki Montrö’yü yok edemezsin. Boğazlardaki Montrö’yü zaten yok edemezsin. Yani kanalı açtığın zaman yine Marmara’ya gireceksin. Ya da Karadeniz’e gemi çıkarttığın zaman, istediğin yerden çıkart.  İstersen Fatih Sultan Mehmet gibi kanal yapma kızaklarla geçirelim. Alalım Ambarlı’nın oradan kızakla Kilyos’tan indirelim Montrö değişmez. Karadeniz’de Montrö yine karşımıza gelir. Çünkü Montrö iki ülkeyi yakından ilgilendirir, yapılma nedeni de odur; Rusya daha doğrusu Sovyetler Birliği ve Türkiye. Sovyetler Birliği dememin sebebi şu; Sovyetler Birliği dağıldığı için şimdi Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler, onlar zaten Sovyetler Birliği ülkesiydi. Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya, Gürcistan… Türkiye dışında hepsi Sovyetler Birliği ülkesiydi. Biliyorsunuz başımız 1. Dünya Savaşında bundan belaya girdi. İki tane Alman zırhlısı geçti bombaladı Sivastopol’u ve savaşa girdik. Montrö bizim garantimiz, hayat sigortamız. Onun için 50 tane kanal yapsan, o kanaldan çaktırmadan Amerikalıyı da geçirsen 12-21 gün sonra o gemiler geri gelmek zorundadır. Çünkü Montrö’nün boğazla, su yoluyla alakası yok. Bu uluslararası bir hukuk konusudur. Tamamen o alanların Türkiye ve Rusya açısından korunması konusudur. Onun içi böyle şeyleri gündeme taşımak zaman kaybından başka bir şey değildir. Dolayısıyla Çanakkale Boğazı’nı delsen de, İstanbul Boğazının paraleline yapsan da Marmara Denizi yine Montrö kapsamı içerisindedir” şeklinde konuştu.

“UÇAKLAR HANGARDA YATIYOR”
Uçak seferleri hakkında konuşan Başkan Gökhan, “Çanakkale uçak seferileri yine sekteye uğradı. Bu sefer mantıklı bir gerekçe var gibi duruyor. Oda şu 30 tane uçak hangarda şimdi uçaklar kalkmıyor sorun var uçaklarda Amerika almak istemiyor. Gene kavga var. Uçaklar hangarda yatıyor şimdi Çanakkale de bundan nasibini aldı. Yanılmıyorsam haftada dört güne düştü. Her an değişkenlik gösterebiliyor” dedi.

“MAAŞIMI DAĞITMAYA DEVAM EDECEĞİM”
Okullarda çorba dağıtmaya devam edeceklerini dile getiren Başkan Gökhan, “Okullarda çorba dağıtıyor niye dağıtıyor diye söylenti çıkıyor. Belediye olarak üniversitelerinin kapsısında beş senedir çorba dağıtıyoruz. Çünkü üniversite öğrencisi olduk. Üniversite öğrencisi bir dakika uyumayı kahvaltıya tercih eder. Bende şöyle bir görüşteyim çocuklar sağlıklı bir kahvaltı etmediklerinde yeterli gıdayı alamadıklarını hep düşünürüm. Okula gittiklerinde önlerinde bir tas çorba birde kızarmış ekmek en azından iki öğünü kurtara bilirler. Bakın bunun ne kadar önemli bir şey olduğu geçen gün ‘Yemekhane kartında kalmamış sadece bir 1 liram var’ diyen kızımız Sibel Ünli intihar etti. 1 lirası varmış yemek yiyememiş dokunmuş içine bu ilk defa değildir geçmişi de vardır o işin madem öyle İstanbul Üniversitesi’nde kavga çıktı. Çocukları copladılar üç öğün yemeği iki öğüne düşürdüler diye  sonra ne oldu iki öğün yemeği üç öğüne çıkardılar. Madem çıkaracaktın o çocukları niye dövdürdün? Dövdürdüğün senin çocuğun bu ülkenin çocuğu arkadaşlar. Gençler intihar ediyor. O dağıttığımız çorbanın önemini anlamışınızdır. Bunun için o çorba dağıtılıyor. Bu çağda açtıktan intihar olabilir mi ? Bu kadar duyarsızlık olabilir mi? Servetimize lanet olsun, her şeyimize lanet olsun. Vicdanınız hiç rahatsız olmuyor mu? Bu kadar mı duyarsızlaştık? Onun için destek olmaya devam edeceğim. Çocukları okutmaya devam edeceğim. Maaşımı dağıtmaya devam edeceğim. Çorba dağıtmaya devam edeceğim. Etmezsem bu koltukta bir gün daha oturmam çeker giderim. Korkarsam namerdim” diye konuştu.

Ogün İnal