.

Güzel Allah’ım.
Ne eylerse güzel eyler.
.
Nasıl da bilir yarattıklarını?
Neler yapabileceklerini?
Nasıl davranacaklarını?
.
Hastalık verirken bile nimet vardır.
Öyle hemen isyan etmemek lazımdır.
.
Peki nereden çıktı bu?
.
Efendim olay şöyle;
Bizim mahallede iki tane biraz yaşlıca kadın var.
Evlerinin balkonları yan yana.
.
Gündüzleri sabah kahvaltısından sonra ikisi de balkona çıkar, (arada yemek molası vererek) bütün gün balkondan konuşurlar.
.
Biz diğer sakinler bu kadınların ne konuştuğunu merak eder dururuz.
.
İnsan eşiyle bile bir yere kadar konuşuyor, sonra laf bitiyor.
.
Bir gün merak ettim ve yanlarına oturdum.
Can kulağı ile onların ne dediğini dinliyorum,
Ara sıra da lafa giriyorum.
.
Aaa!
.
Hem de ne aaa!
.
İşi çözdüm.
Ne konuştuklarını anladım.
.
Bizim teyzeler gün boyunca meğerse hep aynı konuları konuşuyorlarmış.
.
Her yarım saatte bir, konuyu başa alıp tekrar tekrar konuşuyorlardı.
.
“Nasıl yapıyorlar?”
“Bıkmıyorlar mı?”
Diye sordum kendi kendime.
.
Ama aklımla bu olaya açıklık getirdim.
.
Çünkü;
İkisi de yarım saat önce konuştuklarını hatırlamıyorlardı.
.
Sebebi mi?
Malum,
Alzheimer…
.
Allah kullarını böyle sevindiriyor.
Onları her gün bıkmadan, usanmadan birlikte tutarak mutlu ediyor.
.
Dedim ya;
“Rabbim ne eylerse, güzel eyler” diye…
..
Bizim iktidarın da böyle bir sorunu var.
Yaptıklarını unutup, hep başkalarına mal ediyorlar.
.
Bunu bilerek mi yapıyorlar?
Yoksa bizim komşu teyzeler gibi unutup, unutup mu yapıyorlar?
Anlayamadık.
.
Neyse.
Allah’ın bir bildiği vardır muhakkak.
Alzheimer hastalığını bizlere verip,
Bunları topumuza yaşattığına göre…
.
Derdini veren Allah,
Dermanını da verir…
 
***
Burada bir fıkra yazmasak olmaz şimdi.
.
Huriye, Nuriye ve Düriye 75-80 yaşlarında çok eski üç arkadaştır.
 
Bir gün Huriye ve Nuriye, Düriye’ye misafirliğe giderler.
Biraz muhabbetten sonra Düriye kahve ikramı yapar ve içerler.
Uzun uzun muhabbetten sonra Düriye;
“Ay kusura bakmayın unuttum birer kahve yapayım da içelim!” diyerek gidip kahve yapar.
Huriye ve Nuriye sanki daha önce kahve içmemiş gibi kahveleri içerler.
Aradan biraz zaman geçtikten sonra Düriye;
“Size bir kahve bile yapmadım hemen yapayım da içelim” der ve tekrar yapar getirir.
Huriye ve Nuriye de yine ses itiraz yok, kahveleri içerler.
Akşama doğru Huriye ve Nuriye kalkarlar ve bastonları ile yolda tin tin yürürken Huriye sorar;
-“Kız Nuriye, gördün mü Düriye'yi... Ne kadar pinti olmuş bize bir kahve bile ikram etmedi!”
Nuriye yüzünü buruşturarak;
-“Kııız Huriye, sen Düriye'yi ne zaman gördün?”