Çok hareketli bir hafta sonu geçirdik.

CHP kurultayı, İsrail açıklamaları, maçlar, yaşanan afet.

.

CHP’den başlayalım önce.

.

Kırk yıllık ani oldu yahni.

Kemal Kılıçdaroğlu yapılan olağan seçimi kaybederek genel başkanlığa veda etti ve Başkanlığa Özgür Özel geldi…

.

Böylece CHP’de “Değişim” diyenler emellerine ulaştı.

.

İlk turda 682 oy alan Özgür Özel’in, ikinci turda oylarını artırıp 812 oy alması kongrelerde pek yaşanan bir durum değil.

.

Hâlbuki seçim öncesi açıklanan tahminlere göre Kılıçdaroğlu’nun kazanacağı kesindi.

Demek ki “Destekleyeceğini açıklayanlar desteklememiş…”

.

Kurultayda dikkatimi çeken şuydu;

Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu’nun kameralara yansıyan sert ifadesi ile Özgür Özel’e “Hiç hoş değil” demesi bence hiç hoş olmadı.

.

Yük ağır.

Söylenenler nasıl yapılacak?

Nasıl uygulanacak? yaşayıp göreceğiz.

.

“Ağırkanlı” olarak tabir edilen bir yapıya sahip Kemal Kılıçdaroğlu gitti, yerine daha heyecanlı, daha atak bir yapı geldi.

.

Bundan sonrasını AKP düşünsün.

.

Çanakkale’de ise bu değişimin parçası olarak Özgür Ceylan Parti Meclisi’ne (PM) girdi.

Daha önce Yüksek Disiplin Kuru’nda yer alan ve Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğini imza vererek açıklayan Serdar Soydan, bu görevine yeniden seçilmedi.

.

Dikkat çeken ise, “Değişimcilerin” ön sırasında yer alan Muharrem Erkek’in ismi listelerde yoktu.

Bu durum, “Muharrem Erkek’in Çanakkale Belediye Başkanlığı’na aday olacağı” yorumunu getirdi.

Onu da yaşayıp göreceğiz.

.

“Özgür Özel’in Genel Başkanlığı nasıl olur?” derseniz, başta dediğim gibi belki de özlenen muhalefeti yaşayacağız.

Sürekli meydanlarda, sürekli gündemde olacaklar sanıyorum…

.

Grup Başkan vekilliği yaparken ortaya koyduğu muhalefet tavırlarını Genel Başkan olarak da yaparsa AKP’nin vay haline.

.

Erdoğan’ın sürekli olarak karşısında görmek istediği sakin “Gandi Kemal” gitti, yerine daha atak olan “Kaplan Özgür” geldi gibime geliyor.

.

Artık AKP’ye rahat yok düşüncesini taşıyorum.

.

Ne diyelim?

Vatana, millete, siyaset sahnemize hayırlı uğurlu olsun.

 

AFAT

Dedik ya hafta sonunu hareketli yaşadık.

“Afat” sayılabilecek bir yağmur ve rüzgâr fırtınası ile karşılaştık.

Küresel ısınmanın etkisi mi, yoksa başka bir şey mi?

Bundan sonra başımıza daha neler gelecek bilmiyoruz.

.

Metrekare başına yağan yağmuru taşıyacak bir kanalizasyon sistemi icat edilmemiştir.

Bu sebeple yollarda biriken sele dönüşmüş yağmur sularını kamera ile çekip sosyal medyada paylaşanlara “İnsaf” diyorum.

 

HAKEMLER!

Hafta sonu yapılan futbol maçlarında gündem yine hakemlerdi.

Nasıl olmasın ki?

Kulüpler yerden göğe kadar haklı.

.

Hakemler arası standart olmayınca işin cılkı çıkıyor.

.

Milyonlarca dolar yatırdıkları futbolcularla şampiyonluk yarışına çıkan kulüplerin hakemler yüzünden zarar görmeleri haklı olarak isyan etmelerine sebep oluyor.

Kaybedecekleri reklam gelirleri, seyirci desteği ve gelirleri karşısında kalmamak için gündeme hakemleri getiriyorlar.

.

Birini faul bile çalmayıp, diğerinin penaltı verdiği hakem davranışları sadece kulüpleri değil, seyircileri de çileden çıkarıyor.

.

Milyon dolarların döndüğü bir ortamda bu tip yanlışların olması kabul edilemez.

.

TFF derhal buna bir çözüm bulmalı, bulmazsa daha çok başı ağrıyacak sanırım.

 

ÇİVİ ÇIKMASI

Ve İsrail.

Yine sivillerin üzerine bomba yağdırdı.

.

1 Kasım’da yayınlanan bir haber, İsrail’in vahşetini gözler önüne sermesi bakımından çok anlamlıydı:

“Gazze’ye 18 bin ton bomba atıldı, bu Hiroşima’ya atılanın bir buçuk katı…”

.

“İsrail Gazze’de;

47 camiyi yıktı.

3 kiliseye büyük zarar verdi.

Saldırılar sonucu 200 binden fazla bina zarar gördü.

Bu binalardan 32 bin 500’ü tümüyle yıkılarak oturulamaz hale geldi.

203 okulda büyük hasar oluştu.

45 okul tamamen hizmet dışı kaldı.

Bunlar sadece tespit edilenler…”

.

Tüm bunların üzerine İsrailli bakan Amichai Eliyahu ne diyor biliyor musunuz?

“Gazze’de nükleer silah kullanmak seçeneklerimizden  biri…”

Nasıl bir öfke bu?

Nasıl bir söylem?

.

Nükleer silah?

Vay vay vay!

.

Tüm bu olaylar sonucu, eli kolu bağlı duran sivillere yönelik cinayet işleyen İsrail ve cinayete sessiz kalan dünya.

.

“Çivisi çıkmış” tabiri bu dünya için söylenecek tek laf bence.

 

5 BİNİ UNUTMADIK

Tüm bu yaşananların yanında bize verilmeyen 5 bin liraları unuttuk sanmayın.

“Biz bu domatesle daha çok salata yapacağız.”

.

Hele seçim yaklaşsın!

Kaile almadığınız emekliler olarak bakın size neler edeceğiz?

.

İnsanları ayırıp ve de itibardan tasarruf etmeyip, bizim ikramiyeye göz dikenler olarak size neler yapacağız görün!

.

5 kuruş uğruna vermediğiniz 5 bin liranın hesabını yerel seçimlerde çatır çatır vereceksiniz.

.

Gelelim piyasalara.

.

Kış geldi.

Turizm beklentileri başka bahara kaldı.

.

İhracat deseniz kendi rakamlarına göre bile gerilemiş durumda.

.

İşsizlik diz boyu.

.

Fakir daha fakir, zengin daha zengin.

.

Güven endeksi ne âlemde?

Döviz nerelerde?

Sıcak para ne durumda?

.

Sizi üzecek bir haber vardı medyada:

“1990’da kişi başına düşen gelirde 49’uncu, 2000’de ise 67’nci olan Türkiye, 2022’de 78’inciliğe kadar gerileyerek 2001’deki seviyesine geri döndü…”

.

Ne oldu?

21 sene tek başına ülkeyi idare edin, sonra?

.

TİP, iktidara gelmeden hemen önce 2002 yılında Erdoğan’ın muhalefetteyken yaptığı bir konuşmayı hatırlatmıştı:

“Vatandaşım çöpten rızık topluyorsa, pazarlardan atık topluyorsa, meydanlar ‘açız’ diye bağırıyorsa, ev kirasını elektriği suyu ödeyemiyorsa, Ülkeyi bu hale mevcut hükümet getirmiştir…”

.

Durum ortada.

Ne olacak şimdi?

 

ÖLÜLER GÜNÜ

Haber şu:

Meksika’da “Ölüler Günü” geçit törenine 1 milyon 250 bini aşkın kişi katıldı.

İnsan bu haberi okuyunca kahroluyor.

.

Sebep?

.

Tüm dünyanın bildiği Truva’yı pazarlayamıyoruz.

Troia Festivali’ni bu kadar şaşalı konuma getiremiyoruz.

.

Adamlar iki ölü kıyafeti ile dünyayı kendilerine çekerken, biz üç Truvalı kıyafeti giyemiyoruz.

.

Vallahi bunları gördükçe içim gidiyor.

Kıskanıyorum, öfkeleniyorum.

.

Haber devam ediyor;

“Başkent Meksiko’da gerçekleştirilen Ölüler Günü geçit töreninde iskelet kostümleri, muhtelif figürler ve Catrina olarak bilinen kafatasları katılımcılar tarafından büyük ilgi gördü…”

.

Ah! Ah!

Şurada bir kortej yapsak,

Kordonda Truva kıyafetleri ile dolaşsak,

Helen ile Paris ortada dolaşsa,

Priamos, Hektor, Hekabe, Kassandra yapılan bir kaleden halkı selamlasa,

.

Ah! Ah!

.

Yarışmalar düzenlense, insanlara cazip hale getirsek!

Ortalık turist kaynasa!

.

Buyurun işte meydan.

Bizim Meksika’dan neyimiz eksik?

Hem de Avrupa’nın göbeğinde.