Her sabah kilomu tartıyorum ve 92 civarında tutmaya çalışıyorum.

Her sabah kilomu tartıyorum ve 92 civarında tutmaya çalışıyorum.
Öyle kolay değil tabi.
Her gün 6000 adımdan aşağıya attığım yok.
Üzeri var, eksiği yok.
.
Bir de bisiklet var.
5 dakika hızlı kullansam terler boşalıyor üzerimden.
.
Kiloyu tutarken öğle yemeğinden vaz geçtim tabi.
.
3 öğün yersem illa kilom artıyor.
Sabah biraz geç kahvaltı edince, akşamı zor bulmaya başladım ama alıştı vücudum.
Kolay olmuyor ancak başka çare yok.
.
Dün bizim gazetede vardı.
Balon yutmaca başlamış.
4 ay vücutta kalıyormuş ve sonrasında eriyip yok oluyormuş.
Bu arada sen kiloları veriyormuşsun.
.
O da bir çözüm ama bana göre değil.
Korkarım ben,
İçeride şişer filan…
.
Neyse asıl mesele bu değil.
.
Başlıyorum anlatmaya:
Dün gazeteden Erdem kardeşimle “Öğle kaçamağı yapıp yemek atıştıralım, eski günleri yâd edelim” dedik.
.
Nostaljimiz, “Çevirme tavuk…”
.
Eskiden çevirme tavuk alıp, ikiye böler yanında da domates, biber doğrayıp gazetenin mutfağında yerdik.
.
Kişi başı 20 liraya filan mal olurdu.
.
“Ben gidiyorum tavuk almaya” dedim çıktım doğru sürekli alışveriş yaptığım tavukçuya.
Aaa!
Çevirme dolabındaki şişlerde tavuk yok.
“Bu saatte bitmiş galiba” dedim içimden.
.
İçeri girdim,
“Maşallah bitirmişsin tavuğu erkenden” dedim.
Biraz gergin, “Ne bitirmesi abi, işi bırakıyorum…”
“Hayırdır?” diye sormaz olaydım.
.
“Abi elektrik geldi 3 bin lira. Kira oldu 7 bin. Hani vergisi, belediyesi, sigortası? Ben zaten taş çatlasa 15 bin kazanıyordum. İçeri girmeye başlayınca ‘yeter’ dedim.”
“Eee! Ne yapacaksın?”
“Para yiyeceğim abi. Kiralar var, onları harcayacağım, ne yapayım?”
“Allah kolaylık versin” diyerek çıktım dükkânından.
Tabi yaşadıklarının hepsini iktidardan biliyor, uzun uzun anlattı…
Birilerinin fena halde kulakları çınladı.
Neyse şimdi konuyu dağıtmayayım.
.
Derken aklıma çarşıda “Kanat, but, kelebek” filan çevirme yapan dükkân geldi.
Gittim oraya.
“Kaça?” dedim, “Paket yaptıracağım da…”
“Abi sana karışık yapalım” dedi ekledi, “70 lira paketi…”
“!”
“Sen de haklısın ama ben de haklıyım. Tavuk kaç para? Çevirmesi, ekmeği, salatası v.s. İnan bu bile size ucuz…” diye savundu söyledi rakamı.
.
“Ben sonra geleyim” dedim ayrıldım.
.
Bizim muhabir kızlarımızdan birisi evlenince baktı ki gazetecilikte para yok, eşi ile birlikte çay ocağı açtılar.
Çok ta güzel tost yapıyorlar.
.
Ama ne tost?
Kaşarlı, salçalı, kızarmış tost ekmeği filan.
.
“Yap kızım Erdem abin ile bize 2 tost. Birer de ayran koy yanına. Al 50 lira sana… Gazeteye de yollayıver bir zahmet…”
.
Tavsiye ederim, Akbank ile Ziraat Bankası arasındaki sokakta.
İleride sağda.
Uğrayın bana dua edin…
.
Anlayacağınız iktidarın kendine münhasır ekonomi politikalarının pek faydası olmamış vatandaşa.
Yarım saat çıktım çarşıya;
Kimi çalışan dükkânını kapatmış,
Kimi muhabir tostçu olmuş.
“Hayırlara vesile olsun” diyelim.
 
***
AFAT ANONSU
“Afat geliyor” şeklinde anonslar yapıldı, mesajlar çekildi, sosyal medya kanallarında yayınlandı.
Halk bilgilendirildi.
Duymayan kalmadı neredeyse.
.
Ancak şu şehir anonsları için söylenecek çok şey var.
.
Bir zamanlar Belediye Başkanına bizzat söylemiştim: “Başkanım şu anonslarla ilgili bir çalışma yapılsa, zira söylenenler anlaşılmıyor” mealinden.
Kendisi bana: “Artık bu tip duyuru kalmadı, teknoloji eski” mealinde cevap verip, üzerinde pek durulmayacağını anlatmaya çalışmıştı.
.
Anons hoparlörlerinin yer seçimi zaten hatalı.
Yankıya sebep oluyor.
İkincisi ise anonsu yapan kişinin diksiyon konusu.
“Şu metni okuyuver” denilecek bir şey değil.
Bu işin de uzmanı olmalı.
“Tane tane, anlaşılır şekilde, yankı yaptığını bilerek…”
.
Misal; Belediyenin tiyatro hocası var kadrolu, kendisinden eğitim alabilir anonsu yapan kişi veya kişiler...
.
Ayrıca bu tip acil duyurular için, cami hoparlörleri de kullanılabilir.
Hem de öyle güzel olur ki.
Merkezi yayın yapılır ve duymayan kalmaz.
.
Bu konuda sosyal medyadan bir arkadaşım şunları yazmış:
“Bu sabah balkonda oturur iken belediye hoparlöründen anons yapıldı.
Ancak anlaşılır bir anons değildi.
Bu arada hoparlör bana 40 metre uzaklıkta.
Ben de 4441717’yi arayarak anonsun anlaşılır olmadığını belirttim, bana ‘İlgileneceklerini’ bildirdiler...
Olayın üzerinden 30 dakika geçmişti ki belediye görevlileri anons aracı ile hoparlörün olduğu direk altına geldiler.
İkinci bir anons yapıldı ve bu sefer tüm kelimeler anlaşılır ağır ağır tane tane yapıldı.
Sanırım anonsör kızımız biraz hızlı ve yumuşak aksan ile yapınca sorun olmuştu.
Oradan ayrılan araç sonrası ben ‘Bir teşekkür metni’ yazarken bir telefon geldi ve ‘Duruma müdahale edildiğini’ söyledi  ‘Ayrıca AFAD telefonlara mesaj gönderiyor’ dedi.
Ben de ‘Yaşlı insanlardan telefona bakamayanlar olabilir, bu durumlarda anons daha etkili oluyor’ diyerek kendilerine teşekkür ettim.
Sağ olsunlar işte belediyecilik bu olsa gerek, geri dönüş insanı mutlu ediyor…”
.
İnsanları mutlu etmek bu kadar basit.
Yeter ki geri dönüş yapın…
 
***
BUGÜN CUMA.
Müslüman ülkede olduğumuzdan, “Cumanız hayırlı olsun” mesajları bugün bolca gelecektir haliyle.
.
Ama şu imamın mesajları bir türlü bitmiyor.
.
Ne demiş?
“Dinde zorlama var. Nasıl var? Namaz kılmamanın hukukta cezası var. Şimdi uygulanmıyor olabilir. Oruç tutmamanın dinde cezası var. Sopalama var. Demek ki zorlama var…”
.
Buyurun işte.
“Namaz kılmıyorsanız sopa var sopa…”
.
Suudi Arabistan “Şeriat” ile yönetiliyor bildiğiniz üzere.
“Şeriat”, Kur’an ayetlerinde yazan hukuk anlamı taşıyor.
Buna hadis, içtihat da ekleniyor.
.
Arabistan’da (Mekke’de) namaz saatlerinde tüm dükkânlar kapatılır ve sokaklarda kimse kalmaz. (Çünkü orada yaşayanların hepsi Müslüman’dır. Müslüman olmayan zaten Mekke’ye giremez.)
.
Vakit geldiğinde namaz kılmadığı anlaşılan biri, olduğu yerde sopa ile dövülür.
Bu cezaya orada “Şeriat” denir.
.
Açın bakın, Kur’an’ı kerim de bununla ilgili tek bir Ayet var mı?
.
Bulamazsınız, çünkü yok.
.
Şimdi kendiniz açın, bakın internete ve araştırın.
Böyle bir ceza olduğu nerede yazıyor?
.
Benim bulduğum ise şöyle:
“İslâm Tarihi boyunca irfan ve irşad müesseselerinin beyaz sayfaları, namaz konusunda ‘teşviki, kolaylaştırmayı ve sevdirmeyi’ birinci plâna alan sayısız irşat örnekleriyle doludur.”
.
“Şu halde günümüzde de namaz hususunda gözüken tek çözüm yolu, ‘aydınlatmak, irşat etmek, bilgilendirmek, kolaylaştırmak, sevdirmek, teşvik etmek ve müjdelemekten’ geçmektedir.”
.
“Korkutmak, kabir azabıyla veya cehennem ateşiyle tehdit etmek, zor kullanmak, küfürle itham etmek, kınamak, küçümsemek, dışlamak; Peygamber Efendimizin ‘Müjdeleyiniz; nefret ettirmeyiniz! Kolaylaştırınız; zorlaştırmayınız!’ emrine aykırı fiiller olur ki, gayet nazik ve nezih bir ibadet olan namaz için asla tasvip edilmez!”
.
“Bilhassa namazın, kul ile Rabb’i arasındaki en sıcak ve tam huzuru içeren bir iletişim bağı olduğu düşünülürse; çok ehemmiyetli olan bu ibadetin, insanlara behemehâl sevdirilmesi gerektiği daha iyi anlaşılmış olur.”
.
“Namaz hususunda, vahye dayanmayan bir takdiri cezayı telaffuz etmenin bile, bilhassa günümüzde, büyük sancıları ve sakıncaları beraberinde getireceği açıktır.
İnsanları namazdan, daha da tehlikelisi dinden soğutmaktan başka bir işe yaramayacaktır.”
.
İşte cevabı.
Bırakın namaz kılmayanın sopalanmasını, böyle bir şeyi diyerek “korkutmanın” bile “tehlikeli” olduğu söyleniyor.
.
Kim bu imam?
Hani şu kadınları “et” olarak tarif eden kişi,
Hani Hilafet çağrısı yapan kişi;
İmam Halil Konakcı…
Hala İmamlık yapıp, devletten maaş alıyor…
 
***
MÜSLÜMANLIK
Bugün Cuma.
Hayırlı günler…
.
Bu mübarek günde haber şöyle:
“Ekonomist, milli sporcu Vakıfbank Yönetim Kurulu üyesi, eski AKP milletvekili ve cumhurbaşkanı başdanışmanı Hamza Yerlikaya’nın sahte lise diploması kullandığı mahkemece tescillendi.”
.
CHP Burdur Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Dr. Mehmet Göker, “Hamza Yerlikaya’nın sahte lise diploması kullandığı mahkemece tescillendi” dedi.
.
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın internet sitesine Yerlikaya’nın “Yüksek lisans” yaptığı anlatılıyor:
“Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümünden mezun olan Yerlikaya, Sakarya Üniversitesi Yüksek Lisans eğitimini tamamladı.”
.
“2007 yılında yapılan genel seçimlerde iktidar partisi listelerinden Sivas Milletvekili olarak Meclis’e girdi.”
Bu süre zarfında Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Üyeliği, Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Müşavirliği, TBMM Milli Eğitim ile Gençlik ve Spor Komisyon üyeliği görevlerinde bulundu.
.
“2012 yılında Güreş Federasyonu Başkanı seçilen Yerlikaya, 3 yıllık başkanlık süresinin akabinde ‘Başdanışman olarak’ Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki görevine başladı.”
.
Bir dönem Vakıfbank'ta yönetim kurulu üyeliği de yapan Yerlikaya, şimdilerde Gençlik ve Spor Bakan Yardımcılığı makamında.
.
Bugün Cuma.
Hayırlı işleriniz olsun…