Bugün 19 Mayıs.

Bugün 19 Mayıs.
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş tarihi.
Özgürlüğün gelişinin,
Demokrasinin müjdesi olan
Milli Mücadelenin başlangıcı…
.
Bir avuç vatansever açıldı Anadolu’ya.
Dertleri millet.
Buluştular Anadolu’da kurtarmak için işgalcilerin elinden vatanı.
.
Türk Gençliğine özetliyor durumu ve harekete geçmesi için damarlarındaki asil kanı işaret ediyor:
“…
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş,
Bütün tersanelerine girilmiş,
Bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
.
Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.
.
Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.
Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir…”
.
“Ey Türk istikbalinin evladı!
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur…”
.
İşte 19 Mayıs’ın özeti.
“Neden,
Niçin?” sorularının cevabı burada.
.
19 Mayıs öncesi…
Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgisini belirleyen Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918) ile Anadolu ve Trakya her türlü işgale açık bir duruma geliyordu.
.
Çünkü Mondros ateşkes hükümleri galip devletlere gerekli gördükleri her yeri işgal etme hakkı tanıyordu.
.
Bu antlaşma çok ağır koşulları içerirken, İstanbul Hükümeti ileride yapılacak barış görüşmelerinde bu koşulları hafifletebileceğini umuyordu.
.
Mondros Ateşkes antlaşmasının hemen ardından işgaller başladı.
.
Bu antlaşmanın 7’inci maddesine göre, İtilaf devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durumu bahane ederek istedikleri bölgeleri işgal edebileceklerdi.
.
Tarih: 13 Kasım 1918…
Birinci Dünya Savaşı'nın galibi İtilaf devletleri:
22 İngiliz, 12 Fransız, 17 İtalyan, 4 Yunan gemisi ve 6 denizaltıdan oluşan tam 61 parçalık donanma ile İstanbul’u işgal etmişlerdi.
.
Mustafa Kemal, Boğaz’a sıra sıra kale gibi demirleyen bu gemilere bakarak tarihe düşecek o meşhur sözünü, söylemişti:
“Geldikleri gibi giderler!”
.
Tarih 13 Nisan 1919…
İngilizler tarafından Kars işgal edildi.
.
16 Nisan 1919
Fransızlar, Afyonkarahisar’ı işgal etti.
.
20 Nisan 1919
Gürcü Birlikleri, Ardahan’a girdi.
.
24 Nisan 1919
İtalyan askerleri, Konya’ya girdi.
.
İngilizler:
Çanakkale, Musul, Batum, Antep, Konya, Maraş, Samsun, Bilecik, Merzifon, Urla ve
Kars’ı işgal ettiler.
.
Fransızlar:
Trakya’daki demiryolunun önemli istasyonlarını, Dörtyol, Mersin, Adana ve Afyon istasyonunu işgal ettiler.
.
İngilizler tarafından işgal edilen, Güney Doğu’daki bazı iller daha sonradan Fransızlara terk edildi.
.
İtalyanlar:
Antalya, Kuşadası, Bodrum, Fethiye ve Marmaris'i işgal ettiler.
Konya ve Akşehir’e de asker yolladılar.
.
Mondros Mütarekesi’nin Doğu Anadolu'da 6 vilayetin Ermenilere bırakılacağına ilişkin maddesi Ermenileri harekete geçirdi.
 
***
1919 Nisan’ında Şevket Turgut, Cevat (Çobanlı) ve Fevzi (Çakmak) paşalar arasında varılan ve “Üçler Misakı” denilen protokol görüşmelerinde:
“Bozulan düzenin sağlanması maksadıyla ordu müfettişliklerinin kurulması, eldeki silahların işgal güçlerine teslim edilmemesi için çaba gösterilmesi ve millî bir hareketin başlatılması” ele alınır.
.
Bu misakın belgesi bulunamamasına rağmen ordu müfettişliklerinin kurulması konusundaki yazışmalardan devlet kademelerinin ciddi bir çalışması olduğu anlaşılmaktadır.
.
İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Arthur Calthorpe, 21 Nisan 1919’da Osmanlı yönetimine bir nota vererek, Karadeniz bölgesindeki Türk çetelerinin Rumlar'a saldırdıklarını iddia etti.
Aslında olup, bitenler Pontus hayalleri kuran Rumlar’a karşı bölgede yaşayan Türkler’in mücadele etmeleriydi.
Osmanlı yönetimi, bu notayı Samsun ile bazı bölgelerin işgal edileceği şeklinde yorumladı ve Dokuzuncu Ordu Müfettişliğinin kurulmasını hızlandırdı.
Nisan ayının sonlarında Mustafa Kemal Paşa’yı makamına davet eden Harbiye Nazırı Şakir Paşa, Mustafa Kemal’e 9. Ordu Müfettişliğine tayin edileceğini bildirdi.
.
Mustafa Kemal Paşa’nın 9. Ordu Müfettişliğine resmen tayini hakkındaki irade 30 Nisan 1919’da dönemin resmî gazetesi olan Takvim-i Vekayi’de yayınlandı.
.
Harbiye Nazırı Şakir Paşa 6 Mayıs’ta müfettişlik bölgesindeki faaliyetleriyle ilgili talimatnameyi Mustafa Kemal Paşa’ya resmen tebliğ etti.
Talimatnameye göre Mustafa Kemal Paşa, sadece askeri değil mülki erkâna da emir verme hakkına sahipti.
.
15 Mayıs
Yunanlılar İzmir’i işgal etti.
 
***
Padişah ile görüşmesi.
Mustafa Kemal Paşa yola çıkmadan önce 16 Mayıs’ta Padişahın huzuruna çıktı.
.
Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs’taki Samsun yolculuğu öncesi sultan ile son görüşmesini şöyle aktarıyor:
“Yıldız Sarayı’nın ufak bir salonunda Vahdettin’le adeta diz dize denecek kadar yakın oturduk.
Sağında, dirseğini dayamış olduğu bir masa ve üstünde bir kitap var.
Salonun Boğaziçi’ne doğru açılan penceresinden gördüğümüz manzara şu;
Birbirine muvazi hatlar üzerinde düşman zırhlıları!
Bordalarındaki toplar sanki Yıldız Sarayı’na doğrulmuş!
Manzarayı görmek için oturduğumuz yerlerden başlarımızı sağa sola çevirmek kâfi idi.”

Vahdettin hiç unutmayacağım şu sözlerle konuşmaya başladı:
“Paşa paşa, şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin, bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir, (elini demin bahsettiğim kitabın üstüne bastı ve ilave etti) tarihe geçmiştir.”
O zaman bunun bir tarih kitabı olduğunu anladım.
Dikkatle ve sükûnla dinliyordum:
“Bunları unutun” dedi, “Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa devleti kurtarabilirsin!”
Bu son sözlerden hayrete düştüm.
Acaba Vahdettin benimle samimi mi konuşuyor?
Vahdettin ki ecnebi hükümetlerin yüzüncü derece aletleri ile temas arayarak devletini ve saltanatını kurtarmaya çalışıyordu, bütün yaptıklarından pişman mıydı?
Aldatıldığını mı anlamıştı?
Fakat böyle bir tahmin ile başka bahislere girişmeyi tehlikeli addettim.
.
Kendisine basit cevaplar verdim:
“Hakkımdaki teveccüh ve itimada arz-ı teşekkür ederim. Elimden gelen hizmette kusur etmeyeceğime emniyet buyurunuz.”
Söylerken, kafamdaki muammayı da halletmeye uğraşıyordum.
Çok iyi anladığım:
Veliahtlığında, padişahlığında bütün his ve fikirlerini, temayüllerini, sahtekârlıklarını tanıdığım adamdan nasıl yüksek ve asil bir hareket bekleyebilirdim?
Memleketi kurtarmak lazımdır, istersem bunu yapabilirmişim.
Nasıl hemen hüküm veririm.
Vahdettin demek istiyordu ki:
‘Hiçbir kuvvetimiz yoktur. Tek mesnedimiz İstanbul’a hâkim olanların siyasetine uymaktır.’
.
Benim memuriyetim, onların şikâyet ettikleri meseleleri halletmektir.
Eğer onları memnun edebilirsem, memleketi ve halkı bu siyasetin doğru olduğuna inandırabilirsem ve bu siyasete karşı gelen Türkleri tedip edersem, Vahdettin’in arzularını yerine getirmiş olacaktım.
.
“Merak buyurmayın efendimiz” dedim, “Nokta-i nazar-ı şahanenizi anladım. İrade-i seniyeniz olursa hemen hareket edeceğim ve bana emir buyurduklarınızı bir an unutmayacağım.”
.
“Muvaffak ol!” hitab-ı şahanesine mazhar olduktan sonra, huzurundan çıktım.
 
***
Padişahla görüştükten sonra Samsun yolculuğundaki bütün merhaleler tamamlanmıştı.
Mustafa Kemal Paşa, kendisini uğurlamaya gelmek isteyenlere İngilizler’in dikkatini çekmemek için zahmet edilmemesi ricasında bulundu.
Şişli’deki evine giderek annesiyle ve kız kardeşiyle vedalaştıktan sonra Galata rıhtımına gitti.
Oradan bir motorla Kızkulesi açıklarında bekleyen Bandırma Vapuru’na bindi. Karadeniz’e açılmalarından hemen önce bir devriye hücumbotuyla gelip Bandırma’nın güvertesine çıkan İngiliz denizcileri vizeleri kontrol ettiler ve evraklarda eksiklik görmeyince vapur Samsun’a doğru yoluna devam etti.
.
Bandırma Vapuru’nda gemi personeli haricinde Atatürk'le birlikte 48 kişi vardı.
Vapurda ayrıca 3. Kolordu Komutanlığı’na tayin edilmiş Albay Refet Bele ve maiyetindeki iki emir eri de bulunuyordu.
Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs sabahı Samsun'a ayak basınca, padişaha, sadrazamlığa, içişleri ve dışişleri bakanlıkları ile genelkurmaya beş ayrı şifreli telgraf çekerek göreve başladığını bildirdi.
 
***
İngilizler, Atatürk'ün gidiş sebebi konusunda ancak paşanın Samsun'a çıktığı gün şüphelendiler.
General Milne, 19 Mayıs’ta Osmanlı Harbiye Nezareti’ne bir nota gönderip, lağvedilmiş olan orduya bir müfettiş ile geniş bir kurmay heyetinin niçin gönderildiğini sordu.
İngilizler, verilen cevaptan tatmin olmayınca daha sert yazılar yazdılar.
.
Bu arada İngilizler, 6 Haziran’da “Kemal Paşa ile maiyetinin vilayetlerde görünmelerinin arzu olunmadığını” söyleyerek derhal İstanbul’a dönmelerinin emredilmesini istediler.
Osmanlı yönetiminin cevaplarını tatmin edici bulmayınca notalar daha da sertleşti.
.
Bu arada Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele için önemli adımlar atmaya başlamıştı bile.
.
21-22 Haziran gecesi Amasya tamimi ilan edildi. Tamimde “Vatanın bütünlüğü, vatanın bağımsızlığı tehlikededir” deniyor ve bu durumdan yine milletin azim ve kararıyla kurtulacağı belirtiliyordu.
.
İngilizler, 9 Temmuz 1919’da Osmanlı yönetimini Mustafa Kemal Paşa’nın getirilmesi için Samsun’a bir askeri gemi göndermekle tehdit ettiler.
.
Ancak artık iş işten geçmiş zafer yürüyüşü başlamıştı…