Adamın biri camiden halı çalarken yakalanmış.

Adamın biri camiden halı çalarken yakalanmış.
Hâkim önüne çıkarılmış.
Hâkimin “Bunu neden yaptın?” sorusu üzerine sanık, “Ne alaka hâkim bey! Ben camide dua ediyordum” demiş.
Hâkim, adamın pek ibadet ve dua ile işinin olmadığını anlayıp sormuş.
-“Bir dua oku bakayım?”
Adam: -“Bismillah” demiş.
Hâkim: -“Olmaz.” demiş.
Adam: -“Allahuekber” demiş.
Hâkim yine “Olmaz.” demiş ve arkasından “Atın bu adamı içeri” demiş.
Adamı görevliler götürürken adam bağırmış:
-“Ne biçim iş bu? Burada hafız mıyız, sanık mıyız belli değil”

Memleketin birinde bir zamanlar oldukça yüksek mevkilere ulaşmış bir bayan politikacı işsiz kalınca, sırayla işadamlarının kapısını çalıp iş aramaya başlar.
-“Efendim ben aynı zamanda ekonomi profesörüyüm. Politika da çok önemli görevlerde bulundum. Lütfen bana bir iş verir misiniz?”
İşadamı düşünür ve:
-“Sana ayda 500 dolardan fazla maaş veremem, istiyorsan gel yarın ise başla”
Kadın politikacı:
-“Aaaa!... 500 dolar da ne ki? Benim cüzdanımın kenarını bile doldurmaz.”
Aynı şekilde bir başka işadamına gider.
İşadamı;
-“Size en fazla 700 dolar maaş verebiliriz bayan” der.
Bayan politikacı başı önde eve gelir ve her zaman akıl danıştığı kocasına;
-“Şekerim, çalmadığım kapı kalmadı şöyle parası bol bir iş bulamadım. Sen ne dersin? Ne yapmalıyım?”
Kocası başını sallayarak;
-“Hanım sen bir de şu mamaya git, bir konuş” der.
Ertesi gün politikacımız ülkenin en ünlü mamasının kapısı önündedir.
-“Efendim, ben ekonomi profesörüyüm… Ayrıca politikada çok önemli görevlerde bulundum bana uygun bir işiniz var mı?”
Mama, yüzünde sıcak bir gülümsemeyle;
-“Tabi hanım kızım yarın gel işe başla, sana ayda 8000 dolar veririm” der.
Politikacının gözleri parlar birden, heyecanla;
-“Sahiden o kadar eder miyim?”
Mama gayet sakin cevap verir:
-“Aaa, ne demek kızım. Milyonlarca insan senin için sırada bekliyor!”

Uzun yıllar İran’dan ayrı kalmış bir genç, savaş sırasında memleketine döner.
Hava alanından taksiyle Tahran’a giderken şoföre bir tütüncüde durmasını söyler.
Şoför sorar:
-“Tütüncüden ne alacaksın?”
-“Sigara alacağım.”
-“Beyim, sigara artık camilerde satılıyor.”
-“Niçin?”
-“Savaş dolayısıyla her şey karneye bağlandı. Gıda maddelerini, sigarayı imamlar dağıtıyor.”
-“Peki ama ibadet nerede yapılıyor?”
-“Üniversitelerde.”
-“İyi ama eğitim aksamıyor mu, eğitim nerede yapılıyor?”
-“Hapishanelerde.”
-“Hırsızlar, vurguncular nerede peki?”
-“Onlar mecliste!”

Bir İngiliz doktor diyor ki:
“Tıp bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamın beynini alırız ve başkasına koyarız ve onu altı haftada iş arayacak hale getiririz.”
Alman doktor diyor ki:
“Bu hiç bir şey değil; Biz bir adamın beynini çıkarırız ve başkasına koyarız ve onu dört haftada savaşa hazır hale getiririz.”
Amerikalı doktor da diyor ki:
“Beyler siz çok geridesiniz. Biz Teksas’tan bir beyinsizi aldık ve beyaz saraya koyduk. Şimdi ülkenin yarısı iş arıyor, yarısı da savaşa hazırlanıyor.

Adamın biri yolda giderken, birden ayağı kayıp düşmüş.
Arkasından gelen adam, kalkmasına yardım etmiş. Düşen adam teşekkür ettikten sonra:
-“Sizin bu iyiliğinize nasıl karşılık verebilirim?” demiş.
-“Efendim ben iktidar partisinin bir üyesiyim. Bu seçimlerde bizim partiye oy verirseniz, ödeşmiş oluruz...”
Adam ters ters bakmış karşısındakine:
-“Beyefendi, beyefendi… Ben düşünce k.çımı yere vurdum, kafamı değil...”

Adamın biri işine giderken birden anormal bir trafiğin içine düşer, ama trafik bir santim bile kıpırdamamaktadır.
Bir süre sonra aracının yan camına birisinin tıkladığını fark eder ve camı açar.
-“Ne var acaba?
-“Teröristler başbakanı yakaladılar. Eğer 1 milyar verilmezse, üstüne benzin döküp yakacaklarmış.”
-“Haa şimdi anladım bu trafiği...”
-“Ya işte onun için, herkesten biraz yardım topluyoruz.”
-“İnsanlar ne kadar veriyor ortalama olarak?”
-“Valla yaklaşık 5'er litre...”

Bir diktatör: “Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak.”
Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
Yetkiliyi çağırıp sormuş;
-“Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?”
-“Sürdük efendim… Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun ön yüzüne tükürmesi...

Adayın biri suya düşmüş.
Koşup Parti başkanına haber vermişler.
-"Bizim aday mı ?"
-"Bilmiyoruz, adaylardan biri."
-"Akıntıya doğru mu gidiyordu, tersine mi?"
-"Akıntıya doğru."
-"Bizim aday olamaz. Bizimki hep tersine giderdi."

Seçim öncesi listeleri düzenleniyordu.
Parti merkezinde genel başkan bir öneride bulundu.
-"Aday listesine Ahmet Bey'i mutlaka katın."
Parti ileri gelenlerinden biri itiraz edecek oldu:
-"Aman, Sayın Başkanım Ahmet Bey aptalın biridir."
-"Memleketimizde hatırı sayılır oranda aptal var. Onların da mecliste temsilci bulundurmaya hakları var." 

Mısır'ın eski diktatörü Cemal Abdülnasır için halk arasında bir sürü öykü anlatılırmış. Abdülnasır'ın canını sıkacak nüktelermiş bunlar.
Abdülnasır, bunları kim uyduruyorsa bulun o adamı bana, diye buyurmuş.
Adamları bu emir üzerine hemen adamı bulup getirmiş. Abdülnasır sormuş: 
-"Hakkımdaki falanca öyküyü sen mi uydurdun?"
Adamcağız boynunu büküp yanıtlamış:
-"Evet efendim, ben uydurdum."  Abdülnasır bir daha kükremiş: 
-"Ya falanca öykü? Onu da mı sen uydurdun?" 
-“Evet, efendim, ben uydurdum." 
-"Peki, feşmekan öykü?" 
-"O da benim uydurmamdır efendimiz."  Abdülnasır küplere binmiş:
-"Be hey densiz adam! Bilmez misin ki benim iktidarım referandum ile kabul edilmiştir. Ben halkın yüzde 94.5 oyunu alarak ülkemi yönetiyorum." 
Adamcağız başını öne eğerek cevaplamış: -"Efendimiz, bakın işte bunu uyduran ben değilim."

Eski zamanlarda bir milletvekili seçildiği yöreyi gezerken değirmen taşını döndüren bir eşek görmüş. Bu eşeğin boynunda bir çan varmış.
Milletvekili eşeğin sahibine çanı neden bağladıklarını sormuş.
Eşeğin sahibi:
-“Eşeğin durakladığını anlamak için” demiş.
Milletvekili:
-“Ya durur da başını sağa sola sallarsa?”
Eşeğin sahibi:
-“Efendim burada sizin kadar akıllı eşek ne arar?”

Sarkozy falcıya gider;
Falcı konsantre olarak gözlerini kapatır ve konuşur:
-“Sizi büyük bir caddeden üzeri açık bir araba ile geçerken halkın yaptığı tezahüratı görüyorum.”
Sarkozy sırıtır ve sorar:
-“Peki halk memnun mu gözüküyor?”
-“Evet her zamanki gibi”
-“Halk arabanın etrafında koşuşturuyor mu?”
-“Evet, arabanın etrafında deliler gibi koşuşturuyorlar! Polis yolu açmakta zorlanıyor.”
-“İnsanlar bayrak taşıyorlar mı?”
-“Evet, hem Fransa bayrakları hem de umut ve güzel bir gelecek vadeden pankartlar taşıyorlar.”
-“Sahi mi? İnsanlar bağrışıp şarkı da söylüyorlar mı?”
-“Evet, insanlar umut dolu ‘Oh, şimdi her şey daha iyi olacak!’ diye bağırıyorlar.”
-“Peki, ben bu hareketlere nasıl bir tavır gösteriyorum?”
-“Bunu göremiyorum.”
-“Niçin?”
-“Çünkü tabut kapalı!