Çocukluğumuzda Erich von Daniken’in “Tanrıların Arabaları” adlı bir eseri çıkmıştı piyasalara.

Çocukluğumuzda Erich von Daniken’in “Tanrıların Arabaları” adlı bir eseri çıkmıştı piyasalara.
.
Antik Çağ’daki ilkel insanların yüksek bir medeniyete ulaştıklarını, buna da dünyayı ziyaret eden uzaylıların sebep olduğunu anlatıyordu.
.
Çıktığı andan itibaren tartışmalara sebep olmuş ve neredeyse tüm dünya ikiye ayrılmıştı:
“Uzaylılar vardı”,
“Uzaylılar yoktu.”
.
Maceraperest olarak biz gençler “Uzaylıların var olup, dünyamızı ziyaret ettiğine” inanırdık...
.
O zamanlar bırakın bilgisayarı, televizyon bile yoktu.
İzci olarak gittiğimiz kamplarda geceleri nöbet tutarken göz yüzüne bakardık
“Bir tane uzaylı görmek için.”
.
Öyle ya,
“Eski duvar yazılarındaki astronot resimleri”,
“Aztek uygarlığı”,
“Piramitlerin yapılışı”
Gibi konular o yıllarda kafamızın alacağı şeyler değildi.
.
Sonuçta ulaşamadığımız ete “Mundar (murdar) demedik ve sonucunu uzaylıya bağladık.
.
Şimdilerde ise her cumartesi veya pazar yazılarımda haberlerdeki açıklamaları okuyup,  illa bir “Uzay veya uzaylı” yazısı yazıyorum.
.
Kimisinde “Uzaylıların olduğunu”,
Kimisinde ise “Olamadığını” yazdığım oluyor.
.
Bilim adamları oturup ortak bir karar veremediklerinden, ben de onların yalancısı durumuna düşüyorum anlayacağınız.
.
İşte yine bir uzaylı yazısı.
.
Harvard Üniversitesi’nin Astronomi Bölümü başkanı Avi Loeb, uzaylı tezini şöyle açıklamış:
“Bir mağara adamı cep telefonu görse ne olurdu? Hayatı boyunca kayalar görmüştü ve bu telefonun sadece parlak bir kaya olduğunu düşünebilirdi…”
.
Bu profesörün derdi şu:
“Uzaydaki akıllı yaşamın ilk işareti Dünya’ya ulaştığında insanlık, muhtemelen gökyüzünde dev bir UFO görmeyecek. İlk işaret yüksek ihtimalle uzaylı bir medeniyetin çöpü olacak. Hatta bu çöp zaten insanlığa ulaştı bile…”
.
Peki bu çöp neydi?
.
“Oumuamua” adı verilen bir uzay nesnesi.
(Siz buna “kaya” deyin, “asteroid” deyin, “göktaşı” deyin)
.
Haber şöyle:
“Güneş Sistemi’nin dışından geldiği tespit edilebilen ilk yıldızlararası nesne unvanını alan ‘Oumuamua’, 25 ışıkyılı uzaktaki bir yıldızdan, Vega yönünden geldi ve 2017’de Robert Weryk tarafından keşfedildi.”
.
“Gökbilimciler nesnenin yörüngesinden yola çıkarak Güneş’in kütle çekimiyle bağı olmadığı sonucuna vardı. Bu da nesnenin, Güneş Sistemi’nden yalnızca geçtiği anlamına geliyordu ve bilim insanları ilk başta bunun sıradan bir kuyruklu yıldız olduğunu düşündü.”
.
Ancak Loeb, “Bu bir kuyruklu yıldız değil, uzaylı medeniyetinin teknolojisine ait bir atık olabilir” dedi.
.
“Bilim insanları yapılan incelemelerin ardından, nesnenin başta düşünüldüğünden en az 5 ila 10 kat daha uzun olduğunu fark etti. Nesne bir tür puro şeklindeydi. Şimdiye kadar görülen ve doğal yoldan oluşan hiçbir uzay nesnesine benzemiyordu.”
 
Loeb şunları diyordu:
“Oumuamua sıradışı denebilecek kadar parlak.”
“Güneş Sistemi’ndeki tipik bir göktaşından veya kuyruklu yıldızlardan en az 10 kat daha yansıtıcı.”
“Cisim sıradışı hareket ediyordu.”
“Güneş’ten bu denli hızla uzağa itilmesi, anahtar noktaydı.”
“Güneş’in çekim kuvvetinin yanında nesneyi iten başka bir kuvvet daha mevcuttu.”
“Oumuamua’nın rastgele bir kuyruklu yıldız olma ihtimalinin, katrilyonda bir olduğunu hesapladı.”
.
Tüm bunlara dayanarak “Oumuamua” hakkında şu sonuca vardı:
“Uzun zaman önce bir uzaylı uygarlık tarafından kullanılan bir tür navigasyon şamandırası görevi gören ‘Uzay çöpü’ olabilir…”
.
Profesör, uzaylı medeniyetlerini bulmanın tek yolunu şöyle açıklıyordu:
“Ünlülerin çöplerini araştıran araştırmacı gazeteciler gibi, uzaylıların çöplerini aramak gerekir.”
 
***
ZENGİNİN PARASI…
Hazır laf uzaydan açılmışken başka bir haber yine uzayla ilgili.
.
“Tesla’nın hisse fiyatlarının artmasının ardından, şirketin CEO’su Elon Musk, 185 MİLYAR DOLAR’ı aşan servetiyle dünyanın en zengin kişisi unvanını elde etti.”
.
“İyi de kardeşim bu haberin uzayla ne alakası var?” demişsinizdir içinizden.
Ama adamın servetindeki rakamı iki kere okuduğunuzdan eminim.
Zira öyle kolay kabul edilebilir bir rakam değil.
Tam 185 Milyar Dolar.
Şimdi,
Çarpıver 7,34 ile.
Eder:
1.357.900.000.000 lira.
Güle güle harca kardeş, gözümüz yok.
.
Peki büyüklüğüne kıyas olması açısından şöyle diyelim:
Türkiye’nin net dış borcu ne kadar?
256 Milyar Dolar. (Brüt 456 Milyar)
.
Adam biraz daha çalışsa bizim tüm dış borçlarımızı silecekmiş meğer.
.
Neyse efendim.
Adamın serveti bu, bize ne...
.
Zaten ne demişler?
“Zenginin malı, züğürdün çenesini yorarmış…”
.
Ama bizim insanımız bu servetle yetinmez şöyle bir hesap daha yapar:
“Adamın eşinin de 4000 dolar aylık maaşı olsa…”
.
Elon Musk, bu unvanı 2017’den beri elinde tutan Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’tan almış.
Onunki de zaten:
184 milyar dolarmış.
.
Hala bu yazının uzayla alakasını yazmadım tabi.
Şöyle alakası var:
Bildiğiniz üzere Musk’ın elindeki üçüncü şirketin adı “Space Exploration Technologies (SpaceX)” dir.
“Bu şirket ne iş yapar?” diye sorarsanız:
“Roket Teknolojisi” ile uğraşıyor.
Son olarak düşüncesi şu:
“Uzaya turist götürmek…”
.
Şöyle bir geriye dönüp baktığınızda dünyanın en zengin ilk on sırasındaki kişiler ne ile uğraşıyormuş?
.
Uzay Teknolojileriyle,
Bilgisayar yazılım ve donanımıyla,
Online satışlarla,
Bilişimle,
İletişimle (Sosyal medya).
.
Hani diyorum:
“Gelecek nerede?” diye soracak olursanız,
Çocuklarınıza meslek seçerken öncelikle başınızı uzaya çevirin ve sonra diğerlerini göz önünde bulundurun…
 
***
BİZ NEREDEYİZ?
Bu kadar lafın sonunda uzay teknolojileri kapsamında “Türkiye hangi aşamada?” diye aklınıza bir soru gelebilir.
.
Durum şu:
Uzay ajansları ve çalışmaları kapsamında belirli yeteneklere göre kategorilere ayrılmış ülkeler arasında bulunuyoruz.
.
Bu kategoriler;
Ay’a İnsan Uçuşu,
Uzay İstasyonu,
İnsanlı Uzay Uçuşu,
Fırlatma Yeteneği,
Dünya Dışı Yönetimler ve
Yapay Uydular olarak belirlenmiş.
Türkiye bu noktada “Yapay Uydular” kategorisinde yer alıyor.
.
Şu an kullandığımız ve kullanmayı planladığımız uydularımız fırlatılma tarihleriyle şöyle:
1B           1994      Fırlatılan ilk uydu
1C          1996      Avrupa ile Orta Asya arasında doğrudan bağlantı
2A           2001      Rusya’yı da kapsıyor/Tv amaçlı
3A           2008      Yüksek kullanım kapasiteli/Haberleşme ve Tv yayını amaçlı RASAT       2011       Yüksek çözünürlüklü ve Türkiye’de tasarlanan ilk yer gözlem uydusu
4A           2014      Çin-İngiltere-Afrika kapsama alanında/Tv yayını amaçlı
4B           2015      Hızlı İnternet
GÖKTÜRK 2        2012       İlk milli yer gözlem uydusu
GÖKTÜRK 1        2016       Sınırsız yüksek çözünürlük temini
GÖKTÜRK 3        2019       Yüksek çözünürlük
5A           2020      3 kıtada yayın ve veri iletimi
5B           2021      Yerli imkânlarla üretim ve kapsamlı yayın için kullanılacak
6A           2020      İlk milli haberleşme uydusu olacak
 
***
 
15 DOLARLIK…
Bildiğiniz üzere Mars’ta koloni kurmak için harekete geçen Hollanda merkezli Mars One adlı kuruluş, Mars’a gitmek isteyen kişilerde aranılan özellikleri duyurarak internet üzerinden başvuruları almaya başladı.
Bir daha geri gelmeleri mümkün gözükmeyen bu projeye Türkiye’den 11 kişi 15 dolar vererek müracaat etmiş.
.
Düşündüm de, siz gidemeseniz bile oraya göndermek isteyeceğimiz 15 dolarlık kaç kişi var hayatınızda?