“ZEYTİN AĞACI EVRENSEL BİR AĞAÇTIR”

Çanakkale’ye yerleşen ressam Halit Aker ağaçlar ile insanlar arasındaki enerjisel bağlantıyı, hayat kurgusunu fırçası ve renkleriyle sanatseverlere aktarıyor.

7010
“ZEYTİN AĞACI EVRENSEL BİR AĞAÇTIR”




“Barışı ve sevgiyi yaymak istiyorum”


Duvar resmi, vitray, mozaik ve gravür çalışmaları olan usta ressam Halit Aker “Sanatla uğraşmanın en önemli şeylerinden bir tanesi siz bir şeyler keşfetmeye çalışırken aslında siz kendinizi keşfediyorsunuz. Bu andan itibaren bu keşif yollarından hangisine gideceğiniz konusunda tercihler yapmak zorunda kalıyorsunuz” dedi. Zeytin ağacına olan hayranlığı dikkat çeken sanatçı, “Zeytin ağacının sadece tual resmini yapmayı düşünmüyorum. Heykel, seramik ve farklı sanat disiplinlerinde eserler vermek istiyorum. Zeytin ağacı evrensel bir ağaçtır barışı simgeliyor. Bin üç yüz yaşında bir zeytin ağacı gördüm. Ben zeytin ağacı yaparak barışı ve sevgiyi yaymak istiyorum. 
Zeytinyağı, yaprağı, meyvesi, çekirdeği oldukça faydalı. Aslında zeytin ağacı yaparak, zeytin ağacı olmak istiyorum. Asıl hedefim o” diye konuştu.

Bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

“Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü mezunuyum. Okuldan sonra çeşitli sanat disiplinlerinde çalıştım, bunların içinde animasyon da var, duvar resmi de var. Çeşitli sanatçılarla seramik panolar, vitraylar, gravürler çalıştım. Sonrasında profesyonel olarak resme daha çok ağırlık verdim. Zamanımın çoğunu resim yaparak ve resim eğitimi vererek başka insanlara aktarmanın keyfini yaşamak istiyordum. Öğretirken öğrenmeyi de kendime başlık olarak aldım.”

Atölyeniz var mıydı?

“Evet. Mersin’in Silifke ilçesinde bir atölye açtım. Orada üniversiteye hazırlık ve yağlıboya dersleri vermeye başladım. Bunları yaparken kendi özgün çalışmalarıma hiç ara vermeden devam ettim. Bu arada sürekli araştırma, sürekli yenilikleri keşfetme, bulmaya çalışma, onlardan nasıl yararlanabilirim gibi, dünyada neler olmuş, ülkemizde neler oluyor, sanat fuarlarını izleme, yurtdışındaki gelişmeleri izlemeyi ihmal etmiyordum. Teknolojinin gelişmesi, İnternet gibi kaynaklarla bunlar daha rahat oluyordu.”

“Sanatla uğraşmanın en önemli şeylerinden bir tanesi siz bir şeyler keşfetmeye çalışırken aslında siz kendinizi keşfediyorsunuz. Bu andan itibaren bu keşif yollarından hangisine gideceğiniz konusunda tercihler yapmak zorunda kalıyorsunuz.” 

Sanatla uğraşan biri olarak sizi tetikleyen şeyler olmuştur muhakkak, neydi onlar?

“Ülkedeki, dünyadaki olaylar gibi sizleri besleyen şeyler olacak. Bazıları harekete geçiren şey, diğeri besleyen şey. O zaman size tek bir şey kalıyor; Özgünleşebilmek. Özgünleşmenin yöntemlerini bulmak. ‘Nasıl özgünleşeceksiniz?’ O zamana kadar kimsenin yapmadığı veya farklı bakış açısı ile yapacağınız ağaç binlerce insan tarafından yapılmıştır. Ama ben farklı zeytin ağaçları çiziyorum. İlk başlarda figüratif resimler çiziyordum. Sonra kalabalık insan yığınları çizdim. Çünkü İstanbul’da yaşanmışlık vardı benim için. O kalabalıkta dikkatimi çeken bir şey vardı benim için. Vapurlara gidersiniz bin beş yüz kişi vardır ama siz tek kişisinizdir. Kimseyi tanımazsınız. Kalabalık şehirlerde kimseyi tanımazsınız. Kalabalıktaki yalnızlıktı bu. Bende kalabalıklardaki insan yığınlarını anlatmıştım. Sonra yavaş yavaş çizimlerime ağaçlar girmeye başladı. Hep dikkatimi çeken bir şey vardı. Tamamen kendisinin gözüktüğü şubat ayındaki yapraklarını dökmüş ağaçları, yapraklarının gizlemediği bu ağaçların resimlerini yapardım. “

Çok mu sevdiniz zeytin ağacını?

“Çocukluğum Silifke’deki Göksu Nehrinin kenarında geçti. Orada incir ağaçları, dut, portakal, limon, salkım söğütlerin yanında zeytin ağaçları da vardı. Ama en çok ilgimi çeken zeytin ağaçları olmuştu. Yaprağını dökmemesi ve gövdesinin diğer ağaçlara nazaran farklı olması dikkatimi çekiyordu. İşte o imgelerin yıllar sonra zeytin ağacı olarak doğması oldukça ilginçti. Ben o sıralar ‘Kuş ve Ben’ isimli bir resim yaptım. Yine o sıralar 650 ağaç sökülmesinden sonra, ‘Küçüklüğümdeki ağaç dostlarım için ne yapabilirim?’ diye bir soru sordum kendime. Sonra dedim ki; ‘O ağaçların hepsini yok etseler dünyadan, benim resimlerim yok olmaz’. İşte bunun üzerine zeytin ağaçları serisi başladı. İlk hedefim 650 tane zeytin ağacı yapacaktım. Bunun yanında ev serileri var, kuş serilerim var. Ama bunlar şimdilik gün ışığına çıkmayan şeyler çünkü bütün yoğunluğumu zeytin ağaçlarına veriyorum. Hedefim 650 tane zeytin ağacı resmi yapmak.”

Sergilerinize gelelim hocam. İlk serginiz neredeydi mesela?

İlk kişisel sergim Silifke’deki atölyemdeydi. Sonraki sergimi Mersin’de Sanayi ve Ticaret Odası galerisinde açtım. Daha sonra gerisi geldi zaten. Onları liste halinde size veririm.

Kaç tane zeytin ağacı resmi yaptınız şimdiye kadar?
350 taneyi geçtim. Başta da dediğim gibi 650 ye tamamlayacağım.

Hedefleriniz nedir?

Zeytin ağacının sadece tual resmini yapmayı düşünmüyorum. Heykelini, seramiğini ve farklı sanat disiplinlerinde eser vermek istiyorum. Zeytin ağacı evrensel bir ağaçtır. 1300 yaşında bir zeytin ağacı gördüm ben. Barışı simgeliyor. Ben zeytin ağacı yaparak barışı da sevgiyi de yaymak istiyorum. 
Zeytinyağı, yaprağı, meyvesi, çekirdeği oldukça faydalı. Ben aslında zeytin ağacı yaparak, zeytin ağacı olmak istiyorum. Asıl hedefim o.

Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Ben de sizlere teşekkür ederim. Okurlarınıza buradan selamlar gönderiyorum

Röportaj: Hasan Sami Er


 
    


Etiketler; #zeytin #ağaç
Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.