İçeriği bir anneden diğerine, aynı annede gün içinde ya da emzirmenin başı ve sonu arasında bebeğin ihtiyaçlarına göre değişkenlik gösterebilen anne sütü sayesinde, her anne bebeğine uygun mucizeler yaratıyor!
Hem fiziksel hem psikolojik hem de sosyal açıdan birçok fayda sağlayan anne sütünün tüm bu iyi etkilerinin bilinmesi ve anne sütü ile beslenmenin desteklenmesi gerektiğini belirten Türkiye İş Bankası grup şirketlerinden Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır Söğütözü Hastanesi Pediatri Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Laden Jaferi, anne sütüne ilişkin önemli bilgiler aktardı.
Bebeklerin ilk 6 ay boyunca D ve K vitamini hariç tüm gereksinimlerini karşılayan anne sütü, içerdiği antikor ve hücrelerle enfeksiyon ve alerjenlere karşı da koruyucu etki gösteriyor.
Bebeğin yaşı ve durumuna göre şekillenebilen anne sütünün yaşayan bir besin olduğunu belirten Bayındır Söğütözü Hastanesi Pediatri Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Laden Jaferi, “Anne sütünün içeriği bir anneden diğerine, aynı annede gün içinde, emzirmenin başı ve sonu arasında bebeğin ihtiyaçlarına göre değişkenlik gösterebiliyor. Hatta öyle ki, prematüre bebeklerin annelerinin sütünde protein miktarı daha fazla oluyor. Aynı memeden ilk başta protein ve su içeriği fazla olan, sonrasında ise yağlı olan süt gelmeye başlıyor. Böylece kısa süreli emen bebekler protein ve suyu almış oluyor ve daha hızlı acıkıp, daha sık emiyor. Aslında kısaca her anne bebeği için uygun mucizeyi yaratıyor. Anne sütü ayrıca erişkin yaştaki yaşamı da etkiliyor ve uzun vadede bazı hastalıklardan koruyor. Bunun yanı sıra annenin ruhsal ve bedensel iyilik haline de katkıda bulunuyor” dedi.

EMZİRME SADECE BEBEK İÇİN DEĞİL, ANNE İÇİN DE ÇOK FAYDALI
Anne sütüyle beslenme sadece bebek için fiziksel faydalar sunmuyor. Emzirme aynı zamanda anne için de oldukça yararlı etkiler yaratıyor.
Anne sütünün faydalarını hem bebek hem de anne açısından anlatan Dr. Öğr. Üyesi Laden Jaferi, şu açıklamaları yaptı: “Anne sütü hem enfeksiyonları ve beslenme bozukluklarını engellediği için hem de ani bebek ölümü sendromunu azalttığı için, bebeklerde ölüm hızını da azaltıyor. Akut orta kulak enfeksiyonu, solunum yolu ve mide, bağırsak ve idrar yolu enfeksiyonlarını önlüyor. Anne sütüyle beslenen bebeklerde lenfoma ve lösemi gibi çocukluk çağı kanserlerinin nadir gözlendiği de biliniyor. Çocukluk çağı astımı, atopik dermatit gibi alerjik durumlar anne sütüyle beslenmiş bebeklerde daha
nadir görülüyor. Ayrıca tip 1 diyabet ve çölyak hastalığı için de koruyucu olduğu düşünülüyor. Büyüme ve gelişim açısından anne ve bebek arasındaki bağlanmayı güçlendiriyor ve aralarındaki ilişkiyi kuvvetlendiriyor. Emzirilen bebeklerde çene ve diş gelişimi aynı zamanda dil ve motor gelişim daha iyi oluyor. Anne sütü çocukları otizm ve dikkat eksikliği hiperaktivite gibi nörogelişim hastalıklarından da koruyor. Emzirmenin erişkin hayatta obezite, tip 2 diyabet, inflamatuvar bağırsak hastalıkları, dislipidemi ile kalp ve damar hastalıklarını engellediği de ispatlanan gerçekler arasında yer alıyor. Ayrıca anne emzirirken oldukça fazla enerji sarf ediyor ve bu annenin doğum öncesi kilosuna dönmesini kolaylaştırıyor. Emzirmek hormonları harekete geçirerek rahimdeki kasların kasılmasını sağlıyor, böylece rahim kolayca eski boyutuna dönüyor ve kanama azalıyor. Adet döngüsünü baskıladığı için kısmen gebelikten korumayı sağlıyor. Anne ile bebek arasındaki bağı güçlendirmesiyle annelik duygusunun daha da gelişmesini, annenin sakinleşmesini sağlayarak doğum sonrası depresyon riskini azaltıyor. Tüm bunların yanında emzirmek anneyi osteoporozdan koruyor, yumurtalık ve meme kanseri riskini azaltıyor”

ANNE SÜTÜNÜ ARTIRMANIN YOLLARI!
Anne sütü üretimini artırmak için annenin bunun için istekli olması ve bu konuda yeterli destek alıp öz güvenli olması gerektiğini vurgulayan Pediatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Laden Jaferi, “Bu desteğin hem aile hem de sağlık personeli tarafından sağlanması gerekiyor. Doğum sonrası erken temas, erken emzirme, memenin düzenli ve tam boşaltılması, gece emzirme, hatta anne bebeğin aynı odada olması sütü artıran en önemli etmen olarak öne çıkıyor. Ayrıca yeterli sıvı alımı oldukça önem taşıyor. En temel kuralı bol sıvı alımı ve memenin etkin boşaltılması oluşturuyor. Annenin isteksiz, mutsuz ve kaygılı olması, çevreden destek olmaması, her ağlamanın açlık olarak yorumlanması, memenin etkin boşaltılmaması süt üretimini azaltan etkenler olarak rol oynuyor.”

“EMZİRME YAYGIN HALE GELMELİ”
Anne sütünün oldukça ekonomik, ulaşılabilir, taze ve temiz olmasının çok avantaj sağladığını, bu nedenle yaygınlaşması için çaba sarf edilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Laden Jaferi, emzirmenin yaygın hale gelmesi için neler yapılması gerektiğini sıralayarak sözlerine son verdi:
· Emzirmeyle ilgili politik ve toplumsal adımlar atarak bilinç artırılmalı.
· Doğum öncesi ve sonrası anneye emzirme konusunda destek olunmalı ve anne yüreklendirilmeli. Bunu sağlamak için takip eden sağlık personeli her basamakta eğitilmeli.
· Mümkünse doğum sonrası anne ile bebeğin ten tene teması ve bebeğin ilk 1 saat içinde emmesi sağlanmalı.
· Bebeğin ilk 6 ay sadece anne sütü alması sağlanmalı ve bu konuda anneye destek verilmeli.
· Altı aydan sonra uygun tamamlayıcı beslenme ile birlikte 2 yaşa kadar anne sütüne devam edilmesi konusunda anne bilgilendirilmeli.
· Emzirmenin her yerde her zaman yapılabileceği topluma anlatılmalı.