Öğretmenlik Meslek Kanunun şubat ayında kanunlaşmasının ardından kanunun geri çekilmesi için basın açıklamaları ve eylemler yapan eğitim sendikaları biryandan eylemlerine devam ederken bir yandan da iş bırakmaya hazırlanıyor. 14 Ekim’de Ankara başkent öğretmen evinde 12 eğitim sendikasının katılımı ile yapılan toplantıda alınan karar gereği 2 Kasım Çarşamba günü öğretmenler Türkiye geleninde iş bırakacak.

TALEPLER KABUL GÖRMEDİ, ÖĞRETMENLER İŞ BIRAKMAYA HAZIRLANIYOR
Eğitim Sendikaları üyeleri öğretmenler iş bırakmaya hazırlanıyor. Daha öncede birçok eylem ve miting düzenleyen eğitim sendikaları şimdide “Şubat ayında kabul edilerek yasalaşan “ Öğretmenlik meslek kanunu” ‘nun geri çekilmesi için mücadele ediyor. “Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Sınavı İptal edilsin! Yoksulluk Sınırının üzerinde Ücret Artışı istiyoruz” sloganı ile Eğitim Sen Çanakkale Şube Başkanı Yasin Hacımusalar son yaptığı açıklamada  “14 Ekim de Ankara Başkent Öğretmen Evi’n de Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin yapılan ve 12 eğitim sendikasının katıldığı toplantıda alınan kararlardaki taleplerin yerine getirilmemesi durumunda eğitim çalışanları olarak eylem sürecine başlayacaklarını söylemiş Hacımusalar açıklamasında “12 Eğitim Sendikasından, Ortak bildiri, iş yerlerinde kokart takılması, iş bırakma eylemi Eğitim sendikaları, 14 Ekim de Ankara Başkent Öğretmenevi’ nde Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin ortak bir toplantı yaptı. Eğitim İş, Eğitim Sen, Hürriyetçi Eğitim Sen, Teç Sen, Anadolu Eğitim Sen, Özgür Eğitim Sen, Eğitim Hak Sen,  Eksen Eğitim Sen,  İdeal Eğitim Sen,  Eğitim Söz Sen, Eğitimde Birlik Sen, Eşit Haklar Sendikası ortak karar alarak kariyer basamak sınavlarının iptali ve Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun yeniden düzenlenmesi için eylem planı hazırladık. Kamuda mülakat uygulamasına son verilmelidir. Tüm eğitim çalışanlarına sosyal devlet ilkesi gereği ayrım yapılmaksızın; giyim, ulaşım, barınma, beslenme, yakıt, kira yardımı yapılmalı ve aile çocuk yardımı tutarları iyileştirilmeli, vergi dilimi adaletsizliğine son verilmelidir. Öğrencilerimizin en temel hakkı olan eğitim, barınma ve beslenme hakları, sosyal devlet anlayışıyla devlet güvencesine alınmalı ve kamusal eğitim sağlanmalıdır. Bu taleplere ilişkin düzenlemelerin yapılmaması halinde: 26, 27, 28 Ekim 2022 tarihlerinde iş yerlerinde kokart takılması, 26 Ekim 2022 tarihinde, ilk teneffüs saatinde, öğretmenler odasında ortak bildiri metninin okunması, Bu talep ve uyarılara rağmen bir düzenleme yapılmaması halinde; 2 Kasım 2022 tarihinde tüm eğitim çalışanlarının katılımı ile bir günlük iş bırakma eylemi yapılması kararları sendika genel başkanlarınca imza altına alınmıştır.” demişti.

ÖĞRETMENLER 2 KASIMDA İŞ BIRAKIYOR
Eğitim sen Çanakkale şubesi sosyal medya sayfasında  “2 Kasım’da iş bırakıyoruz” görseli ile öğretmenlerin 2 Kasım Çarşamba günü yurt geleninde iş bırakacağını duyurdu. “Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Sınavı İptal edilsin! Yoksulluk Sınırının üzerinde Ücret Artışı istiyoruz” ifadesine yer verilen Sosyal medya paylaşımında iş bırakma ile ilgili hukuki dayanaklarda açıklanarak şu ifadelere yer verildi. “Kamu görevlilerinin, sendikalarının aldığı kararlar doğrultusunda toplu eylem hakkına sahip oldukları; uluslararası sözleşmelerde, insan hakları sözleşmelerinde, Anayasa ve mahkeme kararlarında hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde tanınmaktadır.  Bu konuda çok sayıda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Danıştay ve idari yargı kararı bulunmaktadır. 151 sayılı ILO Sözleşmesi’nin 3. maddesinde kamu görevlileri örgütlerinin amacının, kamu görevlilerinin çıkarlarını savunmak ve geliştirmek olduğu, kamu çalışanlarının çıkarlarını savunmak amacıyla etkinliklerde bulunabilecekleri düzenlenmiştir. Anayasa’nın “Milletlerarası Antlaşmaları Uygun Bulma” başlıklı 90. maddesinin son fıkrası; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” emredici hükmünü içermektedir. Bu düzenleme ile İLO sözleşmesinin kanun hükmünde olduğu tartışmasızdır. 87 sayılı ILO Sözleşmesi, Sendika Özgürlüğüne Ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin Sözleşmedir. Sözleşmenin birinci bölümündeki maddelerde örgütlenme özgürlüğü düzenlenmiştir. Bu bölümde yer alan 3/1. madde; “Çalışanların ve işverenlerin örgütleri tüzük ve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahiptirler.”,Aynı bölümün 8/2 maddesi; “Yasalar bu sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek şekilde uygulanamaz.”, Örgütlenme Hakkının Korunması bölümünde yer alan 11. madde; “Hakkında bu sözleşmenin yürürlükte bulunduğu Uluslararası Çalışma Örgütünün her üyesi, çalışanların ve işverenlerin örgütlenme hakkını serbestçe kullanmalarını sağlamak amacıyla gerekli ve uygun bütün önlemleri almakla yükümlüdür.” düzenlemelerini içermektedir.

TÜRKİYE 1993’TE İLO SÖZLEŞMESİNİ İMZALAMIŞTIR
Türkiye 1992 yılında bu sözleşmeyi onaylamış, 8 Ocak 1993 tarih, 93- 3967 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de usulüne uygun yürürlüğe koymuştur. Bu karar 25 Şubat 1993 gün, 21507 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Görüldüğü gibi; 87 sayılı ILO Sözleşmesi’nin 3/1 maddesi, kamu çalışanlarının örgütlenme ve etkinlikte bulunma özgürlüğünü; aynı maddenin 2. fıkrası, kamu makamlarının bu hakkı sınırlayacak veya kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmaları gerektiğini düzenlemiştir. Sözleşmenin 8/2 maddesi de iç hukukta, sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek nitelikte yasal düzenleme yapılamayacağına, uygulamada da bu hakların kısıtlanamayacağına yer vermiştir. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın 28. maddesi çalışan ve işveren örgütlerinin, topluluk hukuku, ulusal yasalar ve uygulamalara göre toplu sözleşmeler müzakere etme, imzalama, menfaat çatışması halinde grev dâhil, kendi çıkarlarını korumak için toplu eylem yapma hakkını düzenlemiştir. Anayasa ve insan hakları sözleşmeleri ile güvence altına alınan sendikal faaliyet hakkı Türk Ceza Kanunu ile de korumaya alınmış, TCK’nin 118. maddesinde sendikal faaliyetin engellenmesi yasaklanmıştır.

SENDİKAL FAALİYETLERDEKİ CEZALAR SÖZLEŞMEYE AYKIRI
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi kapsamında, sendikal eylem ve etkinlikler nedeniyle verilen cezaları, sözleşmeye aykırı bulmuştur. AİHM; KESK’e bağlı sendika üyelerinin başvurularında, AİHS’nin 11. maddesinin sendikanın yapacağı toplu eylemler yoluyla, sendika üyelerinin mesleki çıkarlarını savunma özgürlüğünü güvence altına aldığını, sendika üyeleri  tarafından gerçekleştirilecek olan bu eylemlere taraf devletlerin izin vermesi gerektiğini, 11. maddede grev yapma hakkı açık bir şekilde ifade edilmemişse de bu hakkın tanınmasının, en önemli  sendikal haklardan biri olduğunu, genel bir grev yasağının sözleşmenin 11. maddesinin ihlali anlamı taşıdığını, sendika üyelerinin grev ve eylemlere katıldıkları için disiplin cezası ile cezalandırılmalarının sendikal hakları kullanmaya yönelik caydırıcı bir niteliğe sahip olduğunu, yasaklama ve engellemelerin demokratik bir toplumda gerekli olmadığını tespit etmiştir. (Karaçay – Türkiye,  Satılmış ve Diğerleri – Türkiye,  Urcan ve Diğerleri – Türkiye, KESK üyesi Enerji Yapı Yol Sen – Türkiye) Benzer eylemler, Danıştay ve idare mahkemeleri tarafından da yasal ve meşru kabul edilmiştir. Danıştay; sendika üyelerinin sendikaların yetkili kurullarınca alınan, üretimden gelen güçlerini kullanma çağırısına uyarak,  davacının sendikal faaliyet kapsamında göreve gelmemesi fiilinin mazeret olarak kabulünün gerektiği yönündedir. Etkinlik nedeniyle göreve gelmemenin disiplin suçu ile cezalandırılmasını hukuka aykırı bulmuştur. Sendikal kararlar gereği değişik tarihlerde gerçekleştirilen uyarı grevleri ve iş bırakma kararlarına uyarak işe gitmeyen üyelerimize verilen disiplin cezaları, idare mahkemelerince iptal edilmiştir.

İŞ BIRAKMA EYLEMİ CEZALARI İPTAL EDİLİYOR
Konuya ilişkin yargı kararlarında, özellikle kamu çalışanlarının iş bırakma eylemlerinden dolayı uğradıkları soruşturmalar sonucu verilen disiplin cezalarının iptali istemli davalarda, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay, İŞ BIRAKMALARI SENDİKAL İZİN ve MAZERET İZNİ olarak değerlendirmiştir. Sendika üyelerinin, sendikaların aldığı karara uyarak, hizmet üretmemesi sendika üyeliğinin doğal sonucudur. Bu durumun temel hak ve özgürlükler kapsamında, yasalar, genelgeler, yargı kararları ile güvence altına alındığı tartışmasızdır. İdari makamların engelleme girişimleri Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesine aykırıdır.

Ogün İnal