Gençliğin başını duman almış

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en özel günü… Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün doğumgünü… Türk Milletinin kurtuluşunun başlangıcı… Türk tarihinin yazgısının değiştiği ve aydınlık bir gelecek belirlendiği gün… 19 Mayıs…

13846
Gençliğin başını duman almış

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en özel günü…  Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün doğumgünü… Türk Milletinin kurtuluşunun başlangıcı… Türk tarihinin yazgısının değiştiği ve aydınlık bir gelecek belirlendiği gün…  19 Mayıs…
Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs gününü Türk gençlerine armağan etmiştir. Armağan etmesinde ki anlama bakıldığında ülkenin yeniden doğmuş olması ve ülkenin gençlerimize emanet olacağını ve onların en iyi şekilde bu emanete sahip çıkacaklarından emin olunduğunu anlayabiliriz.  Çanakkkaleli gençlere 19 Mayıs ve Gençlik ve Spor Bayramı’nda  düşüncelerini sorduk.  Gençlerin gelecek konusunda kafaları karışık ama hedefleri de sağlam… İhtiyaçları olan tek şeyin azimle çalışmak olduğunu da biliyorlar.  Kentin en önemli sorunu arasında uyuşturu olduğunu dile getirenler de var.
Cumhuriyetimizi yükseltecek ve her daim sürdürecek olan gençlerimizin 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramları kutlu olsun.
 
Kentin gençleri diyor ki: “ Kafamız karışık”
19 Mayıs ve Gençlik ve Spor Bayramı’nda  Çanakkaleli gençlere  duygu ve düşüncelerini  sorduk.  Kentin gençleri, gençliğin en önemli sorununun kafalarının karışık olması olarak gördüklerini dile getirdi.
Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs gününü Türk gençlerine armağan etmiştir. Armağan etmesinde ki anlama bakıldığında ülkenin yeniden doğmuş olması ve ülkenin gençlerimize emanet olacağını ve onların en iyi şekilde bu emanete sahip çıkacaklarından emin olunduğunu anlayabiliriz.   Kentin gençlerine geleceklerinden umutlu olup olmadıklarını, en önemli sorunlarının ne olduğunu sorduk. İşte aldığımız cevaplar:
Emre Akdağ( 27): “ Şu anda gençler adına iyi diyebileceğim hiçbir şey yok. Eğitim sistemi temelden bozuk. Din Kültürü dersi bol, ahlak dersi yok.  Yani kim hangi mesleği seçerse seçsin ahlak dersi alınmalı. Ahlak eğitim hatta ilköğretim sıralarında ders olarak verilmeli.  Eğitim sistemi değişmeden ilerleme kaydetmek mümkün değil. Siyasetçilerin değişmesi, gençlerin başa geçmesi lazım.  Başbakan yazı yazmayı bilmiyor. Gençlerden ne bekleniyor? Ülke daha güzel yere gitsin istiyorum ama bu devirde para konuşuyor. Gençler azimli ama ne yapacaklarını bilmiyor. Karanlıkta kalmış gibiler. Ailelere de büyük iş düşüyor. Ben üniversiteye kadar hep ailemin istediği okullarda okudum. Lise eğitimim sırasında okul müdür yardımcısından neredeyse her gün dayak yedim.   Ben kapıdan girerken derdi ki benim stres topum geliyor. Kravatım yok diye ceketim yok diye saçım uzun diye sürekli dayak yedim.  Bu kimin suçu idi? Ben mi sorumsuzdum, okul müdür yardımcım mı sorunluydu ya da çok alkol alan ve eti  de kemiği de sizin diye beni istemediğim bir okula kaydettiren babam mı?  Önce aile eğitim sonra ilköğretim. Gençlikten önce ailelerin çocukluk döneminde verdiği eğitim önemli. Ben beş nesildir Çanakkaleliyim. Amcamın  tarihi yarımadada  müzesi var. Ama ben bu şehirde iş bulamadım. Hırsızlık uğursuzluk yapmıyorum ben de ne  yapıyorum şimdi, çöp topluyorum. Çok da mutluyum. 27 yaşımda öğrendim ki saygılı olmak işe yaramıyor. Köpeğimle sokağa çıkıyorum, bunun sokakta ne işi var diyorlar. Bu da neden oldu Çanakkale hızla göç aldı diye.  Ben bu ülkede bayramlarda çok üzülüyorum. 1 Mayıs’ta kentin en bilinden kafelerinden birinde çalıştım. Tek başıma, benden başka herkes 1 Mayıs kutlamaya gitmişti.  Şimdi sorarsanız herkes  hak hukuk adalet sosyalizm vesaire diye bağırıyor ama üç liraya çay veriyor, asgari ücretle saatlerce işçi çalıştırıyor. 9 sene garsonluk yaptım o kadar çok ezdiler ki, hakkımı yediler ki! Eşimle konuştuk, düşündük ve çöpten topladıklarımızı bit pazarında satmaya başladık. Çok ama çok mutluyum. Kapitalist bir patronum yok ve hakkım olanı kazanıyorum. İşimi de çok iyi yapıyorum. Her bulduğum şeyi temizliyorum, buraya tertemiz getiriyorum. Kendi geleceğimi kendim yazdım yani.”

Doğa Alaçal (17): “ Fen Lise”si’nde yatılı öğrenciyim. Ben geleceğim konusunda biraz kararsızım. Ailem Türkiye koşullarında tıp okumamı istemiyor, mühendislik istiyorlar ama ben tıp okumak istiyorum.  Ben geleceğimden umutluyum ama ülkenin geleceği için de çok da  umutluyum. Gençlerin  hedef belirlerken gerçekçi olması gerekiyor. Koşulları ve göze alınacak riskleri biraz gözden geçirmek gerekiyor. Çünkü  bazı kararların geri dönüşü zor oluyor.  Tercihlerimizi bilinçli yapmalıyız. Ben ülkemi çok seviyorum ama gün geçtikçe kötüye gidiyor. Eğer böyle devam ederse üniversite sırasında yurt dışına gitmek için de elimden geleni yapacağım. Şimdi ben Çanakkale’de gençliğimi sürdürmekten memnunum ve kendimi özgür hissediyorum.  Anadolu’da bir ilde  yaşasaydım da böyle hisseder miydim bilmiyorum.  Aslında ülkeler gençlerin omuzlarında yükselir. Bizlerin bilinçli adımlar atması gerekiyor. Sonuçta ülke ileriye gidecekse bizlerle  gidecek.”

Zehra Tanrıöver( 17): “Fen Lisesi’nde öğrenciyim.  Ben geleceğimden çok umutluyum.   Türkiye’de yaşayabileceğim en güzel şehirde öğrencilik yapıyorum.  Hatta üniversitede de burada kalmak istiyorum. Diş Hekimliği okuyacağım ve şimdi fakültesi de açılacak onun içinçok mutluyum.  Ben Türkiye’nin daha iyiye gideceğine inanıyorum. Arkadaşlarımız arasında hedefini belirleyememiş kesim çok. Azimli ve bilinçli olmak lazım. Herşey
çalışmaktan geçiyor.”

Sami Karayel( 26): “ Ben balıkçılık yapıyorum, mesleğimi seviyorum, o yüzden de gelecek kaygım yok. Şimdi gençleri aileleri biraz serbest bırakıyor. Gençler keyfine çok düşkün de olunca sorunlar başlıyor. Ben iş yok diye bir görüşü anlamıyorum. Çalışmak isteyene iş çok. Şu anda Çanakkale’de gençlerimizin sorunları ne diye sorarsanız da uyuşturu derim. Yetkililerin bu konuya eğilmesi gerektiğine inanıyorum.”

Oğuz Askar(27): “Ben 27 yaşındayım. Nereden baksan da yedi yaşımdan beri yani 20 yıldır meslek sahibiyim. Mesleğimi de severek yaptığım için geleceğimden memnunum. Ben gençleri azimli görüyorum. Biraz işverenler acımasız. İnsanların azmini kırıyor. Uyuşturucu muhabbeti çıktığından beri sorun hızla büyüyor. Bazı gençlerde de para şımarıklığı var. Aylardır Çanakkale’de hepimiz okuyoruz, izliyoruz. Gençler intihar ediyor, birbirini öldürüyor. Demek ki bir yerlerde çözüme kavuşmayı bekleyen sorunlar var.”

Şenol Karağlı(24):  “ 2 Senedir pamuk şeker satıyorum. 4 yaşında bir oğlum var. Allah rızkımızı veriyor. Bu işten başka da bir iş düşünmüyorum. Benim derdim helal para kazanmak.  Gençlerin herkesten çok çalışması, taşı sıksa suyunu çıkarması lazım. Memleketimiz ancak öyle ilerler.”

Orkun Çalışkan (23): “Ben Elektrik ve Enerji Bölümünde öğrenciyim. Ben insanları sadece çalışan ve çalışmayan olarak ikiye ayırıyorum.  Herkesin çalışarak inandığı işi yapmasını isterim. Çöp bile toplasak en iyisini toplayan olmak için çaba göstermeliyiz. Gelecek zor, her an her şey olabilir. İmkan varken hayata sımsıkı tutunmak lazım. Gençlerin kafası çok karışık. Kimse ne istediğini bilmiyor. Başımızdaki 16 yıllık iktidar sayesinde  çok ayrıştırıldık, birbirimizden koptuk. Eskiden gençler siyaset yapardı, onu da bıraktık. Herkes ekmeğinin derdinde. Ben kendi geleceğimden umutluyum ama her an her şey olabilir.  Mesela ben e-ticaret ile ilgileniyorum, random.art.gallery adlı instagram sayfamdan vintage ürünler pazarlıyorum.  Resim yapıyorum, kursuna gidiyorum. Dönüşüm ile uğraşıyorum. Bileklik yapıyorum. Şamanların odalarına astıkları rüya kapanlarından yapıyorum. Bir elektrik firmasının sosyal medya işleri ile de ilgileniyorum. Yani tek meslekle kendimi sınırlandırmıyorum. Açık düşünüyorum. Gençlere de tavsiyem budur. Sınırları ortadan kaldırsınlar.”

Dilek Akşen
 
 
 
 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.