Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Atatürk ve Çanakkale Araştırma Merkezi ile ÇOMÜ TV ortak yayını olan Kent ve Tarih sohbetleri Programının bu konuğu Almanya’da hayatını sürdüren Çanakkaleli, Çanakkale savaş koleksiyoneri Atilla Aşçı oldu. Taşçı Çanakkale'de geçen eski günlerini ve çocukluğunun yanı sıra, Almanya’da 30 yıllık savaş koleksiyonerliğine başlama hikâyesini anlattı. ‘’1924’de neredeyse savaştan 7-8 sene sonra İngilizler Gelibolu Yarımadası’nda, tüm harp mezarlıklarını. Biz niye tarihimize sahip çıkmıyoruz? diye üzülürdüm’’ dedi.

Eski Çanakkale sözlerini ‘’İki saatlik zamanda yüz kişi sohbet ederken, şimdi 3 dakikada aynı bölgeye gidiyorum’’ diyerek anlatan Aşçı, çocukluk yıllarında yer alan eski kent hakkında bilgi verip kendini tanıtıp şunları söyleyerek sözlerine başladı. Atilla Taşçı, “12 Nisan 1956’da Çanakkale Cevatpaşa Mahallesi’nde doğdum, tüm çocukluğumu, gençliğimi orada yaşadım. 18 Mart İlkokulu’nda okudum, 5 sene sonra Merkez İlkokulu, onun akabinde de Çanakkale Lisesi’ni 73’de bitirerek, İstanbul'a İngilizce okumaya gittim. Tabİi siz şimdi eski Çanakkale deyince, yeni Çanakkale'ye baktığımda arada çok büyük farklar görüyorum. En azından Kordon Boyu’na çıktığımda sahilde, kefal balık nasıl avlardık onu hatırlıyorum. Buzhaneye giderdik, yolda en az Golf’den buzhaneye gelip geçen 2 saatlik zamanda 100 kişi sohbet ederken, şimdi 3 dakikada aynı bölgeye gidiyorum tabii bu her kentte olan kentleşmenin de bir sonucu, üniversitenin açılması herkesin bir şekilde, geleceğini araması sonucunda Çanakkale kendi içeresinde bir dinamik kazanarak büyüdü’’ dedi.

‘’Kozmopolit bir dünyada büyüdüm’’
Öğrenciliğini yaşadığı ilk yıllarda Çanakkale sosyolojisi hakkında da değerlendirme yapan Aşçı, ‘’İlk Çanakkale yıllarım tabii benim sahilde geçti, Bir sahil kasabası olarak hatırlıyorum. Golf’ün önünden şimdiki Akol Otel’in önüne kadar kumsaldı. Biz orda, çarpma dediğimiz elimizde ilkel oltalarla kefal avlardık, o zaman uzaktan gördüğümüz kefalleri gördüğümüz zaman, bizim oraya hastane bayırı derlerdi, orda vali konağı vardı. Daha sonra çıraklık eğitim merkezi oldu. Her Ramazan saya giderdik. Vali bey de bize, fındık fıstık verirdi, doldururduk çocuklar tabii, her gün ordaydık. Şu anki ordu evinin karşısında İngiliz Konsolosluğu, Madam Kety, Yahudi Çarşısı vardı. Yahudilerin oluşturduğu silme Yahudi esnafı ile doluydu. Kozmopolit bir dünyada büyüdüm, Zaten biliyorsunuz Çanakkale’de bir Rum Mahallesi vardı. Ermeni mahallesi, Türklerin olduğu bir mahalle vardı. Biz onu yaşadık. Sınıfımızda Yahudi çocuklar, roman çocukları hep birlikte okuduk güzeldi’’ diye konuştu.
Koleksiyoner Aşçı 1915 savaşları, Çanakkale tarihi ve savaşlar ile ilgili bir şeyler biriktirmeye nasıl başladığını ifade ederek, ‘’Karşı kıyıya bir arkadaşın babası sayesinde sık sık gittim. Çünkü o İngiliz Mezarlıkları’nı denetleyen bir amcaydı Doğan amca. Onun oğlu Engin ile ben çok samimiydim. Çok sık giderdik karşı tarafa, beni çok etkileyen konu şuydu. 1924’de nerdeyse savaştan 7-8 sene sonra İngilizler o bölgede yani Gelibolu yarımadasında, tüm harp mezarlıklarını düzenlemişlerdi ve Enginin babası, bu mezarlıkları denetleyen temizleyen, her türlü işleri organize eden, ben de sorardım ona çok küçüktüm 10 yaşında, 11 yaşında. ‘Ya Doğan Amca bizim şehitlikler nerede? Biz kazanmışız savaşı, zafer bizim ama onlara verdiğimiz değer nerede?’ derdim, hakikaten beni çok etkilerdi. Hala çok etkilenirim. O da derdi ki; ‘Bak şurada keçiler otluyor. Belki oralar olabilir oğlum.’ Üzülürdüm yani biz niye tarihimize sahip çıkmıyoruz diye, tabii bu duygularla zaman geçtikten sonra, elimde fazla imkanlar olmadığından ama Almanya'ya gelip de, ben işte Çanakkale'den geliyorum. İşte biz Çanakkale'deyken zamanında siz bizim başkomutanımızdınız Liman San Wanders’i göndermiştiniz, biz aldık savaşı, ama kimsenin bundan haberi yoktu. Şaşırdım, bizim için Çanakkale savaşı, Çanakkale Zaferi, 18 Mart. Bizim ilkokul, beyaz yakalarımız bahriye paleti gibiydi. İşte bahriye bandosu gelir bizi 1 hafta çalıştırır, biz öyle yürürdük rap rap rap, marşla birlikte onun gururunu yaşardık Şimdi Almanya'ya geldim diyorum sonra bilmeyince başladım bu konuda çalışmaya, ya biz Dardanel'de beraberdik Çanakkale'de beraberdik. Hatta benim arkadaşlarım arasında da benim doğum tarihim 18 Mart diye bilinir. O kadar özdeşleşmişim. Bir arkadaşım var orda rahmetli oldu, onda bir iki obje gördüm. Demek ki böyle bir şey var dedim. 30 sene önce başladım böyle bir araştırmaya ve sonra sonuçta da İngiltere'den, Avustralya'dan, Yeni Zelenda'dan, Fransa'dan Çanakkale'de savaşmış askerin objelerini toplamaya başladım ki, tabii 30 senelik bir süreç son 5 senede biraz yavaşladım. Malum nedenlerden ötürü ama içimde hala uhde var. Şimdi şöyle bir şey oldu. İngiltere'ye gittim. İngiltere'de bazı malzemelerin olduğunu öğrendim. Gittim ve bir antikacı buldum elimde de Çanakkale'ye çıkarma yapan İngiliz birliklerinin adı da var. Adama soruyorum şu birliğin brovesi var mı? Önüme koyuyor. Ben tabii iyice coştum, ama cebimde 80 pound var. İki iç parça var ama ne koparsam kar diye. Arkadaş, ‘Yardım et, bak bu adam Gelibolu'dan savaşın olduğu yerden geliyor’ Deyince; “Adam dedi ki biliyorum bu koleksiyonculuk hastalık.’ Neyse 80 pounda hayal edemeyeceğim şeyleri aldım koleksiyonculuk böyle bir şey hele Çanakkale konusu olunca’’ şeklinde ifade etti.
 
İbrahim Akın Kazancı